Havuz Keyfi Yaparken, Gözlere Dikkat Yazın sıcak havalarla baş edebilmenin en keyifli ve eğlenceli yolları arasında deniz ve havuz kena...           • Iğdır Çalışma ve İş Kurumu'ndan TYP Duyurusu İl Müdürlüğümüz ile çeşitli kamu kurumları arasında Toplum Yararın...           • Uzman Diyetisyen Arpacı: Sağlıklı Beslenme İşitme Kaybını Önlüyor Yanlış beslenme kalbi besleyen damarlardaki gibi kulak içi kılcal damarlarda da tıkanmalara...           • Türkiye Kurgusal Duruşma Yarışması Bölge Birincileri Belirlendi Türkiye Barolar Birliği Eğitim Merkezi tarafından bu yıl 6'ncısı düzenlenen Türkiye...           • Iğdır Belediyesi Ücretsiz Yaz Futbol Okulunu Açtı Iğdır Belediyesi’nin son yıllarda düzenli olarak yaz aylarında okulların tatil olması i...           • TGS Akademi’nin 3'ncü Gazetecilik Eğitim Semineri Kars'ta Yapıldı Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Akademi’nin Gazetecilik Eğitim Semineri’nin 3...           • Iğdır´Da 50 Bin Öğrenci Karnelerini Alarak Tatile Girdi Iğdır merkez Mehmet Çavuş  ilkokulunda karne töreni düzenlendi.  &...           • Milli Eğitim Müdürü Hakan Gönen’den Ailelere Karne Uyarısı Iğdır Milli Eğitim Müdürü Hakan Gönen  , velileri, “Notları dü...           • Komşu Şehrin Minik Öğrencilerinden Anlamlı Ziyaret Ağrı Taşlıçay Yukarı Esen İlköğretim Okulunda öğrenim gören bir grup öğ...           • Belediye Meclis Üyelerine 76 Iğdır Belediye Sporun Formaları Verildi Iğdır Belediye Meclis Üyelerine 76 Iğdır Belediye Sporun Formaları Hediye Edildi. Iğdır Bele...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
İstatistikler
Toplam: 1225912
Aktif: 28
Bugün: 603
Dün: 2309
REKLAMLAR

 

Son Videolar

Iğdır Valisinden Yağmur' Şiiri
1979 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Melekli Şahmeran Tepesi
3154 İzlenme, 0 Yorum

Ahura Mazda Iğdır'da
2548 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Defile Düzenlendi
3245 İzlenme, 0 Yorum

IğdIrlı STK'lardan BARIŞ Çağrı
2265 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da İranlı Turistler ve I
3727 İzlenme, 0 Yorum

Avukat ne yapar? Sorusuna İlko
1550 İzlenme, 0 Yorum

Fotoğraflarla Iğdır
2841 İzlenme, 0 Yorum

Iğdırlı Aşık Hizani Söylüyor
1185 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır küçük Millet Meclisinden
1704 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Görüntüleri
1759 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Tiyatro
1218 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Görüntüleri
3276 İzlenme, 0 Yorum

Çakırtaş Köyü Kul Yusuf Kümbet
2756 İzlenme, 0 Yorum

TRT1'de Newroz'u Anlatıyor
2063 İzlenme, 0 Yorum

Aşk - Dr.Ruhsar UÇAR

Aşk

Yazar: Dr.Ruhsar UÇAR |  Tarih: 14 / 04 / 2019 |  Yazı Okunma: 253


“Birini sevmeye koyulmak başlı başına bir iş, bir girişimdir. Güç ister, yürek ister, körlük ister, hatta başlangıçta öyle bir an vardır ki uçurumun üstünden sıçramak ister; düşünmeye kalkarsan aşamazsın onu.” Simone de Beauvoir

Simone sanırım Aşk’tan çok sevgiden bahsediyor; cümlenin gidişinden yoğun bir emek eyleminin merkezde olduğunu görüyoruz. Evet, paldır küldür, hesapsız kitapsız, damdan düşer gibi âşık oluyoruz ve doludizgin yüreğimiz çarpa çarpa, ayaklarımız yerden kesilip aklımız da başımızdan gider şekilde bir sarhoşluk haliyle devam ettiriyoruz aşkı ama her yoğun enerjinin mahkûm olduğu kaderi yaşayıp kısa bir süre sonra yok olup gidiyor ya da bambaşka bir şekle dönüşüyor. Yedi çeşit aşk ve âşık olduğu söylenir, kişiliğimiz ne ise duygu halimizde onu yansıtıyor. Arkadaşça aşk, tutkulu aşk, romantik aşk, mantıklı aşk… Şekli nasıl olursa olsun dengenizi, hormonlarınızı, ruh halinizi alt üst eden kaotik bir hal’dir aşk. Çoğu zaman sağlıklı düşünemez, beklenen doğru davranışları gösteremezsiniz, karar mekanizmanız bozulmuş, kontrolü kaybetmişsinizdir. İçinizde ki ses dur yapma aman ha dese de kendinizi alamaz, kapılı verirsiniz.

Oysa sevgi öyle mi? Sevgiye giden yol çetrefilli, alabildiğine engebeli, çoğu zaman hüzünlü. İçinizi kanatarak verdiğiniz kavganın büyük galibidir sevgi. Soluğunuz kesilir nefes alamazsınız bir yandan kalbinizin kontrolsüz ritmine tutamadığınız gözyaşlarınız eşlik eder. Sevgi özen ister, her daim elin üstünde bir bebek itinası ile büyütülmek ister, şefkat, hoşgörü, fedakârlık ister. Karşından ne alacağın değil onu daha fazla nasıl mutlu ederimin karşılıksız koşuşturmasıdır sevgi. Koruyup kollayan, derdini derdi bilen, o üzülünce hayata küsen, sevinciyle yüreği kafesine sığmayan çocukça masum tertemiz şen haldir sevgi. Sevgi değer vermektir, yüceltmek, takdir etmek, yaptıklarıyla gurur duymak, bilgiyle tecrübeyle beslemek, birlikte büyüyüp yetkinleşmektir. Sevgi samimiyet, dürüstlük ister, eğilip bükülmeyi değil dosdoğru olmayı gerektirir. Kandırmayacaksın, duygularıyla oynamayacaksın, iyi niyetini suiistimal etmeyeceksin, seviyorsan sahiplenip sonuna kadar gideceksin, ne hastalık, ne ölüm, ne varlık ne yokluk seni durduramayacak. Birlikteliklerin başlangıcına zemin hazırlayan faktörler vardır aslında; hayattan beklentilerimiz bazen karşımızdakinde vücut bulur ve o insanı daha sempatik bir hale getirebilir gözümüzde bir anda yeri farklılaşabilir. Örneğin yakışıklı ya da güzel olması, zengin ve kudretli olması, unvanının tüm kapıları açması, soyu, sopu, endamı, boyu, posu, karizması… Âşık olduğunuzu zannedersiniz hatta kendinizi o kadar inandırırsınız ki evet yıllardır aradığınızı bulmuş, sonunda mutluluğa kavuşmuşsunuzdur. Hayalleriniz sonunda gerçek olmuş, sevdiğinize sahip olmuşsunuzdur, mutlu olacağınıza olan tam inancınızla ayaklarınız yerden kesilmiştir. Garip bir ruh hali hâsıl olur; durup dururken gülmek, şarkılar söylemek istersiniz herkesi içinize alacak gibi sevgi dolusunuzdur. Daha pozitif bakmaya, eğlenceli ve keyifli anların peşinden koşmaya başlarsınız. Aşkın sahte yüzüdür bu ve gerçeklik çok yakında kapınızı çalacaktır. Ne çok aşk ve âşık hikâyesinin mezarlığına tanıklık etmiştir insanlık tarihi. Çılgın gibi âşıkların çok değil birkaç yıl sonra boşandılar ya da ayrıldılar haberini alırsınız. Alabildiğine kişilik çatışması, iktidar kavgası, bencillik ve ego savaşının hüküm sürdüğü bir arenadır şimdi birliktelik. Artık beni sevmiyor, ilgi duymuyor, yokmuşum gibi davranıyor serzenişleri feryat figandır. Aslında hikâyesinin ilk gününden beri tek tek her kareyi sorgulasa sevgisizliğin filmin sonu değil başlangıcında ki sahnede filizlendiğini fark edecektir. Keşke nefes aldığımız her anın hesabını tutarak yaşasak, her anı hissederek, duyumsayarak, farkında olarak, bütün samimiyetimizle ruhun saflığına odaklanarak, duygularını tartarak, koklayarak, tüm renkleri zihnimize kodlayarak, gerçek sevgi dışında olası tüm faktörleri elimine ederek, varsıl her şeyi elimizin tersi ile iterek, tevessül etmeyerek yaşasak kocaman bir yalanın ortasında, omuzlarımızın üstünde koca bir hayal kırıklığı ile hayatın en kolay işi sevme yetisini gösterememiş beceriksiz bir kaybeden olmazdık. Hikâyenin hüzünlü sonu ile koca bir ömre yayılan burukluğunu yaşamamak adına doğru insanları alın hayatınıza ve eğer eminseniz duygularınızdan onu kaybetmemek için savaşların en büyüğünü vermek gerekiyorsa çıksın o vakit kılıçlar kınından son pişmanlığın vicdani harabiyetinden kurtulmak için.

Sonsuzluk Ormanı(The Sea of Trees) Cannes filim festivalinde en iyi erkek ve kadın oyuncu, en iyi senaryo ödülü almış, Altın Palmiye Ödülü adayı beni derinden etkileyen bir filmdi. Filmin başrol oyuncusu Arthur Brennan Fizik Profesörü, karısı Joan ile birbirine deli gibi âşık olarak evlenmişler ancak bir süre sonra aralarında ki bağ zayıflıyor aynı evin içinde iki farklı yaşam başlıyor. Sohbet edemiyorlar birbirlerine dokunmuyorlar Arthur verdiği derslere odaklanamıyor, kafasının içini bir türlü toparlayamıyor. Joan yalnızlığını ardı ardına devirdiği içki kadehlerinde gidermeye çalışıyor bir yandan aradığı sevgiyi, ilgiyi duyurmak adına önce sessiz çığlıklar atıyor sonra kavgaların dozajı artıyor ve Joan hastalanıyor beyninde tümör olduğu ve acilen ameliyat olması gerektiği söyleniyor. Arthur sarsılarak o güne kadar eşine ne büyük acılar çektirdiğini fark ediyor. Ameliyatın sonunda sevindirici haberi alıyorlar iyi huylu bir tümör ve tamamen alındığı için hayatını sağlıklı sürdürebilecek ancak nekahet dönemini başka bir hastane de tamamlaması için ambulansla sevk edilir.  Ve olmayacak korkunç bir şey olur Ambulansa kamyon çarpar ve kazada Joan hayatını kaybeder. Arthur yıkılmıştır, korkunç bir depresyon, vicdan azabı, ne yapacağını şaşırmış bir şekilde henüz vefatın üstünden iki hafta geçmiştir ki Japonya’nın Fuji Dağı’nın derinliklerinde bulunan dünyanın farklı ülkelerinden insanların gelip burada yaşamına son verdiği Aokigahara’nın dipsiz labirentinde bulur kendini. O ormanda kendisi gibi intihar etmek için gelmiş Japon Takumi ile karşılaşır Takumi intihardan vazgeçmiş ancak çıkışı ararken yolunu kaybetmiştir. Onun hayata tutunma çabası ve aralarında oluşan dostluk Arthur’un kararını sorgulamasını sağlar ve büyük bir mücadele ile ormandan kurtarılır. Orada bıraktığını düşündüğü Takumi’yi sonradan bulmak için ormana geri döndüğünde aslında konuştuğunun kendi iç sesi olduğunu onca zaman ormanda yalnız olduğunu ve yol boyunca kendisine kaybettiği eşinin rehberlik ettiğini fark eder. Evet, kaybedince değeri anlaşılır çoğu zaman gerçek sevgiler, yaşarken kıymetini çokta bilmeyiz. Birlikteyken yaşanacak onca güzel an varken elimizden yitip gitmesine şahitlik ederiz ve telafi şansını yitirdiğimizde korkunç bir vicdan azabı ve yürek buruntusu ile baş başa kalırız.

Seven sevdiğinin öylece gitmesine müsaade etmemeli, sımsıkı tutmalı elini. Mevlana vuslatı iki iken bir olmak, birbirinde yok olmak diye tarif etmiş. Aşkın yolculuğu ile ilgili Mevlana: “Aşk ateşi önce sevilene düşer, ondan da aşığa sıçrar. Muma bak da gör önce kendi yandı sonra pervaneyi yaktı. Sen bir gölge varlıksın, fakat güneşe âşıksın, güneş gelince gölge yok olur gider”. “Aşkın sesi gelince ölmüş ruhlar kanat çırpmaya, ölüler beden kabrinden başkaldırmaya başlarlar”. Ey gönüllerinde aşk derdi olmayanlar, kalkın âşık olun! Ey insan, ilacın sendedir; fakat bilmiyorsun; derdin de yine sendedir; ancak görmüyorsun. Canların fidanı aşktır demiş ne güzel söylemiş. Yozlaşmış dünya da her şey kirlenirken aşk da sevgi de nasibini alıyor. Aşk adına ne sahte birliktelikler kurulup, bozuluyor ve her yaşanan büyük bir yıkım yaratıyor değerlerde ve aslında BENLİK’te.




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Facebook
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Twitter
Üye İşlemleri
Kullanıcı adı
Şifre
Biz Sizi Arayalım
Ad, Soyad:
Telefon:
Tavsiye Et
Ad, Soyad:
Gönderen:
Alıcı:
E-Mail Bülteni
Ad, Soyad:
E-Mail:
    
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi