Halkla Bayramlaşan Iğdır DEM Parti'den Bayram Mesajı DEM Parti Iğdır İl örgütü Kapan Sokak’taki parti binası önünde halk...           • Yaylacı Ayşe Karadağ: Güvence olmadan hayvancılık sürdürülemez Iğdırlı Yaylacı Ayşe Karadağ: Güvence olmadan hayvancılık sürdürülemez Ağrı...           • Kurban derilerimize ne oldu? Neden böyle oldu? Beş on yıl öncesine kadar her Kurban Bayramı’nda bir tatlı telaş yaşanırdı. Türk H...           • Rektör Gürel’den Milletvekili Alagöz’e taltif edici anlamlı Sözler Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel, Iğdır Milletvekili Cantü...           • Elde kalan kurbanlıklara ESK güvencesi yetiştiriciye moral odu Bakan Yumaklı’nın Üreticiye Jestine TÜRKYED’den Teşekkür… &Cced...           • Eski İl Emniyet Müdürümüz Orhan Çevik'ten Bayram Mesajı Geçmiş Dönem Iğdır İl Emniyet Müdürü Budapeşte Büyükelç...           • Iğdır Ak Parti'de Partililer Bayramlaştı Dün Iğdır’a gelen Milletvekili Cantürk Alagöz, AK Parti İl Teşkilatı’nd...           • Iğdır TSO Başkan Adayı Uğur Artantaş'tan Kurban Bayramı Mesajı Iğdır Ticaret Ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi TOBB Iğdır Genç Girişimciler B...           • Ermenistan ve ABD, anlaşmanın detaylarına dair ortak belge imzaladı Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Erivan'da bir diz...           • Rektör Prof. Dr. Ekrem Gürel’in Kurban Bayramı Mesajı Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel, Kurban Bayramı dolayısıyla y...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
Son Videolar

CHP: Özgür Özel'in Yanındayız
52 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da 19 Mayıs Coşkusu
73 İzlenme, 0 Yorum

“19 Mayıs” Paneli Düzenlendi
65 İzlenme, 0 Yorum

Vekil Hun: Yaşasın Barış
99 İzlenme, 0 Yorum

Şeker Pancarını Bitirdiler
103 İzlenme, 0 Yorum

Vali: Roja Dayikê piroz be
95 İzlenme, 0 Yorum

Emek Mücadelesi Susturulamaz
94 İzlenme, 0 Yorum

İdir'de Hıdırellez Coşkusu
108 İzlenme, 0 Yorum

Öğrenci Affı Çıkarılmalıdır
109 İzlenme, 0 Yorum

Amedspor Süper Lig'de
115 İzlenme, 0 Yorum

Alagöz, Talha’ya Umut Oldu
129 İzlenme, 0 Yorum

Diş Hekimleri Önlükleri Giydi
126 İzlenme, 0 Yorum

CHP’den 23 Nisan Manifestosu
109 İzlenme, 0 Yorum

Miniklerden Kartal Dansı!
151 İzlenme, 0 Yorum
Facebook

İstatistikler
Toplam: 3912265
Aktif: 129
Bugün: 2664
Dün: 3526
Reklam Alanı

.

Yaylacı Ayşe Karadağ: Güvence olmadan hayvancılık sürdürülemez

Iğdırlı Yaylacı Ayşe Karadağ: Güvence olmadan hayvancılık sürdürülemez


Ağrı Dağı yaylalarında koçerlik yapan Ayşe Karadağ, artan üretim maliyetleri nedeniyle hayvancılığın sürdürülebilir olmaktan çıktığını belirterek, “Maliyeti çok yüksek ama geliri yok” dedi.

 
Baharın ilk üç ayında başlayan ve geleneksel yöntemlerle sürdürülen koçerlik kültürü, artan araç kiralama maliyetleri ve yüksek üretim masrafları nedeniyle yaylaya çıkanları zorluyor. Teknolojinin gelişmesi birçok noktada kolaylık sağlarken, yüksek maliyetler, gece boyu süren bakım çalışmaları ile ilaç ve veteriner giderleri hayvancılığı tıkanma noktasına getiriyor.

 
Iğdır (Îdir) yaylalarında koçerlik yapan Ayşe Karadağ, geçmişten günümüze yayla kültürünü ve üretim süreçlerini değerlendirdi.

 
‘Dağlarda sırtımızla odun topluyorduk’

 
Ağrı Dağı yaylalarındaki hayvancılık faaliyetlerine, geçmişten bugüne değişen yayla koşullarına ve artan üretim maliyetlerine dikkat çeken Ayşe Karadağ, “Eskiden yaylalara çıkmak çok zahmetliydi. Yaylaların yolu olmadığından arabalar gidemiyordu. Eşeklerle eşyalarımızı götürüyorduk ama eksik götürüyorduk, yakacak götüremiyorduk. Ama şu an öyle değil; arabalar var, daha rahat gidiyoruz. Biz baharın ilk üç ayında gidiyoruz. Genellikle Ağrı Dağı’na çıkıyoruz. Hayvanlarımız Ağrı Dağı’nda otluyor, mandıra ile uğraşıyoruz. Herkes yemek için kendisi ile piknik tüpü götürüyor. Eskiden bizler yaylaya çıkarken bir an önce yakacak peşine düşüyorduk. Dağlarda sırtımızla odun topluyorduk. Yağmur başlamadan, bir an önce yakacağımızı toplamak için çalışırdık. Şu an fırsatlar elverirse, şartlar oluşursa dağlar velinimettir. Çünkü şartlar çok rahatladı. 

 
Şu an dezavantaj var; hayvan yetiştirmek zordur ama kârı çoktur diyemiyoruz. Hayvanları burada araç kiralayıp yaylaya çıkartıyoruz, sonra yine araç kiralayıp indiriyoruz. Çocuklarımız uğraşıyor. Maliyeti çok yüksek ama geliri yok. Verdiğin zahmetin karşılığını göremiyorsun. Bazı günler yaylada hiç uyuyamıyoruz; hep hayvanların yanında kalıyoruz, gece boyu hep ayaktayız. Şu anki yaylaların fiziksel zahmeti eskisine göre çok azdır. Eskiden maddi imkânsızlıklardan dolayı çok az hayvan beslerdik, şu an öyle değil” sözlerini kullandı.

 
‘Kadınlar dayanışma içinde oluyorlar’

 
Ayşe Karadağ, yaylalardaki geleneksel üretim kültürüne değinerek kadınlar arasındaki dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Geleneksel tulum peynirinin yapılışını anlatan Ayşe Karadağ, “Tulum peyniri kültürü özellikle bize aittir ve hala devam ediyor. Koyun postuna dökülen süt, belirli bir süre sonra tulum peyniri oluyor ve biz satıyoruz. O kültür hala bazı yerlerde devam ediyor. Koyun postuna koyulan süt sürecinde kadınlar arasında bir dayanışma oluşuyor. Özellikle postun dikilmesinde ve işlenmesinde kadınlar el birliğiyle ve dayanışma içerisinde bunu yapıyordu. Bir hafta böylece koyun postu ters olacak şekilde suyu süzülüyordu ve peynir haline geliyordu. Şimdi ise o sütü naylon bidonlara koyuyoruz. Eskiden teknoloji bu kadar gelişmemişti ve çok zahmetliydi, her şey elle yapılıyordu. Artık teknoloji gelişti ve büyük bir kolaylık sağlıyor” dedi.

 
‘Yayla kültüründe değişen bir şey yok, kadınlar şarkı söylüyor’

 
Geleneksel peynir üretiminin zahmetli aşamalarının bulunduğunu belirten Ayşe Karadağ, “Şu anki peynirler eski peynirler kadar güzel değil. Dokuzuncu aya yirmi gün kala koyun postuna koyulan bu sütler, kadınların yardımıyla günde bir evin sıralamasıyla açılıyor. Ve sonrasında o peynirlerin satımına başlanıyordu. Özellikle Iğdır'daki Acemler ve dostlarımız her biri yirmişer otuzar alıyordu. O şekilde satış yapılıyordu, biz de elimizdeki stoku bitiriyorduk. Şu an öyle bir şey yok, herkesin koyunu var, herkes kendine tutuyor. Koyun postu çok zahmetli bir iştir, herkes yapamıyordu. Kadınlar onu diktiği zaman parmak uçları yara oluyordu, hep iğne batıyordu ellerine. 
 

 
Yaylaya çıktığımız ilk aylarda koyunların çokluğundan dolayı herkes kendi işiyle uğraşıyor ve beraber oturup sohbet edebilecek zaman kalmıyor. Baharın bir ayının geçmesinden sonra işler biraz daha rahatlıyor, koyun sütlerinde azalma oluyor. Öyle öğle yemeğimizi yapıp beraber yiyoruz. Başka bir kadın çay yapıp çağırıyor, beraber içiyoruz. Yaylada gelenek görenek eskiden nasılsa aynı şekilde devam ediyor. Yayla kültüründe değişen bir şey yok. Öğlen koyunları sağdıktan sonra özellikle genç kadınlar termosa çay doldurup kendilerine gezintiye çıkıyorlar. Eskiden olduğu gibi yine dere kenarlarında şarkılar söylenip halaylar çekilir” diye konuştu.

 
‘Yaylalarda pancar otu da topluyoruz’

 
Üretim süreçlerindeki zorlukları anlatan Ayşe Karadağ, “Şu an yaylaya çıktığımızda sadece koyunlarla ilgilenmiyoruz; ayrıca pancar otu topluyoruz. O otlarla kışa hazırlıklar yapıyoruz. Eskiden o kadar insan gidip tek çadır götürüyordu, şu an ise bir kişi bile kendine iki çadır götürüyor. Eskiden yaylalarda çeşme yoktu. Biz dağları aşıp bazen eşekle, bazen sırtımızda getiriyorduk. Şu an öyle değil, hortumlar var, bizler ihtiyacımızı oradan temin ediyoruz. Eskiden eşeklerle eşya götürdüğümüz zaman ilkbahar dönemine denk geliyordu. O zaman da akarsuların seviyesinin en yüksek olduğu dönemlere denk geliyor ve o dönemde de eşeklerimiz sele kapılıyordu. İlk başlarda koyun memeleri çok sert oluyor, süt gelmiyor, o bizi çok zorluyordu” diye ifade etti.

 
Güvenlikçi politikaların sonuçlarını anlattı

 
Geçmişte uygulanan yayla yasaklarının yarattığı sorunları anlatan Ayşe Karadağ, bölgede uygulanan güvenlik politikalarının yarattığı zorluklara dikkat çekerek, “Eskiden bir ara askerler tarafından yaylaya çıkmak yasaklanmıştı. Biz de o zaman Erciş'in Şore yaylasını kiralamıştık. Gece vakti bir dereden geçmemiz gerekiyordu ama askerlerden saklanıp yaylaya gitmeye çalışıyorduk ve o gece eşyaları, küçük çocukları çok zahmetli bir şekilde derenin karşı tarafına geçirmiştik. Büyük bir korku iklimi vardı. Tabii dereden geçirmeye çalışırken de eşyalarımız, çocuklarımız sele kapıldı. Büyük eziyetler çektik yasaklardan dolayı. Çok zahmetli, yasakların ve asker korkusunun olduğu dönemdi. Şu an 25 yıl öncesinden bahsediyorum, çok zahmetli yıllardı. Eşyaları ve çocukları eşeklerle beraber gönderiyorduk. Bazen gittiğimiz yaylalarda kar tamamen erimemişti ve çığ tehlikesi vardı. Bazı dönemlerde eşekler, üstündeki yüklerle birlikte sağ yamacından oluşan kar kütleleri üzerinde yuvarlanıp aşağı kadar gidiyordu” dedi. (Jinnews)

20:50

Haber tarihi: 30 / 05 / 2026
Haber Okunma: 90
Haber Yorumları: 0


Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google




Önceki: Halkla Bayramlaşan Iğdır DEM Parti'den Bayram Mesajı
Sonraki: Kurban derilerimize ne oldu? Neden böyle oldu?




Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)




Köşe Yazıları
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

Sitemizdeki yazı, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi