"Muhtarlar Gününde" Muhtarları Unutmayan Biri Vardı Iğdır Valisi Enver Ünlü, bugün (19 Ekim 2018 Cuma) Muhtarlar Günü mü...           • Rektör Alma Iğdırlı Çiftçileri Kırmadı: Çiftçi Eğitim Merkezi Kuruldu Her zaman çiftçinin yanında olduğunu gösteren Iğdır üniversitesi ‘&C...           • Çocuğunuzu Göz Muayenesine Götürüyor Musunuz? Sağlıklı bir birey olarak yetişmek her çocuğun hakkıdır. Çocuğunun göz sağlığın...           • Sağlık Meslek Yüksek Okulunda Ortopedik Protez-Ortez Programı Açıldı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Bünyesinde Ortopedik Protez Ve Ortez Programı A&cce...           • Karakoyunlu'da Kurumlararası Futbol Heyecanı Devam ediyor Iğdır'a bağlı Karakoyunlu İlçe Kaymakamı Kamil Güzel'in girişimleriyle Gençlik ...           • IĞDIR’DA İLK SOYA HASADI BAŞLADI Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün girişimleri ve Teknik desteği ile İl...           • İl Sağlık Müdürlüğünden “Dünya Meme Sağlığı Günü” Standı “Dünya Meme Sağlığı Günü” dolayısıyla İl Sağlık Müdürü D...           • Tuzluca’da El Ürünlerini Değerlendirme Merkezini Kur'an Kursu Yaptılar Iğdır’a bağlı Tuzluca ilçesinde kayyum, Kadın Dayanışma Ve El Ürünlerini De...           • Turuncu Besinler Kemikleri Güçlendiriyor Yeşiller Gelişimi Hızlandırır Sağlıklı kemikler için kalsiyum gerekli; ancak tek başına yeterli değildir. Sağlıklı bir ke...           • Iğdır Üniversitesi Aşçılık Eğitimi İle Fark Yaratacak 2018-2019 eğitim öğretim döneminde Aşçılık Programı öğrencilerine kapılarını...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
İstatistikler
Toplam: 983663
Aktif: 19
Bugün: 570
Dün: 1196
REKLAMLAR

 

 

 

Son Videolar

Iğdır Valisinden Yağmur' Şiiri
1309 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Melekli Şahmeran Tepesi
2310 İzlenme, 0 Yorum

Ahura Mazda Iğdır'da
1840 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Defile Düzenlendi
2460 İzlenme, 0 Yorum

IğdIrlı STK'lardan BARIŞ Çağrı
1832 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da İranlı Turistler ve I
2754 İzlenme, 0 Yorum

Avukat ne yapar? Sorusuna İlko
895 İzlenme, 0 Yorum

Fotoğraflarla Iğdır
1596 İzlenme, 0 Yorum

Iğdırlı Aşık Hizani Söylüyor
657 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır küçük Millet Meclisinden
1208 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Görüntüleri
870 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Tiyatro
729 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Görüntüleri
2689 İzlenme, 0 Yorum

Çakırtaş Köyü Kul Yusuf Kümbet
2048 İzlenme, 0 Yorum

TRT1'de Newroz'u Anlatıyor
1499 İzlenme, 0 Yorum

Alarm Veren Ekonomi - Prof. Dr. Ahmet ÖZER

Alarm Veren Ekonomi

Yazar: Prof. Dr. Ahmet ÖZER |  Tarih: 25 / 05 / 2018 |  Yazı Okunma: 109


Son yıllarda ekonomi denince işsizlik ve yoksulluk akla geliyor. Gelir dağılımı geçtiğimiz yarım asrın nerdeyse en adaletsiz göstergelerini sergiliyor. En zengin% 20 ile aşağıdaki en fair %20 arasındaki uçurum tamı tamına 11 kat. Yoksulluk, işsizlik ve gelir dağılımındaki adalatsizlik azalacağına her geçen gün daha da artıyor. Resmi rakamlara göre işsizlik %11 civarında, gayrı resmi rakamlarla bakıldığında oranın bunun iki katı olduğu görülüyor. Özellikle genç nufüsta ,hele hele üniversite mezunları arasında varolan işsizlik dayanılmaz boyutlara varmış durumda.

Ayrıca yapılan araştırmalar nufüsün yarıya yakınının yoksulluk sınırında, üçte birinin açlık sınırında yaşadığını gösteriyor. İşsizler, evsizler, geliri olmayan aileler, kırsal alanda toprağı tapanı olmayanlar açlık sınırı ile karşı karşıya. Yani insani olarak yaşamlarını idame edebilmek için günlük biyolojik ihtiyaçlarını bile karşılayabilecek bir gelire sahip değiller. Asgari ücretlilerin, memurların önemli bir kısmı, emeklilerin büyük bölümü, dışlanmış gruplar, ekonomi dışı faaliyetlerle geçinmeye çalışanlar ise açlık sınırında yeralıyorlar. Öte yandan son yıllarda iktidar yandaşı bir kesim haksız yere zenginleşti, semirdi bir çeşit türedi bir yeni zengin sınıfı oluştu. Bu çarpık ve adaletsiz gelir dağlımı sistemi içinde zengin daha zengin olurken fakir daha fakirleşti.

Çünkü ülkenin önemli kaynakları satılarak, birilerine peşkeş çekilerek özelleştirldi. Üretime dönük yatırımlar durma noktasına geldi. Sabit sermaye yatırımları bu dönemde hemen hemen hiç yapılmadı. Kentlerde nufüs emme kapasiteleri yaratılmadı. Buna karşın inşaşat ve rantiye ekonomisi son yılların gözde sektörleri olarak öne çıktı. Oysa esas olan üretimdir, beton yenmez. Beri yandan esnaf kan ağlıyor, gün geçtikçe kapanan kepenk sayısı da artıyor. Doviz almış başını gidiyor, enflasyon bir türlü indirilemiyor, faiz ha keza... Benzin dünyanın en pahalı yakıtı haline geldi. Tarım sektöründe çalışan köylü mazot alamaz durumda.

Bu çerçevede elbette Mersin de bir türlü hak ettiği yere gelemedi. Yıllardır yerinde sayıp duruyor. Bir Antalya, bir Konya, bir Kayseri gibi olamadı bir türlü, ezcümmle Mersin yıllardır bir türlü kalkış aşaması perpformansını yakalıyamadı. Oysa buradaki güzellikler ve potansiyeller bu illerden fazlasıyla var. Tabi bütün bunların ülkenin ve kentin gerçek yönetim potansiyelini ortaya çıkarmasıyla yakın ilişkisi olduğunu da unutmamak gerekir. Şimdi seçimden sonra yeni bir yapılnma ve yeni bir şekillenme beklentisi var. O halde ne yapılmalı?

1. 3 B’ye geçilmeli: Bazen sembollerle konuşmak hafızada yer açmak için önemli. Örneğin bir önceki yazıda “Üç Y”’ye (yasaklara, yolsuzluklara ve yoksulluğa) son verilmeli demiştim. Burda da Üç B’yi anmak yerinde olacak. Yani CB adayı M. İnce’nin de belrttiği gibi 1)Barışacağız 2)Büyüyeceğiz 3)Adil bölüşeceğiz. Barış meselesi sadece siyasi bir mesele değil aynı zamnda ekonomiyi de derinden etkileyen bir mesele. Çünkü büyümek için ekonomik istikrar gerekli. Ekonomik istikrar için siyasi istikrar şart. Unutmayalım ki siyasi istikrarın da temel ön koşulu ve sigortası barış ve demokrasidir.

2. Büyüme zenginleşme ve adil bölüşüm için olmazsa olmaz koşuldur. Paylaşmak için üretmek gerekir, büyümek gerekir. Çünkü yoksulluk paylaşılmaz. %7 Büyüyen bir ekonomi hedefi güç dengelerinin doğuya kaydığı bu konjonktürde önemli ve gereklidir. Peki diyelim ki büyüdük adil bölüşüm topluma nasıl yansıyacak? Özellikle dar gelirlilerin, geniş yoksul yığınların geçim derdi çektikleri biliniyor. Bizim geleneğimizdeki “komşusu aç yatan tok bizden değil” sözü bile birçok şeyi açıklıyor. Kimsesizlerin kimsesi olmak, sesi çıkmayanların sesi olmak önemli burda. O yüzden her aileye ev, her eve bir çalışan/maaşlı olmalı. Çalışanların açlık sınırından kurtulması için asgari ücret 2200 Tl’ye çekilmeli..

3. Tarım ve hayvancılıkla işitigal edenler zor durumda. Toprak suya insanlarda toprağa hasret. Modern tarım yapılamıyor. Bir zaman canlı hayvan ihraç eden ülke yanlış politikalar yüznden kırmızı et ithal eder hale geldi. Tahıl ambarı Türkiye mercimeği buğdayı ithal edier hale gelmiş. Saman bile dışardan alınıyor. Bir kere girdiler mutlaka ucuzlamalı. Mazot 3Tl’de sabitlenmeli. Modern tarım ve hayvancılık için ucuz ve kolay ulaşılabilir kredi başta olmak üzere bütün teknik donanımlar sağlanmalıdır. Tarıma dayalı sanayi öncelikli olmalı, Türekiye'nin tarım potansiyeli göz önüne alınarak bu coğrafya Avrupanın organik tarım ve hayvancılık merkezi haline getirilmelidir.. Bu meyanda Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesi yendien gözden geçirilmeli.

4. Yartılan katma değer tanaba yansıtılmalı, Kişi başına Milli Gelir 15.000 Dolar seviyesine çıkarılmalıdır. Bunun için savurganlığa son verilmeli; enflasyon %5’e indirilirken faiz %7’ye çekilmelidir. Endüstri 4’ün bütün gerekleri yerine getirilerek başta Mersin olmak üzere Türkiye bir Lojistik Üstü haline getirilmelidir.

5. Çağımızad enerji önemli, ama enerjinin nasıl elde edildiği de önemli. Artık esas olan çevre dostu, doğayı ve insanı merkeze alan sürdürülebilir kalkınma ise burada çevre ve doğayla uyumlu insana zarar vermeyen enerji önem kazanıyor. O nedenle temiz ve yenilenebirlir enerjiye geçilerek, termik santraller sınırlandırılmalıdır.

6. Ve en önemlisi artık rantiye dönemi bitmeli; üretim ve adil paylaşımı esas alan bir ekonomi, markalaşma teşvik edilmeli, patent sayısı atırılmalı, teknoloji öne çıkarılmalı.dır. Yıllardır bitirilemeyen GAP projesi artık tamamlanmalıdır.
7. Ekonomi konusunda Mersin’e gelince. Bu konuda söylebnecek çok söz var. Ama kısaca şöyle bir özet yapalım. Artık Mersin "teka off" (kalkış) aşamasına geçmeli; 4 T’nın gerekleri yerine getirilmeli. Yani, Tarım, Ticaret, Türizm ve Teknolojinin kalkınma sürecinde entegre bir biçimde ele alınması ve bunlara ilişkin yatırımların behemahal yapılması gerekir. Bunlar artık sözde kalmamalı öz olarak mutlaka yapılmalıdır. Kentin eski dokusu yenilenerek, tarihi dokusu kullanılarak korunmaya alınmalı ve yeni kentsel gelişme alanları açılmalıdır.

DOLARIN FREN TUTMAZ DURUMU EKONOMİDE ALARM ÇALDIRIYOR

Ekonominin bugünlerde başaktörü dolar. Son günlerde Türk Lirası dolar karşısında çok hızlı değer kaybediyor. neden acaba. Ve neden TL adeta serbest düşüşe geçmiş gibi.. Ve neden Türkiye ekonomisinde ani duruş riski giderek artıyor. İnsanlar haklı olarak tedirgin.

Asıl soru şu: Buraya nasıl gelindi? Çünkü teşhis doğru yapılmazsa tedavi de doğru olmaz. Nasıl oldu da peşpeşe birbirini izleyen süreçler ekonomiyi neredeye çökme noktasına getirdi. Bir çırpıda akla gelenlere bakalım: Tek adamlık hırsı, bunu izleyen seçim furyası, FETÖ’nun askeri darbe girişimi, ardından gelen OHAL sivil darbesi, mevcut Hükümetin bu gelişmelere seyirci kalması, vatandaşı borca boğmaya dayanan popülist politikalar izlemesi... Bütün bunların sonucunda piyasalarda güven kaybı yaşanması.. İşte sonuç: Dolar kuru ve faizler dizginlenemez hale geldi.

Buna karşın hükümet (çözüm bulacağına)ne diyor? Dış güçler, Türkiye kurulan tuzak, dış borç ödemeleri vs. Bir kere dolar kurunda gelinen bu nokta, hükümetin söylediği gibi yüksek borç geri ödemeleri nedeniyle yaşanan geçici bir durum değil. Bunun nedeni kendilerininin ülkeyi borç batağına sürüklemeleridir. Bu bir.

İkincisi, sanaiyi, teknoloji ve üretim yerine ülkeyi borca batıran politikalardır. Üç, aldığı parayı betona yatıran yanlış ekonomi politikalardır. Dört, Türkiye’nin brüt dış borcunun 450 milyar doların, şirketlerin net döviz borcunun 222 milyar doların üzerine çıkmasıdır.

Şimdi bu taboluyu düzeltmek yerine işin kolayına kaçarak, ‘Türkiye’ye tuzak kuranlar’, ‘dış mihraklar’ sözleriyle durum idare edilemez artık. Bu sözlerin bir kıymeti harbiyesi kalmadı, artık deniz bitti. Diyorlarki 25 Haziranda düzelteceğiz. Peki şimdi niye düzeltmiyorsunuz? 25 haziranda düzeltebilen şimdi de düzeltir. Topluma kastınız mı var. Yoksa bu bir oy şantajı mı? Hayır düzeltemezler, bahane üretiyorlar. Oysa İktidar koltuğu bahane bulunacak yer değil, çözüm bulunacak yerdir.

SONUÇ

Kongar bugün köşesinde güzel bir belirleme yapmış. Sorun, zaten dışa bağımlı olan ekonominin, içte de, yağma ve talan için bilinçli olarak çökmesi sonunda, kaynak (finansman) sıkıntısının başlamış olmasıdır, diyor. Doğru, geniş kitleleri yoksullaştıran ama yönetici oligarşiyi zenginleştiren yağma ve talan ekonomisi son yıllarda belirgin hale gelmişti zaten. Bu da beş biçimde finanse edildi: 1) Cumhuriyet tarihi boyunca yapılan yatırımlarla üretilmiş olan değerler satıldı. 2) Kentsel rant için toprak yağması yapıldı. 3) İhale yasası 187 ayda 186 kez değiştirildi. İstenilen firmalara yatırımlar, istenilen koşullarla verildi. 4) Vergiler arttırıldı. 5) Borçlanıldı.

Bitmedi. Üçüncü havalimanı, üçüncü köprü gibi büyük yatırımlar, kaynak yetersizliğinden dolayı çok yüksek bedellerle ve hazine garantisi verilerek finanse edildi. Kanal İstanbul projesi başlatıldı.

Bu süreci sonunda, tarım sektörü geriledi, çiftçi yoksullaştı, Türkiye saman bile ithal eder hale geldi. Sanayi sektörü yüksek teknolojik katma değer üretimine yönelemedi, üretim ve verimlilik artışı sağlanamadı; ihracatın neredeyse yüzde 80’i ithalata dayalı hale geldi. Ekonomik hayat sadece inşaat sektörünün öncülüğüyle döndürülmeye çalışıldı. Sonunda, satılacak mal ve hizmet, alınacak vergi, kullanılacak kredinin sınırlarına ulaşıldı.

İşte bugünkü doların artışı, bu sınırlara ulaşılmasından dolayı, talan ve soygunun finansmanı için bulunacak kaynakların çok pahalılaşmasından kaynaklanmaktadır.

Bu krizin ilacı da, ekonomik karar alma mekanizmalarını, ülkeyi talan eden ve artık tek kişiye indirgenmiş olan küçük bir oligarşik azınlığın elinden alıp demokratik olarak belirlenmiş bir “ortak aklın” denetime vermektir... Bunun yolu da demokratik kurum ve kuralların sadece temel hak ve özgürlükler ve eğitim alanında değil, ekonomi konusunda da devreye girmesidir. Ve iktidar değişimidir...




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Facebook
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Twitter
Üye İşlemleri
Kullanıcı adı
Şifre
Biz Sizi Arayalım
Ad, Soyad:
Telefon:
Tavsiye Et
Ad, Soyad:
Gönderen:
Alıcı:
E-Mail Bülteni
Ad, Soyad:
E-Mail:
    
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi