Rektör Alma’nın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Mesajı Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarını oluşturan Türkiye Büyük Millet M...           • Iğdır Üniversitesi’nde 10. Bahar Şenlikleri Mezuniyet Coşkusu Iğdır Üniversitesi 2017-2018 eğitim öğretim yılı mezuniyet töreni, Şehit Bülen...           • 23 NİSAN MESAJI 23 Nisan 1920 Türk Milletinin ve Ulusumuzun geleceğini belirlediği, yön verdiği, egemenl...           • Iğdır Sanayi Sitesinde Feci Patlama 4 Ölü 12 Yaralı Iğdır Sanayi sitesinde bir iş yerindeki tüp patlaması sonucu dört kişi yaşamını yitirirk...           • HAK-PAR’DAN GAZETEMİZE NEZAKET ZİYARETİ Hak Ve Özgürlükler Partisi (Hak-Par) Başkanlık Kurulu üyesi Fehmi Atmaca ve be...           • Türk Hava Yollarının Skylife Dergileri Iğdırlı Öğrencilere Dağıtıldı Anadolu jet ve Türk Hava Yollarının Skylife dergileri Iğdır’ın Yüzbaşılar köy...           • Tarihi Kervansarayda Turizm Haftası Etkinliği Düzenlendi Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında Ejder Kervansarayında kutlama programı düzenlendi. Pr...           • Başkan Yikit, Sanayi Sitesinin Sorunları İçin Esnaf İle Toplantı Yaptı Iğdır küçük sanayi sitesinin mevcut sorunlarının çözümü nok...           • Sözleşmeli Öğretmenler Eğitim-Bir-Sen Iğdır Şubesini Ziyaret Ettiler Sözleşmeli Öğretmenleri temsilen her okuldan bir temsilcinin katılımı ile eğitimciler Eğ...           • Iğdır İş-Kur 1100 Kişilik Eleman Alımı Yapacak İlimiz nezdinde bulunan kamu kurum ve kuruluşlarla işbirliği ile yapılacak olan Toplum Yararına Pr...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
İstatistikler
Toplam: 794006
Aktif: 20
Bugün: 232
Dün: 897
REKLAMLAR

 

 

Son Videolar

Iğdır Valisinden Yağmur' Şiiri
821 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Melekli Şahmeran Tepesi
1577 İzlenme, 0 Yorum

Ahura Mazda Iğdır'da
1319 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Defile Düzenlendi
1633 İzlenme, 0 Yorum

IğdIrlı STK'lardan BARIŞ Çağrı
1516 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da İranlı Turistler ve I
2028 İzlenme, 0 Yorum

Avukat ne yapar? Sorusuna İlko
467 İzlenme, 0 Yorum

Fotoğraflarla Iğdır
835 İzlenme, 0 Yorum

Iğdırlı Aşık Hizani Söylüyor
300 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır küçük Millet Meclisinden
856 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Görüntüleri
479 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Tiyatro
392 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Görüntüleri
737 İzlenme, 0 Yorum

Çakırtaş Köyü Kul Yusuf Kümbet
1340 İzlenme, 0 Yorum

TRT1'de Newroz'u Anlatıyor
1102 İzlenme, 0 Yorum

Kendini Bir Erkeğe Sakla! - Hayati KAYA Birysl.Dönşm.Eğtmni.

Kendini Bir Erkeğe Sakla!

Yazar: Hayati KAYA Birysl.Dönşm.Eğtmni. |  Tarih: 29 / 03 / 2018 |  Yazı Okunma: 211


Toplum evlilik kurumuyla bir yanlış algı yaratır. Özellikle kadınlar şunu anlar; sonsuz aşkımızı bulduğumuzda onunla evleniriz cinselliğimizi onunla yaşarız. Bazen istenmeyen durumlar da gerçekleşebilir ve boşanmak zorunda da kalırız. Boşanırken de ikinciye evlenirken de toplumun aşağılamalarına maruz kalırız. Hele 3. ya da 4. evlilikse toplum sizi geçimsiz ilan eder, "doyamadı erkeğe" filan der. İşte bu tip baskılar insanları boşanmaktan da yeni evliliklerden de uzak tutar. Kadına denilmek istenen şudur; "bir erkekle cinsellik yaşamalısın doğru olan budur."

Bu düşünce bir bilinçaltı kaydı oluşturur. Bu kayıt daha küçük bir kız çocuğuyken oluşturulur. Evliliğin mutlu bir birliktelik olduğu anlatılır, iki yarımın bir bütün olduğu, "ruh eşi, sonsuz aşk" gibi ütopyalar üzerine hayal kurdurulur.

Dikkat ederseniz bu kayıtlarda kızlık zarının önemine ilişkin inançlar da vardır. Kadına bu düşünceler sözle olmasa da çaktırmadan sokuşturulur.

İşte bu şekilde büyük tuzağın içine girmişsinizdir. Bu inanç kalıplarıyla sizi insanlıktan çıkarmışlardır. Çünkü bir zar parçasını mal olarak taşımak zorundasınız. Eğer ki o zarı mal parçası olarak görüyorsanız, o mal sizi de mal yapacaktır.

Eski eşim bana "kızım" dediğinde hoşuma gitti. Sorgulayan bir insan olarak neden hoşuma gittiği üzerinde düşünmek zorundaydım. Şöyle düşündüm; Eğer bu zar benim için saklanmışsa bu kadını yönetebilirim. Çünkü bu kişi ailesinin sözünü dinlemiş başkalarıyla cinsellik yaşamamış. Erkek arkadaşları olmamış mutluluğu seçmemiş özgürlüğü olmayan bir insan! İyi o zaman ben onu dilediğim gibi kullanır, dilediğim zaman yatar, dilediğim gibi davranabilirim. Çünkü o köle olarak yetiştirilmiş. Ve bir yere de gidemez. Ailesi nasıl zapt ettiyse ben de zapt ederim. Bir köleye hangi erkek hayır diyebilir? E tabi o zamanlar 24 yaşındayım. Böyle düşünmem çok doğal ama emin olun bütün erkekler bu şekilde düşünüyor. Kendi özgürlüğünüzü kendiniz teslim edip sonra da "neden erkekler öküz" diye şikayet ediyorsunuz. Ablacığım, "ben öküzüm ben öküzüm" diye ortalıkta bağıran başkası değil ki, sensin!

"Kendini bir erkeğe sakla" kalıbı öylesine güçlüdür ki tüm hayatınızı yönetir. Genel olarak depresyonun ana nedeni budur. Bu kalıplarla doğamızı reddederiz. Doğamız nedir peki? Milyonlarca yıl erkek ve kadın daha 11-13 yaşlarında sevişmeye başladı. Anlaşmazlık durumunda kadın hemen bir başkasıyla ilişki kurabildi. Amına büyük değerler atfetmedi, amı onun kimliği olmadı. Evlilik gibi kurumlar olmadığı için büyük beklentilere de girmedi.

Sizler "benim kızlığım çok değerli" diyorsunuz ve hiç bir erkekle sevişmeyip 13 yaşından 23 yaşına kadar 10 yıl bekleyerek tanımadığınız bir adama o değerli malınızı yıllarca saklıyorsunuz. Kızlığın senden değerliyse sen kimsin? Bedenin senden değerliyse sen kimsin?

Kendinizi beden sanıyorsunuz.

Düşünce kalıplarınızı kendiniz sanıyorsunuz.

Sizler sonsuz gerçekliksiniz!

Düşünce kalıplarıyla kendinizi yok ediyorsunuz.

Sizler ölüsünüz. Diğerleri de size ölü gibi davrandığınızda kızıyorsunuz.

E ölüsün! Adam haklı!

"Kendini bir erkeğe sakla" kalıbı çok büyük bir düşünce travmasına neden olur. Herhangi bir erkekle yakınlaştığınızda mutlaka beklenti duygusu içine gireceksiniz. Kafanızda bir portre çizecek ve erkeğin bu çizginin dışına çıkmasına izin vermeyeceksiniz. (diğerinin özgürlüğünü kısıtlamak) Her şey sizin istediğiniz gibi ilerlemek zorunda. (kendi özgürlüğünüzü kısıtlamak) Zamanla erkeğe güven duyacak ve uzun bir birliktelik ya da evliliği garantilemeden yatağa girmeyeceksiniz. Oysa bu düşünceler yaşamın gerçeğiyle tamamen zıt yönde düşüncelerdir ve ruhsallıla ilgisi de yoktur. Erkeğe neden güven duymak istiyorsunuz?

"Sizi kandırmasın diye, bağlanırım diye, canınızı yakmasın diye!"

İyi de bu düşünceler hayatın gerçeğini reddetmek değil mi? Hayat güvenilir değildir. Ta ki siz hayatın sizin OL'manız için elinden geleni yaptığını anlayana kadar. Bu konuda erkeğe neden güvenmek zorundasın? Kendine güvenemeyişinin acizliği olabilir mi? Uzun birliktelik isteği ne peki? Kısa birlikteliklere orospuluk adı veriyorlar diye mi? Bu toplumsal düşünce mi sizi yönetiyor?

"Ama kısa birliktelikler beni yoruyor" demeyin. Yoruyor çünkü beklentiye girdiğin için yoruyor. Kendini bilmediğin için, bilinçsiz olduğun için, özgürlük ve mutluluğun ne olduğunu bilmediğin için, sevginin ne olduğuna dair her hangi bir fikrin olmadığı için yoruyor.

Finlandiya'da genelev yoktur. Bilinçli bir toplumdur. Kadınlar bedenlerinin ihtiyacı olan cinselliği reddetmezler. Ortalama haftada 2-3 kez bara gidip tanımadığı bir erkekle cinselliği yaşamaktan imtina etmezler. Bu durum son derece normaldir onlar için. Bir beklentileri yoktur erkekten. Hayatın akışına uyum sağlamış mutlu insanlardır. Çok sevebilecekleri bir erkek aramazlar. Önce kendileriyle mutlu olmayı öğrenmiş insanlardır. Fakat bir gün karşılarına çok sevebilecekleri bir erkeğin çıkabileceği gerçeğini de reddetmezler. Belki 6 ay belki 16 ay ama bir gün sevebilecekleri bir erkek karşılarına çıktığında da onunla sevgili olurlar, bazıları da evlenir.

Normali budur. Sağlıklı psikoloji budur. Beni anlayabiliyormusunuz?

Kendinizi bilmeniz gerekli. Deneyimden korkmamalısınız. Cesur olmazsanız hayat akıp gidecek ama sizler büyük acılar içinde yaşarken!

Kendinizi gözlemleyin. İlişkiler yaşayın. Hangi matematik işlemini yanlış yaptığınızı deneyimin içindeki acıdan anlayabilirsiniz sadece. Deneyim yoksa, bir köşede korkuyla oturup duruyorsanız ölün daha iyi. Çok samimiyim ölün. Çünkü bu zaten yaşamak değil. Ben sizin bulunduğunuz yerden geliyorum. Nasıl öldüğümüzü çok iyi biliyorum.

Ruh-beden-zihin dengesi.

Bu dengeyi hayatın içine korkusuzca girdiğimizde, kendimizi bildiğimizde kurabiliriz ancak.

Şimdi gidin. Beklentiye girmeden cinsel ilişki yaşayın. Karşınızdakini de sevmeniz gerekmiyor. İlk cinsel deneyimde çelişki yaşayabilirsiniz. Düşüncelerinizi doğru yapılandırmışsanız 2 yada 3. ilişki de sorun yaşamayacaksınız büyük ihtimalle.

Fakat ne istediğinizi bu ilişkiyi neden yaşadığınızı bilin. Şüpheniz olmasın. Bu ilişkiyi beden ile zihni birbirinden ayırmasını öğrenmek için yaşıyorsunuz. Ruhsal ilişkiden bahsetmiyorum. Bu sonraki aşama. Ruh, cinsellikte ayıp, günah gibi kavramları bilmez. Ruh, sizin mutlu olmanızı ister. Bunu isterken 1 ya da 20 erkekle birlikte olmanızla da ilgilenmez. Problemimiz zihinle beden uyumsuzluğunu gidermek.

"Ben değerliyim" diyebilmelisiniz. Fakat "ben" derken ego ya da düşünceleri kastetmiyoruz. Ruhumuzu kastediyoruz. Eğer ruhumuzun yolunu açacaksak zihinsel çöplükleri temizlemesini bilmeliyiz. Eğer değerliyseniz değerinizi onaylamanız gerekir.

"Beklentiye girmeden bir cinsel ilişki yaşadığınızda, toplumsal kavramlarla başkaları tarafından sahiplenilmiş olan cinsel organınız size ait olur." Bu cümleyi bir daha yazıyorum;

"Beklentiye girmeden bir cinsel ilişki yaşadığınızda, toplumsal kavramlarla başkaları tarafından sahiplenilmiş olan cinsel organınız size ait olur."

Toplumdan özgürlüğünüzü kazanırsınız. Bedeninizi düşüncelerinizle yönetmiş olursunuz. İşte o zaman "benim bedenim" deme hakkına sahipsiniz. Bu kalıbı kırmadan özgür olamazsınız. "Zorlanmayacaksınız" demiyorum bazıları zorlanabilir. Kendinize inanmalı ve ne yaptığınızın farkında olmalısınız. Bu konuda geçmişte danışmanlık alanlar 2-3 ayda çok büyük değişimler gösterdi. Cinsellik onlara büyük özgüven kazandırdı ve bu başarı sayesinde diğer konularda da büyük değişimler başarmış oldular. Mesele şu ki; siz değişmek istiyormusunuz? Bunun için sorumluluk alabilirmisiniz? Özgürlük ve mutluluğa hazırmısınız?

Sevgi ve saygılarımla...




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Facebook
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Twitter
Üye İşlemleri
Kullanıcı adı
Şifre
Biz Sizi Arayalım
Ad, Soyad:
Telefon:
Tavsiye Et
Ad, Soyad:
Gönderen:
Alıcı:
E-Mail Bülteni
Ad, Soyad:
E-Mail:
    
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi