Iğdır'da Eylem Ve Etkinlikler 15 Gün Yasaklandı Iğdır Valiliği, kentte düzenlenecek her türlü eylem ve etkinliği 15 gün sü...           • Ekim Ayında Iğdır Havalimanı’nda 21.154 Yolcuya Hizmet Verildi DHMİ Genel Müdürlüğü tarafından açıklanan 2019 yılı Ekim ayı havalimanı...           • Iğdır Belediyesi Fidan Dikimine Personelleri İle Birlikte Katıldı Türkiye genelinde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından başlatılan, 11,111,11 fidan dikimi kamp...           • Iğdır Üniversitesi Bünyesine Yeni Bir Fakülteyi Daha Ekledi Iğdır Üniversitesi sekizinci fakültesi olacak olan Sağlık Bilimleri Fakültesi, 10/1...           • Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefa Altıkat’ın Projesi Bakanlık Desteği Aldı Iğdır Üniversitesi Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölümü &...           • On Kasım Atatürk'ü Anma Töreni Düzenlendi Atatürk Anıtı Önünde ve Kültür Merkezinde 10 Kasım Atatürk'ü An...           • AFAD-Sen’den ´10 Kasım Atatürk´ü Anma’ Mesajı Afad Sen Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Öztürk ´10 Kasım Atatürk´ü...           • Emine Işık Edebali İyi Parti İl Kadın Politikaları Başkanlığına Atandı İyi Parti Iğdır Kadın Politikaları İl Başkanlığına Emine Işık Edebali atandı. İyi Parti Iğdır İl B...           • Iğdır Orman İşletme Müdürlüğü Ücretsiz Fidan Dağıtımına Başladı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından "Geleceğe Nefes Ver" sloganıyla başlatılan seferberlik kapsamı...           • TBB Ve 80 Barodan Ortak Basın Açıklaması Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı ile Iğdır Barosununda aralarında bulunduğu 80 baro tarafın...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
İstatistikler
Toplam: 1425513
Aktif: 41
Bugün: 2464
Dün: 3205
REKLAMLAR

 

Son Videolar

Iğdır Valisinden Yağmur' Şiiri
2458 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Melekli Şahmeran Tepesi
3710 İzlenme, 0 Yorum

Ahura Mazda Iğdır'da
3059 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Defile Düzenlendi
3677 İzlenme, 0 Yorum

IğdIrlı STK'lardan BARIŞ Çağrı
2527 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da İranlı Turistler ve I
4362 İzlenme, 0 Yorum

Avukat ne yapar? Sorusuna İlko
1995 İzlenme, 0 Yorum

Fotoğraflarla Iğdır
3518 İzlenme, 0 Yorum

Iğdırlı Aşık Hizani Söylüyor
1599 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır küçük Millet Meclisinden
2037 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Görüntüleri
2194 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Tiyatro
1636 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Görüntüleri
3703 İzlenme, 0 Yorum

Çakırtaş Köyü Kul Yusuf Kümbet
3334 İzlenme, 0 Yorum

TRT1'de Newroz'u Anlatıyor
2473 İzlenme, 0 Yorum

Ermeniler, Filistinliler Ve Kürtler - Mücahit Özden HUN

Ermeniler, Filistinliler Ve Kürtler

Yazar: Mücahit Özden HUN |  Tarih: 25 / 10 / 2019 |  Yazı Okunma: 12467


Değerli okuyucular!

İlk bakışta bu üç halk arasında bir benzerlik görmeniz veya ilişki kurmanız mümkün olmayabilir veya en azından benim bu üç halkı tek bir yazıda ele alma niyetimi anlamanız zor olabilir. Ama birazdan tarihsel gelişmelere ve yaşananlara göz attığımızda üç halkın aynı kaderi yaşadığı, aynı çözümlere zorlandığını birlikte göreceğiz. Önce Ermenileri ele almak istiyorum.

1. ERMENİLER

Türkiye ve dünyada Ermeni sorunu 1915 olaylarıyla ele alınır. Ben biraz daha geriye gideceğim. Sultan Abdülhamit 1891 yılında Kürt Hamidiye Alaylarını kurdu. Bu arada Ermeniler ulus-devletlerini kurmak için harekete geçmiştiler. Hınçak Partisi 1887’de Cenevre’de ve Taşnak Partisi de 1890’da Tiflis’te kurularak gerek Çarlık Rusya’sı gerekse Osmanlı İmparatorluğunda isyan ve çatışmalar başlattılar. Osmanlı Devleti 1894 yılında Sasun’da ve 1895-96 yıllarında da Zeytun Ermeni ayaklanmalarını, Kürt Hamidiye Alaylarının da katılımıyla kanlı bir şekilde bastırdı. O zaman dünyaya hükmeden büyük güçler bu katliamlara sessiz kaldılar. Kürt Hamidiye Alayları-Osmanlı güçleriyle baş edemeyeceklerini anlayan Taşnak Ermenileri seslerini dünyaya duyurmak için 1904 yılı Ocak ayında Sofya’da bir kongre yaptılar. Partinin izlediği siyaseti “hafif” bulan bir grup Ermeni milliyetçisi, dünyanın dikkatini çekmek için İstanbul ve İzmir’de terör eylemlerine başvurmaya karar verdiler. Alınan karar korkunçtu: Sultan Abdülhamit’e suikast düzenlenecek bununla yetinilmeyecek hükümet merkezi, Galata Köprüsü, Tünel, Osmanlı Bankası, yabancı büyükelçilikler ile diğer bazı özel ve resmi müesseseler havaya uçurulacaktı. Böylece bir kargaşa ve ihtilal çıkarılarak dünyanın dikkati Ermeni sorununa çekilecekti.

Ermeni komitacılar aldıkları karar doğrultusunda suikast hazırlıklarına başladılar. Tertipçiler arasında en önemli rolü, Rus Ermenileri oynuyorlardı. Suikastçılar, II. Abdülhamid’in hareketlerini izlemeye başladılar. Eylem için en uygun zaman olarak Padişahın Yıldız Camii’ne gittiği ve resmi bir törenin gerçekleştiği Cuma günü olmasını kararlaştırdılar. Yaptıkları gözlemlere göre Padişahın namaz sonrası camiden çıkıp arabasının yanına varması ve harekete geçmesi 1 dakika 42 saniye tutmaktaydı. Bu çerçevede hazırladıkları plan gereğince, içine saatli bomba yerleştirilmiş bir araba cami dışına getirilecek ve ayarlanan saatli bomba Padişahın arabası tam oradan geçerken patlatılacaktı.

Ermeni suikastçılar, planladıkları şekilde 21 Temmuz 1905 Cuma günü arabalarıyla Yıldız Camii’ne geldiler. Namaz bitince de saatli bombayı harekete geçirdiler. Fakat namaz bitiminde Şeyhülislam Cemaleddin Efendi Padişahın yanına geldi. Ayaküstü bir süre sohbet ettiler. Bu arada Padişah arabasına binmeden, önceden ayarlanmış olan saatli bomba, cami dışında müthiş bir gürültü ile patladı. Şeyhülislam tarafından tesadüfen birkaç dakika oyalanan Padişah, bu suretle suikasttan kurtuldu.

Ermenilerin Sultan Abdülhamid’e düzenlediği suikast ertesi günkü tüm dünya gazetelerinde başköşeye oturdu. Ermeniler kimdi ve ne istiyorlardı? Bir anlamda bir terör eylemiyle Ermeniler tüm dünyaya varlıklarını kanıtlama fırsatı bulmuştular. Önemli olan eylemin nefret uyandıran yanı değildi. Dünyada uyandırdığı infial ve Ermeni halkının isteklerinin dikkate alınmasını sağlamaktı.

1915 OLAYLARI

Osmanlı Devleti (İttihat ve Terakki yöneticileri), Birinci Dünya Savaşı başlayınca Osmanlı Devletinde yaşayan Ermenilerin Çarlık Rusya’sının 5nci kolu olarak Osmanlı ordusunu arkadan vuracağını varsayarak Tehcir (göç ettirme) Yasasını çıkartırlar. Anadolu’da yaşayan Ermeniler kafileler halinde Suriye sınırına doğru yola çıkarıldılar. Binlerce sivil yollarda öldü. Yaşanan bir faciaydı.

Savaş başlar başlamaz Rus Ordusu Sivas’a kadar ilerledi. 1917 Rus ihtilali olunca Lenin orduların tüm cephelerinden geri çekilmesi emrini verdi. Kafkasya’yı terk eden Rus ordusu silahlarını Hınçak ve Taşnak Partilerine bıraktı. Ermeni askeri güçleri Anadolu’da bir zaman yeniden canlandırılan Hamidiye Alaylarına ve Kazım Karabekir Paşa’nın ordusuna direndiler ancak yenilerek bugünkü Ermenistan sınırları içine çekildiler. Geri çekilen Ermeni güçleri önlerine çıkan Müslüman köylerinde katliamlar işlediler ancak bu katliamlar (1919) bile 1915’de zorla vatanlarından kopartılan Ermenilerin acılarını dindirmeye yetmedi.

1918 yılında Birinci Dünya Savaşı bittiğinde büyük güçler dünyayı paylaşım yarışına girdiler. Ermeni tehciri unutulup gitmişti. Buna izin vermemeye kararlı bir grup Ermeni komitacı, tekrar ultra-terör eylemlerine geri dönmeye karar verdi. Erzincan doğumlu ve 85 aile üyesini Ermeni Tehcirinde kaybeden Sogomon Tehliryan isimli Ermeni bir genç, 15 Mart 1921 tarihinde İttihat ve

Terakki Cemiyetinin önemli üç liderinden Talat Paşa’yı, Berlin’deki apartmanının önünde öldürdü. Dünya gazeteleri bu haberi baş manşetten verdiler bu şekilde bir kez daha Ermeni sorunu dünya gündemine girdi. Mahkeme aylarca sürdü. Tehliryan’ın duruşmaları Avrupa’da sansasyonel bir habere dönüştü. Sonuçta on iki kişilik jüri, Tehliryan’ın ünlü sözünü, “Adam öldürdüm ama katil değilim,” ifadesini dikkate alarak Tehliryan’ı serbest bıraktı. Ermenileri Tehliryan’ı Milli Kahraman olarak ilan etti. İttihat ve Terakki’nin üç liderinden biri olan Cemal Paşa da 21 Temmuz 1922 tarihinde Tiflis’te öldürülünce Ermeni Sorunu tüm dünyanın tekrar gündemine oturdu.

ASALA

Aradan uzun bir zaman geçti. İkinci Dünya Savaşı ile insanlık büyük bir acı ve felaket yaşadı. 1970’li yıllara gelince dünyada kimse 1915 yılında yaşanan tehcir olayından haberdar değildi. 1975 yılında Lübnan İç Savaşı esnasında, Beyrut şehrinde, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin yardımı ile Agop Agopyan, ASALA isimli örgütü kurarak Ermeni Sorununu tekrar dünya gündemine getirmeye karar verdi. Agopyan'a göre, örgütün temel amaçları Ermeni sorununun dünya kamuoyuna tanıtılması ve yurtdışı Ermeni toplumunda milliyetçi duygunun yükseltilmesini sağlamak olmuştur.

ASALA kelimesi İngilizce Armenian Secret Army for the Liberation of Armenia ifadesinin kısaltmasıdır. Hedefi, Ermeni Tehciri'ni Türkiye Cumhuriyeti'ne soykırım olarak kabul ettirmek, tazminat ödettirmek ve Büyük Ermenistan’ı kurmaktı.

Asala 1975-1985 yılları arasında Türk hedeflerine karşı saldırıya geçti. Asala'nın eylemlerinde 1979 yılından itibaren artış gözlenmeye başlandı. Eylemciler, 21 ülkenin 38 kentinde, 39'u silahlı, 70'i bombalı, biri de işgal şeklinde olmak üzere toplam 110 silahlı saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırılarda Türkiye'nin 42 diplomatı ile 4 yabancı uyruklu kişi hayatını kaybederken, 15 Türk ve 66 yabancı uyruklu kişi de yaralandı.

ASALA eylemleriyle dünya kamuoyu bir kez daha Ermeni Sorunuyla yüzleşti,1915 yılında yaşanan Tehcir olayları sorgulamaya başladı. Bunun sonucu olarak birçok ülke “tehcir” olayını “soykırım” olarak görmüş ve parlamentolarında bu yönde kararlar almışlardır.

Sonuçta bir terör örgütü olan ASALA sayesinde Ermeni Sorunu aşağıdaki ülkeler tarafından “soykırım” olarak tanınmıştır.

Bugün dünya genelinde 29 ülke Ermeni Soykırımı’nı resmen kabul ediyor. O ülkeler şöyle:

Almanya, Arjantin, Avusturya, Belçika, Bolivya, Brezilya, Bulgaristan, Ermenistan, Fransa, Hollanda, İsveç, İsviçre, İtalya, Kanada, Kıbrıs Cumhuriyeti, Litvanya, Lübnan, Lüksemburg, Paraguay, Polonya, Portekiz, Rusya, Slovakya, Suriye, Şili, Uruguay, Vatikan, Venezuela, Yunanistan.

Ayrıca ABD, İspanya, Ukrayna, Britanya, Avustralya, İran, İsrail’in de aralarında olduğu birçok ülkede ise soykırım resmen tanınmamış olsa da belli bölge ve eyaletlerde tanınıyor. Örneğin ABD’de yer alan 50 eyaletten 41’inde de Ermeni Soykırımı kabul ediliyor. Ayrıca Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu da soykırımı kabul eden kuruluşlar arasında.

Kısacası ASALA terör eylemleriyle Ermeni Sorununu bir dünya sorununa dönüştürmeyi başardı.

2. FİLİSTİNLİLER

Filistin Sorunu 1948 yılında İsrail’in kurulmasıyla doğmuştur. İsrail Devleti, 2 bin yıldır kurulan ilk Yahudi devletiydi. İsrail Devleti, Tel Aviv'de 14 Mayıs 1948'de ilan edildi. Karar, son İngiltere birliklerinin bölgeyi terk ettiği ertesi gün yürürlüğe girdi. Bu yüzden Filistinliler, 15 Mayıs'ı "El Nakba" yani "Felaket" günü olarak anarlar.

1948'e girilirken Arap ve Yahudi birlikleri birbirlerinin elindeki topraklara saldırıyordu. Yahudi güçleri daha fazla ilerleme kaydetti, Yahudi devletine ayrılmış toprakların yanı sıra, Filistinlilere ayrılmış bölgeleri de ele geçirmeye başardılar. Filistin halkı katliama uğrayınca bu haber Filistinliler arasında hızla yayılıp dehşet yarattı ve yüz binlercesi Lübnan, Mısır ve şimdi Batı Şeria denen bölgeye kaçtı. Yahudi orduları, Necef Çölü'nde, Celile'de, Batı Kudüs'te ve sahildeki düzlüklerin birçok bölümünü zorla ele geçirdi.

1964 –FİLİSTİN KURTULUŞ ÖRGÜTÜNÜN (FKÖ) KURULUŞU

1948'den beri, İsrail'in ortaya çıkışına verilecek karşılığa önderlik etmek için Arap devletleri arasında rekabet vardı. Bu yüzden Filistinliler olaylara seyirci kalıyordu. Ancak 1964'te Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Kudüs'te kuruldu ve hemen ardından Arap devletleri tarafından tanındı. Bu devletler FKÖ'nün kendi kontrollerinde kalmasını istiyordu.

Ama Filistinliler gerçekten bağımsız bir örgüt istiyordu ve 1969'da örgütün başkanlığını ele geçiren Yaser Arafat'ın amacı da buydu. Kendisine bağlı, beş yıl önce gizli olarak kurulmuş El Fetih örgütü, İsrail'e karşı operasyonlarıyla ün kazanmaya başladı. El Fetih savaşçıları, 1968'de Ürdün'de İsrail birliklerine ağır kayıplar verdirdi. Ancak 1967 yılında başlayan 6 Gün Savaşlarında Orta Doğu’nun çehresi bir anda değişti. İsrail, Mısır'dan Gazze ve Sina Yarımadası'nı, Suriye'den de Golan Tepeleri'ni aldı. Ürdün güçlerini de Batı Şeria ile Doğu Kudüs'ten çıkardı.

Toprak kazanımları İsrail'in kontrolündeki alanı iki katına çıkardı. Zafer, İsrail ve yandaşları için yeni bir güven ve iyimserlik havası yaratıyordu. Filistin toprakları artık tamamen işgal altındaydı. Yaser Arafat’ı “terörist” ve El Fetih örgütünü “terör örgütü” olarak gören dünya olup biteni sessizce izliyordu. 500 binden fazla Filistinli mülteci Mısır, Lübnan, Ürdün ve Suriye'ye göç etti. Çok geçmeden Arap devletleri güçlerine birleştirip İsrail’e karşı saldırıya geçtiler.1973 yılında Yom Kippur savaşı patlak verdi. Ancak bu savaşta da İsrail başarı kazandı hatta bazı yerlerde 1967'deki ateşkes hattının da ötesine geçti.

EBU NİDAL’IN YÜKSELİŞİ

Dünya kamuoyu 1974 yılına kadar Yaser Arafat’ı “terörist” ve El Fetih örgütünü “terör örgütü” olarak görmeye devam etti. Abu Nidal, El Fetih örgütünü ve Yaser Arafat’ı yetersiz ve korkak görerek tıpkı ASALA gibi farklı bir yol izlemeye karar verdi. Abu Nidal, Kara Eylül örgütünü kurdu ve acımasız şekilde yurt dışındaki İsrailli diplomatlara ve kuruluşlara saldırdı. Uçak kaçırdı. Ebu Nidal'in örgütü, 1972 Münih Olimpiyatları'ndaki eylemde 11 İsrailli sporcuyu öldürdü. Bu dünyada büyük bir yankı uyandırdı. Dünya kamuoyu birdenbire Yaser Arafat’ı müzakere edilecek bir devlet adamı muamelesi göstermeye başladı hatta 1974 yılında konuşma yapması için Birleşmiş Milletlere davet ettiler. FKÖ'nün lideri Arafat, barışçı çözümü savunduğunu anlatan bir konuşma yaptı. Siyonist projeyi kınadı, ama ekledi: "Bugün bir elimde zeytin dalı, bir elimde kurtuluş savaşı veren birinin silahı var. Zeytin dalını düşürmeyin."

Bu konuşma, Filistinlilerin uluslararası tanınma çabalarına büyük katkı sağladı. Ancak eğer Abu Nidal ve Kara Eylül Örgütü olmasaydı Arafat terörist olarak görülmeye devam edilecek ve hiçbir zaman dünya siyasetinde bir yeri ve önemi olmayacaktı. Bir anlamda Abu Nidal’ın acımasız terör eylemleri sayesinde Filistin Sorununu dünya gündemine taşımıştır. Bugün Filistin’i dünyada 193

ülkeden 137’si tanımaktadır. Tanıyan 137 ülkeye her geçen gün bir yenisi eklenmektedir.

3. KÜRTLER

Kürtler, içinde yaşadıkları devletler içinde ulusal kimlik, anadilde eğitim ve onurlu bir yaşam için yıllardır mücadele vermektedirler. Bu istemler bazen otonomi bazen federalizm bazen de bağımsızlık olarak kendisini ifade etmektedir. Türkiye uzun yıllardır kendi sınırları içindeki Kürt Sorunuyla mücadele ederken Barış Pınarları Harekatı ile bir anlamda Suriye’deki Kürt Sorunun da bir parçası olmuş, hatta Irak ve İran’da yaşayan Kürtleri de harekete geçirmiştir.

1970’li yıllarda Kürt gençliğinin çoğunluğunun içinde bulunduğu Özgürlük Yolu hareketi silahlı çatışma veya mücadeleden yana değildi. Kadrolarının büyük kısmı Türkiye İşçi Partisi içinde yetişmiş olan Özgürlük Yolu, Türk-Kürt sosyalist dayanışması temelinde sorunların çözüleceğine inanıyordu. Çok geçmeden Kemal Burkay’ı ve Özgürlük Yolu’nu pasiflikle suçlayan Abdullah Öcalan, 1978 yılında PKK’yı kurarak silahlı mücadeleyi başlattı. İtiraf etmeliyiz ki PKK’nın genellikle Kürt halkının bulunduğu bölgelerde başlattığı savaş dünya kamuoyunun dikkatini çekti. Bu konuda kitaplar ve makaleler yazıldı. Kürt Sorunu özellikle Avrupa’da daha çok konuşulur oldu. PKK bu mücadele tarzından taviz vermeden bugünlere geldi.

Ancak bugün Kürt Sorunu çok hassas bir noktaya taşınmıştır. Artık yeni yetişen Kürt gençliği PKK’nın stratejilerini eksik, ürkek, korkak ve yanlış buluyor Abdullah Öcalan’ı devletin emrinde bir kukla olarak değerlendiriyor.

Yakın gelecekte Kürtlerin içinde ASALA veya KARA EYLÜL gibi acımasız ve sınır tanımayan bir örgüt çıkarsa hiç şaşırmayalım. Yüreklerinde bir yandan Irak’taki bağımsızlık denemesinin ezikliğini taşıyan bir yandan Suriye’de kaybedilen otonomi haklarının ellerinden alınmasına kızan Kürtler içinde şahin bir grup ön plana çıkarabilir, “Acımasız şiddetle tıpkı ASALA ve KARA EYLÜL’de olduğu gibi dünyayı bize saygı duymaya mecbur edeceğiz,” düşüncesiyle çılgınca eylemlere girişebilirler.




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Facebook
Twitter
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Iğdır Nöbetçi Eczaneler

Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi