Rektör Alma’nın Gaziler Günü Mesajı Şanlı tarihimiz bizlere gurur veren eşsiz destanlar ve zaferlerle doludur. Türk Milleti olara...           • Unutmamayı Unutma! Sabah işe geç kalmış, panik halinde bir an önce hazırlanıp evden çıkmaya &ccedi...           • 19 Eylül Gaziler Günü Münasebetiyle Anma Programı Düzenlendi 19 Eylül Gaziler Günü münasebetiyle Iğdır Belediye Meydanında anma programı d&...           • Gazeteci Murat Kazan'ı Kaybettik Iğdır'da gazetecilik yapan foto muhabiri Murat Kazan, Arkadaşımız ve meslektaşımız geçirdiğ...           • Pak Gıda Kesimhanesinin Açılışı Yapıldı 75 adet büyükbaş ve 160 adet küçükbaş günlük kapasiteli Pak G...           • Iğdır’da 49500 Öğrenci Ders Başı Yaptı 2018-2019 eğitim ve öğretim yılının ilk ders zilini Vali Enver Ünlü çaldı. 4...           • Agiri Yanıyor, Iğdır Bakıyor..! 13.09.2018 Çarşamba günü Ağrı dağı eteklerinde çobanların sebep olduğu &cc...           • Soya Fasulyesi Iğdır Tarlalarında... Iğdır'da ilk kez ekimi yapılan soya fasulyesi tarlası İl Tarım Müdürü Özkan YO...           • Van Milletvekili İrfan Kartal Iğdır Valiliğini Ziyaret Etti AK Parti Van Milletvekili İrfan Kartal, Iğdır Valisi Enver Ünlü'yü makamında ziyare...           • Iğdır Belediyesinden Öğrencilere Ücretsiz Saç Kesimi 2018-2019 eğitim öğretim yılının başlamasına 1 gün kala Iğdır Belediyesi mahalleler de k...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
İstatistikler
Toplam: 963140
Aktif: 17
Bugün: 261
Dün: 1788
REKLAMLAR

 

 

 

Son Videolar

Iğdır Valisinden Yağmur' Şiiri
1235 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Melekli Şahmeran Tepesi
2216 İzlenme, 0 Yorum

Ahura Mazda Iğdır'da
1776 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Defile Düzenlendi
2378 İzlenme, 0 Yorum

IğdIrlı STK'lardan BARIŞ Çağrı
1793 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da İranlı Turistler ve I
2666 İzlenme, 0 Yorum

Avukat ne yapar? Sorusuna İlko
839 İzlenme, 0 Yorum

Fotoğraflarla Iğdır
1489 İzlenme, 0 Yorum

Iğdırlı Aşık Hizani Söylüyor
609 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır küçük Millet Meclisinden
1161 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Görüntüleri
821 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Tiyatro
684 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Görüntüleri
2635 İzlenme, 0 Yorum

Çakırtaş Köyü Kul Yusuf Kümbet
1969 İzlenme, 0 Yorum

TRT1'de Newroz'u Anlatıyor
1449 İzlenme, 0 Yorum

Korku, Sevgi, İlişkiler, Varoluş Ve Kadın - Hayati KAYA Birysl.Dönşm.Eğtmni.

Korku, Sevgi, İlişkiler, Varoluş Ve Kadın

Yazar: Hayati KAYA Birysl.Dönşm.Eğtmni. |  Tarih: 24 / 04 / 2018 |  Yazı Okunma: 270


Var oluşumuzun ilk anında bedenimizi koruyabilmek için korku-ego duygusu oluşturuldu. Bu korkular, "yükseklik, yükses ses ve bilinmeyenden korkma" gibi genetiğimize işlenmiş korkulardır. Fakat bizler isteklerimizi de kendimiz sanarak, bunların olmaması durumundan da korkmaya başladık. Üzerine toplumun, devletin, dinin dayatmaları da eklenince tam olarak korku dolu bir varlık olduk. İnsan sürekli korkan bir varlık. Daha tehlike karşısına çıkmadan korku duygusu sürekli faaliyette olmak zorundaydı. Çölde, ormanda tehlikeyle karşılaşmadan korkmalıydık ki güvenlik önlemlerimizi de alabilelim. Yere ve çevreye çok dikkatli bakmalıydık ki bir yılana basmayalım. Bu şekilde hayatta kalabildik. Bu duyguların varlığı geçmiş döneme ait olsa da genetiğimizde kayıtlı olduğu için bugüne adapte olamadık, hala korkuyoruz.

Bugün korkacak bir şey yok fakat bu sefer de korku duygusunu evriltip her şeyden herkesten korkar olduk. Artık birilerinle tanışmaya, kaynaşmaya, sevmeye, aşık olmaya da korkuyoruz. "Acaba başıma ne gelir? Ya duygularıma hakim olamazsam? Ya onu çok sevdiğimde kaybedersem?"

Artık bedeninizin yok olmasından değil yaşayacaklarınızdan, üzüntü, acı duymaktan korkuyorsunuz. Üzüntü acı yaşamaktan korktuğunuz için de üzüntü ve acıları yaşıyorsunuz. Çünkü bu istemediğiniz bir şeydi.

"Ben üzüntü ve acı yaşamaktan korkmuyorum. Ben kendimi, hayatı, insanları tanımak istiyorum" dediğiniz anda ilişki beklediğiniz gibi yürümese de o acı ve üzüntüyü yaşayacak ve onu sorgulamaya başlayacaksınız. "Neden üzüldüm? Neden acı duydum? Duygularımı gözlemlerken nerede hata yaptım?"

deneyimin şansını yaşamış olacaksınız. Fakat sizler kendinize değer vermiyorsunuz ki! Verseydiniz bu soruları sorar, cevapları bulur ve bir adım daha yükselip varlığınızı onurlandırırdınız. Sizler varlığınızı "duygularınız" sanıyorsunuz. Birini sevdiğinizde asla gitmeyecekmiş gibi davranıyorsunuz. İçiniz bomboş ve o boşluğu başkaları doldursun istiyorsunuz. Beklentilere giriyor ve karşınızdaki insanın özgür davranışlarına ipotek koymaya çalışıyorsunuz. Beklentilerinizle, sevilme isteğinizle karşınızdakine saygısızlık yapıyorsunuz. Sonra da " o beni sevmedi ben onu sevdim ama" diyerek şirretliği de ihmal etmiyorsunuz. Birileri sizi sevmek zorunda mı? Birileri içinizdeki boşlukları doldurmak zorunda mı? Birileri değer verip sizi onore etmek zorunda mı?

Sonsuz değere sahip bir ruhunuz varken evrenin bu hakarete duyarsız kalacağını mı sanıyordunuz? "Sistem" dediğimiz bilinçaltının bir bölümü yani ruhun bir parçası, buna izin verir mi sanıyorsunuz? Karşınızdakine "beni sev" derken karşınızdaki bilinçaltının "kızım sen kendini sevmiyorken ben seni nasıl sevebilirim?" dediğini duymuyor musunuz?

Çocukken anne babanız sizi sevdi ve büyüdüğünüzde de güzel yüzünüz, göğüsleriniz, saçlarınız, poponuz var diye de aynı sevgiyi sevgilinizden bekliyorsunuz. Sevgilinizin anne baba gibi sevebileceğini mi sandınız. Hadi iki kuyruk sallayıp adamı aşık ettiniz diyelim, bilimsel olarak aşkın ömrü üç yıl neyi garantileyebilirsiniz ki? Sevginin ne olduğunu biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz.

Diğerinin sevgiyi bildiğini sanıyor musunuz? Hayır, o da bilmiyor!

O sizde bir güzellik görüyor ve geliyor. Neden geliyor? Sizi becermeye geliyor hepsi bu.

Onda da değersizlik hissi varsa, sevilmek istiyorsa hemen aklınıza "ohh benim tarafımdan sevilmek istiyor gidemez bu dingil bir yere" diyorsunuz. Hayatı garantiye bağladığınızı sanıyorsunuz. Ama bağlayamazsınız. Bilinçaltı sizin Olmanızı istiyor. Bir süre sonra içinizdeki boşlukla siz onu sömürmeye o da sizi sömürmeye başlayacaksınız. O ilişki de bitmek zorunda yani.

Yazdıklarımı okuyan ve anlamak istemeyen bazı insanların bilinçaltı harekete geçecek ve kendi varlığını sorgulamak ve gelişim arzusu yerine yazdıklarımı "ben bu değilim" diyerek-reddederek okuyacaklardır. Egoya girmeniz çok doğal. Ben size "sevgiyi bilmiyorsunuz" diyorum. Bir insan bunu kabul edebilir mi? Kabul ettiği anda öğrenmek için harekete geçer ama sizin böyle ciddi meselelerle işiniz olmadığını görüyorum. Siz dilediğiniz gibi yaşayın nasıl olsa on-onbeş yıl sonra görüşürüz.

Bu ülkede sevgiyi bilenlerin oranı 30-40 binde birdir. 1400 arkadaşım varsa -ki bunların belli oranı kaymak tabakadır- sevgiyi bilenlerin sayısı en fazla iki elin parmakları kadardır. Ve bunların neredeyse tamamı erkektir. Kadınların ağzından sevgiyi düşürmediğini görüyoruz ama bu kısıtlı bir sevgi, tamamı çıkara dayanıyor. Genel olarak erkekler sevgiyi bilmiyor ama kadınlar kadar sahte sevgi bağımlısı olmadıkları için daha kolay sorgulayabiliyor ve bu sorgulama neticesinde hakikate ulaşabiliyor. Duyguya daha nötr daha gerçekçi bakabiliyor.

Kadınlar ise duyguya köle oluyor.

Nasıl bilgeleşebilirsiniz?

Duygusuzlaşmadan o duyguları tahlil edebileceğinizi mi sanıyorsunuz? Sevilme duygusu olmadan, beklentiye girmeden cinsel ilişki yaşadınız mı hiç? Varlığınızın değeri için bunu yapabildiniz mi? Sizler kendinizi sahte sevgiye sattınız. Sizler Ataerkil düzenin kölelerisiniz. Sizler topluma, arkadaşlarınıza, ailenize, akrabalarınıza köle oldunuz. Sizler korku dolu varlıklarsınız. Korkudan ölüyor, gelişmiş bir Avrupa kadını gibi ilk gördüğünüz beğendiğiniz bir erkekle yatağa gidemiyorsunuz. Hissedeceklerinizden korkuyorsunuz değil mi? Sizler her şeyden korkuyorsunuz. Sizler yaşamak için gönderilmediniz. Sizler keşfetmek için gönderilmediniz. Sizler korkmak için gönderildiniz!

Kadın bir bilge var. Adı Ramtha. Hepiniz Ramtha olabilirsiniz. Fakat önce sarıldığınız sahte sevgiyi bırakın. Sahteliği bırakmadan, sahtelikten özgürleşmeden hakikate kavuşamazsınız çünkü.

Bu sözümü de pusula yapın kendinize;

Düşüncelerini gözlemle ne zaman korku duyarsan ve diğer tarafta da aşk, sevgi, cesaret, heyecan, adil düşünce, özgürlük ve neşe varsa o korkunun üzerine git. Öleceğini bilsen yine git. Çünkü istediğiniz bir şeyi yaşayamamak ölümden de beterdir zira.

Sevgilerimle…




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Facebook
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Twitter
Üye İşlemleri
Kullanıcı adı
Şifre
Biz Sizi Arayalım
Ad, Soyad:
Telefon:
Tavsiye Et
Ad, Soyad:
Gönderen:
Alıcı:
E-Mail Bülteni
Ad, Soyad:
E-Mail:
    
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi