IĞDIR THY’DEN IĞDIRLILARA BİR MÜJDE DAHA… Edindiğimiz bilgiye göre Türk Hava Yolları Iğdır’da son 24 saat içinde CHEC...           • Iğdır’da İş-Kur’a Eleman Alımıyla İlgili Soruşturma Açıldı Iğdır Valisi Enver Ünlü, İŞ-KUR’a alınan 1000 kişiyle ilgili usulsüzlük ...           • Hibe ile Düve Alım Desteğinden Faydalanacak Yetiştiriciler Belli Oldu Hayvancılık Desteklemeleri kapsamında 2018 yılı %30 hibe ile düve desteklemelerinden faydalan...           • VALİ ÜNLÜ İMECE DÖVİZ’İ ZİYARET ETTİ Vali Enver Ünlü, İl Mahalli İdareler Müdürü Çetin İden ile birlikt...           • Anız Yakmak Yasaktır, Anız Yakarak Geleceğimizi Yakıyoruz! Hububat Hasadından Sonra Tarlada Kalan Anızı Yakmak Geleceğimizi Yakmak Demektir. Anız Yakmak Yas...           • SAUNA KALP DAMAR HASTALIĞI RİSKİNİ AZALTIYOR! Japonya’da, 65 yaş üzeri sağlıklı bireyler üzerinde sıcak su ile banyo yapmanın ka...           • IĞDIR SPOR TOP BAŞI YAPTI Iğdır spor 2018-2019 Spor Toto Bal ligi 3. Gurupta mücadele edecek Iğdır spor yeni sezon hazı...           • AMAN DİKKAT, KLİMA GÖZLERİNİZİ ÇARPMASIN..! Yaz sıcaklarıyla baş edebilmenin en etkili yolu klima… Günlük hayatın için...           • Spor Yaralanmalarının %75’i Sporcunun Kendisinden Kaynaklanır! Yaz geldi, açık havada yapılan spor faaliyetleri giderek arttı. Ancak ne yazık ki yeterli h...           • Solar Yöntemlerle Elde Edilen Sıcak Su ile Kayısı Kurutulacak Iğdır Üniversitesi Yeşil Alan Müdürlüğü tarafından Şehit Bülent Yurt...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
İstatistikler
Toplam: 911886
Aktif: 22
Bugün: 920
Dün: 2116
REKLAMLAR

 

 

Son Videolar

Iğdır Valisinden Yağmur' Şiiri
1076 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Melekli Şahmeran Tepesi
1872 İzlenme, 0 Yorum

Ahura Mazda Iğdır'da
1601 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Defile Düzenlendi
2201 İzlenme, 0 Yorum

IğdIrlı STK'lardan BARIŞ Çağrı
1692 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da İranlı Turistler ve I
2425 İzlenme, 0 Yorum

Avukat ne yapar? Sorusuna İlko
699 İzlenme, 0 Yorum

Fotoğraflarla Iğdır
1234 İzlenme, 0 Yorum

Iğdırlı Aşık Hizani Söylüyor
481 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır küçük Millet Meclisinden
1043 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Görüntüleri
692 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Tiyatro
559 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Görüntüleri
1843 İzlenme, 0 Yorum

Çakırtaş Köyü Kul Yusuf Kümbet
1693 İzlenme, 0 Yorum

TRT1'de Newroz'u Anlatıyor
1329 İzlenme, 0 Yorum

Korku, Sevgi, İlişkiler, Varoluş Ve Kadın - Hayati KAYA Birysl.Dönşm.Eğtmni.

Korku, Sevgi, İlişkiler, Varoluş Ve Kadın

Yazar: Hayati KAYA Birysl.Dönşm.Eğtmni. |  Tarih: 24 / 04 / 2018 |  Yazı Okunma: 225


Var oluşumuzun ilk anında bedenimizi koruyabilmek için korku-ego duygusu oluşturuldu. Bu korkular, "yükseklik, yükses ses ve bilinmeyenden korkma" gibi genetiğimize işlenmiş korkulardır. Fakat bizler isteklerimizi de kendimiz sanarak, bunların olmaması durumundan da korkmaya başladık. Üzerine toplumun, devletin, dinin dayatmaları da eklenince tam olarak korku dolu bir varlık olduk. İnsan sürekli korkan bir varlık. Daha tehlike karşısına çıkmadan korku duygusu sürekli faaliyette olmak zorundaydı. Çölde, ormanda tehlikeyle karşılaşmadan korkmalıydık ki güvenlik önlemlerimizi de alabilelim. Yere ve çevreye çok dikkatli bakmalıydık ki bir yılana basmayalım. Bu şekilde hayatta kalabildik. Bu duyguların varlığı geçmiş döneme ait olsa da genetiğimizde kayıtlı olduğu için bugüne adapte olamadık, hala korkuyoruz.

Bugün korkacak bir şey yok fakat bu sefer de korku duygusunu evriltip her şeyden herkesten korkar olduk. Artık birilerinle tanışmaya, kaynaşmaya, sevmeye, aşık olmaya da korkuyoruz. "Acaba başıma ne gelir? Ya duygularıma hakim olamazsam? Ya onu çok sevdiğimde kaybedersem?"

Artık bedeninizin yok olmasından değil yaşayacaklarınızdan, üzüntü, acı duymaktan korkuyorsunuz. Üzüntü acı yaşamaktan korktuğunuz için de üzüntü ve acıları yaşıyorsunuz. Çünkü bu istemediğiniz bir şeydi.

"Ben üzüntü ve acı yaşamaktan korkmuyorum. Ben kendimi, hayatı, insanları tanımak istiyorum" dediğiniz anda ilişki beklediğiniz gibi yürümese de o acı ve üzüntüyü yaşayacak ve onu sorgulamaya başlayacaksınız. "Neden üzüldüm? Neden acı duydum? Duygularımı gözlemlerken nerede hata yaptım?"

deneyimin şansını yaşamış olacaksınız. Fakat sizler kendinize değer vermiyorsunuz ki! Verseydiniz bu soruları sorar, cevapları bulur ve bir adım daha yükselip varlığınızı onurlandırırdınız. Sizler varlığınızı "duygularınız" sanıyorsunuz. Birini sevdiğinizde asla gitmeyecekmiş gibi davranıyorsunuz. İçiniz bomboş ve o boşluğu başkaları doldursun istiyorsunuz. Beklentilere giriyor ve karşınızdaki insanın özgür davranışlarına ipotek koymaya çalışıyorsunuz. Beklentilerinizle, sevilme isteğinizle karşınızdakine saygısızlık yapıyorsunuz. Sonra da " o beni sevmedi ben onu sevdim ama" diyerek şirretliği de ihmal etmiyorsunuz. Birileri sizi sevmek zorunda mı? Birileri içinizdeki boşlukları doldurmak zorunda mı? Birileri değer verip sizi onore etmek zorunda mı?

Sonsuz değere sahip bir ruhunuz varken evrenin bu hakarete duyarsız kalacağını mı sanıyordunuz? "Sistem" dediğimiz bilinçaltının bir bölümü yani ruhun bir parçası, buna izin verir mi sanıyorsunuz? Karşınızdakine "beni sev" derken karşınızdaki bilinçaltının "kızım sen kendini sevmiyorken ben seni nasıl sevebilirim?" dediğini duymuyor musunuz?

Çocukken anne babanız sizi sevdi ve büyüdüğünüzde de güzel yüzünüz, göğüsleriniz, saçlarınız, poponuz var diye de aynı sevgiyi sevgilinizden bekliyorsunuz. Sevgilinizin anne baba gibi sevebileceğini mi sandınız. Hadi iki kuyruk sallayıp adamı aşık ettiniz diyelim, bilimsel olarak aşkın ömrü üç yıl neyi garantileyebilirsiniz ki? Sevginin ne olduğunu biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz.

Diğerinin sevgiyi bildiğini sanıyor musunuz? Hayır, o da bilmiyor!

O sizde bir güzellik görüyor ve geliyor. Neden geliyor? Sizi becermeye geliyor hepsi bu.

Onda da değersizlik hissi varsa, sevilmek istiyorsa hemen aklınıza "ohh benim tarafımdan sevilmek istiyor gidemez bu dingil bir yere" diyorsunuz. Hayatı garantiye bağladığınızı sanıyorsunuz. Ama bağlayamazsınız. Bilinçaltı sizin Olmanızı istiyor. Bir süre sonra içinizdeki boşlukla siz onu sömürmeye o da sizi sömürmeye başlayacaksınız. O ilişki de bitmek zorunda yani.

Yazdıklarımı okuyan ve anlamak istemeyen bazı insanların bilinçaltı harekete geçecek ve kendi varlığını sorgulamak ve gelişim arzusu yerine yazdıklarımı "ben bu değilim" diyerek-reddederek okuyacaklardır. Egoya girmeniz çok doğal. Ben size "sevgiyi bilmiyorsunuz" diyorum. Bir insan bunu kabul edebilir mi? Kabul ettiği anda öğrenmek için harekete geçer ama sizin böyle ciddi meselelerle işiniz olmadığını görüyorum. Siz dilediğiniz gibi yaşayın nasıl olsa on-onbeş yıl sonra görüşürüz.

Bu ülkede sevgiyi bilenlerin oranı 30-40 binde birdir. 1400 arkadaşım varsa -ki bunların belli oranı kaymak tabakadır- sevgiyi bilenlerin sayısı en fazla iki elin parmakları kadardır. Ve bunların neredeyse tamamı erkektir. Kadınların ağzından sevgiyi düşürmediğini görüyoruz ama bu kısıtlı bir sevgi, tamamı çıkara dayanıyor. Genel olarak erkekler sevgiyi bilmiyor ama kadınlar kadar sahte sevgi bağımlısı olmadıkları için daha kolay sorgulayabiliyor ve bu sorgulama neticesinde hakikate ulaşabiliyor. Duyguya daha nötr daha gerçekçi bakabiliyor.

Kadınlar ise duyguya köle oluyor.

Nasıl bilgeleşebilirsiniz?

Duygusuzlaşmadan o duyguları tahlil edebileceğinizi mi sanıyorsunuz? Sevilme duygusu olmadan, beklentiye girmeden cinsel ilişki yaşadınız mı hiç? Varlığınızın değeri için bunu yapabildiniz mi? Sizler kendinizi sahte sevgiye sattınız. Sizler Ataerkil düzenin kölelerisiniz. Sizler topluma, arkadaşlarınıza, ailenize, akrabalarınıza köle oldunuz. Sizler korku dolu varlıklarsınız. Korkudan ölüyor, gelişmiş bir Avrupa kadını gibi ilk gördüğünüz beğendiğiniz bir erkekle yatağa gidemiyorsunuz. Hissedeceklerinizden korkuyorsunuz değil mi? Sizler her şeyden korkuyorsunuz. Sizler yaşamak için gönderilmediniz. Sizler keşfetmek için gönderilmediniz. Sizler korkmak için gönderildiniz!

Kadın bir bilge var. Adı Ramtha. Hepiniz Ramtha olabilirsiniz. Fakat önce sarıldığınız sahte sevgiyi bırakın. Sahteliği bırakmadan, sahtelikten özgürleşmeden hakikate kavuşamazsınız çünkü.

Bu sözümü de pusula yapın kendinize;

Düşüncelerini gözlemle ne zaman korku duyarsan ve diğer tarafta da aşk, sevgi, cesaret, heyecan, adil düşünce, özgürlük ve neşe varsa o korkunun üzerine git. Öleceğini bilsen yine git. Çünkü istediğiniz bir şeyi yaşayamamak ölümden de beterdir zira.

Sevgilerimle…




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Facebook
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Twitter
Üye İşlemleri
Kullanıcı adı
Şifre
Biz Sizi Arayalım
Ad, Soyad:
Telefon:
Tavsiye Et
Ad, Soyad:
Gönderen:
Alıcı:
E-Mail Bülteni
Ad, Soyad:
E-Mail:
    
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi