Serdar Ünsal: Haydar Aliyev'i Rahmetle Anıyoruz Iğdır Azerbaycan Evi Derneği Başkanı Serdar Ünsal ''Haydar Aliyev Türk Dünyasında İ...           • İhmal Edilirse Ameliyat Gerekiyor Yemek yerken çenede yorulma hissi ve kulak çınlama şikayetleri ile gelen hastaların ...           • ‘DAP Eylem Planı’ Hazırlık Çalışmaları Başladı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı Kalkınma Ajansları temsilcileri ile DAP İdaresi uzman...           • "10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü" Kapsamında Panel Düzenlendi Iğdır Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü tarafından...           • Devlet Gözetiminde Çöpçatanlık Sitesi Ne Kadar Sağlıklı Olur? Bir vatandaşın "devlet gözetiminde çöpçatanlık sitesi olsun" isteğine Aile...           • İHD Iğdır Temsilciliğinden “İnsan Hakları Günü” Mesajı İnsan Hakları Derneği Iğdır İl Temsilciliği “İnsan Hakları Günü” dolayısıyla...           • Çiftçi Dostu Demirel Ailesinden Iğdır’a Bir Marka Daha: SOLİS TRAKTÖR Çiftçi ve traktör dostu Demirel ailesinden Iğdır’a bir marka daha…...           • Kasım Ayında Iğdır Havalimanı’nda 19.672 Yolcuya Hizmet Verildi Kasım Ayında Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanı’nda 19.672 Yolcuya Hizmet Verildi&hell...           • Melike Göktaş ADEM’ i Ziyaret Etti Iğdır’ın Karakoyunlu İlçesi Kaymakamı Lütfullah GÖKTAŞ’ ın eşi Melike...           • Tonya Doğanspor 2-2 Iğdır Esspor Iğdır Esspor deplasmanda karşılaştığı Güçlü rakibi Tonya Doğanspor ile 2-2 berabe...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
İstatistikler
Toplam: 1471200
Aktif: 28
Bugün: 1205
Dün: 3752
Son Videolar

Iğdır Tanıtım Videosu
30 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Şahmeran Efsanesi
36 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Ejder Kervansarayı
32 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Görüntüleri
29 İzlenme, 0 Yorum

Em.Md. Yüksel Babal Unutulmaz
27 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Filmi
28 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'dan Defile Görüntüleri
38 İzlenme, 0 Yorum

Aşık Hizani Iğdır Eşliğinde
28 İzlenme, 0 Yorum

Çille Neçe
29 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Nevroz
27 İzlenme, 0 Yorum

Dengbej Sesi Eşliğinde Iğdır
28 İzlenme, 0 Yorum

Bî Kurdi İdîr
32 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır kMM'den Görüntüler
35 İzlenme, 0 Yorum

Ahura Mazda Iğdır'da
31 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Valisinden Yağmur Şiiri
29 İzlenme, 0 Yorum
Iğdır Nöbetçi Eczaneler

Kolektif Bilincin Kurbanları; "Duygularıyla Yaşayanlar" - Hayati KAYA Birysl.Dönşm.Eğtmni.

Kolektif Bilincin Kurbanları; "Duygularıyla Yaşayanlar"

Yazar: Hayati KAYA Birysl.Dönşm.Eğtmni. |  Tarih: 18 / 08 / 2019 |  Yazı Okunma: 421


Daima duygularınızın peşinden koşuyorsunuz. Kendi haline bırakılmış, bilinçle yapılandırılmamış bir zihinden, uzantısı olan duyguları gerçeğin kendisi sanıyorsunuz. Duygular gerçek filan değildir. Kusurlu düşünce silsilesinin yapılandırdığı duygular da kusurludur. Bu kadar net, anlıyor musunuz?

Kusurlu düşünce silsilesine sahip olup olmadığınızı anlamak için kendinize sorun "ben yaşamda acı duyuyor muyum, ben üzülüyor muyum?" Acı ve üzüntü varsa o kişi bir yanılsama içindedir, rüyadadır; uyanmamıştır-bilinçsizdir.

Bilinçli bir insan duygularını yönetebilir, her hangi bir acı karşısında zihnin uyarılmasına karşı bilinç hemen devreye girerek "acıyı seçmeyebilirsin" diye uyarıda bulunur. Kişinin üzüntü ya da acıyı seçip seçmeyeceğinin inisiyatifi tamamen yine kendi elindedir, zemin ve duruma göre acıyı seçebilir de. Uyanmış birinin bilinç sistemi otokontrolle işler.

İnsan duygularını yaşadığında mutlu olur, doğrudur. Ama kendi haline bırakılmış ya da başka etkiler tarafından yönetilen duygular değil. Duygularını tanıyarak, farkında olarak, ne istediğini bilerek.

Bir usta şöyle demişti; "Duygular akıl gözünü kör eder. Duygulardan arınılmadığı zaman, bunun sonucu dengesizliktir." ne güzel de söylemiş kelimeler öyle hoş öyle yerinde ki.

Farkındalıksız insanlar kendilerinin acz içinde olduklarını bilirler ve aczin getirdiği tutsaklık kompleksiyle kendilerine benzemeyen insanları "suçlayarak" değiştirmeye çalışırlar; "Yine dört şehit verdik çok üzüldüm!" (sen de üzül üzülmezsen insan değilsin) Belki o da üzülüyordur ne biliyorsun? Belki daha farkındalıklı bakıp ölen eli silahlı Kürtlere de üzülüyordur. Belki de hiçbirine üzülmüyor sistemi nasıl değiştireceğini düşünüyordur. Çünkü üzüntünün olduğu yerde analitik düşünce yoktur.

Toplum sizi kendine benzetmek için elinden geleni yapar. Amaç sizi duygudaş yapmaktır. "Duygudaş."

Nedir duygudaş? Aynı duyguları paylaşan insanlar aynı düşünceleri de paylaşıyordur.

Peki bu ne işe yarar? İnsan duygudaş guruplara sahip olduğunda o guruptaki insanları sever, kendini kalabalık hissederek sevildiğini-onaylandığını düşünür.

Duygudaş guruplar nelerdir? Türklük, Atatürkçülük, aynı dinden ya da partiden olmak v.d. Bu bağımlılıklarla ilgili duygudaşlarla aynı tür paylaşımlar yapmak v.d.

Peki, insanoğlunu duygudaş aramaya iten asıl neden nedir? Sadece "yalnızlık korkusu!" Yalnız kalmaktan insan nefret eder çünkü yalnızlık hissinde "sevilmediğini" düşünür. İnsan bu nedenle "sahte sevgi" arayışına girer. Bu nedenle kalabalıklaşır, bu nedenle ideolojik paylaşımlar yapar. Sonra da "biz Türküz ölen şehitlere nasıl üzülmezsin, insan olan üzülür" der.

Peki üzüleyim. Pardon ama kaç gün üzülmem gerekiyordu? Her şehit için bir gün yeterli mi? Bunun bir zamanı var mı? Ertesi gün başka şehide üzüldüğümüzde eskisini unutmamız mı gerekiyor, yoksa siyasete alet olan Berkin Elvan gibi zaman zaman canlandırmamız gereken bir ateş mi?

Toplumlar suçlayarak yönetilir demiştik. Aynı tekniği benim de kullanabileceğime pek itirazınız olmaz diye düşünüyorum, nasıl olsa alışıksınız.

Yıllar önce bir askerimiz şehit edildiğinde üzüldüğümü fark ettim. (şehit kavramına göre bu askerlerin hiç biri şehit değil de hadi bugün o konuya girmeyeyim) Ve kendimi gözlemlediğimde yalnız şehitlere değil ölen tüm insan ve canlılara üzülmemiz gerektiğini anladım. İyi de neden şehitlere daha çok üzülüyorduk? Bunun cevabını yukarıda vermiştim. Eğer insan birisi öldü diye üzülüyorsa o ülkede ölen tüm kişiler için üzülmeliydi, hatta tüm yeryüzündeki canlılar için üzülmeliydi. Eğer bir insan derinden üzülmek istiyorsa duyduğu sevgi tüm canlılara eşit olmalıydı hepsine üzülmeliydi. Ve eğer sağlam üzülmek istiyorsa bir gün filan değil şöyle birkaç yıl üzülmeliydi. Ve daha da iyi üzülmek istiyorsa günahsızlara! daha çok üzülmeliydi. Mesela bu dünyada yılda 80 milyon çocuk açlıktan ölüyor. Her dakika 12 çocuk açlık ve bakımsızlıktan ölüyor biliyor musunuz? Her bir ölüye bir saniye üzülseniz bile ömrünüzün üzülmekle geçeceğini bilmiyor musunuz peki? Biliyorsanız bu çelişki neden size bir şey öğretemiyor. Bu kadar mı sahtesiniz?

Bilmediğiniz şeyler var. Uyanmadan da bilemeyeceksiniz. Uyanmak için de kendinizi gözlemlemeli kurban rolünü oynamaktan vazgeçip tanık olmalısınız. Duyguya girmemelisiniz. Bu dünyaya neden geldiğimize dair fikriniz olmasın. Fikir, beynin ölümü demektir. "Sorgulama yeteneğini kaybetmiş varlık" demektir. Bilgiye şüpheyle bakmak gerek. Neden geldiğimizi bilmediğimiz şu dünyada zaaflarımıza yenik düşüp fikre bağlanmamakla başlar arayışın, bilgeliğin, uyanışın yolu. Bir saniye sonra yaşayacağının garantisi yokken birisi öldü diye üzülmek şirktir. Sen kimsin? Neyi garanti altına almaya çalışıyorsun?

Üzüntünün nedeni, "ölümü kabul edememek" Allaha-evrene, kendi acizliğine isyanının sebebi olabilir miydi acaba?

Kendinle nasıl barışmayı nasıl sevmeyi düşünüyorsun? Bu olup bitenlerin hepsi "kendinize olan nefretin eseri" bunu da biliyor musunuz?




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Facebook
Twitter
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi