Hocalı Soykırımı Şehitleri Iğdır'da Anıldı Azerbaycan Kars başkonsolosluğu, Iğdır Azerbaycan Evi Derneği ,Iğdır-Azerbaycan Dil, Tarih ve...           • İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Aşılama Çalışmalarını Sürdürüyor İl Tarım Ve Orman Müdürü Özkan Yolcu Aşılama Çalışmalarını Yerinde İnce...           • Prof. Dr.H.Tamer Dodurka ‘’Virüsleri Engelleyemeyiz Ama Korunabiliriz’’ İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.H.Tamer Dodurka son günlerde arta...           • Iğdır HDP: Anadilde Eğitim Hakkının Gaspına Son Verilmeli Halkların Demokratik Partisi (HDP) Iğdır İl Örgütü “Dünya Anadili Gü...           • Iğdır İşkur Kadın istihdamını Artırmaya Yönelik Kursları Sürdürüyor İşkur Iğdır İl Müdürlüğünden kayıtlı kadın istihdamını artırmaya yönelik ...           • Bu Besinler Ağız ve Diş Sağlığımızı Bozuyor Ağız ve diş sağlığımız vücudumuz için oldukça önemli. Ağız ve diş sağlığım...           • Hava-İş: Pazar Mesailerine Dair Davamızın İlk Duruşması Yapıldı Pazar mesaileri başta olmak üzere 26. Dönem Toplu İş Sözleşmesi’ndeki ihlalle...           • Iğdır Belediyesinde Toplu İş Sözleşmesi İmzalandı Iğdır Belediyesi Personel A.Ş ile Belediye İş Sendikası arasında yapılan görüşmelerin ar...           • AK Parti Tuzluca İlçe Başkanı Belli Oldu Beş yıldır aynı kişinin Ak Parti İlçe Başkanlığını yürüttüğü Tuzluca&rs...           • Hocalı Faciası 21 Şubat Cuma Günü Saat 1”4.00 De Anılacak Azerbaycan Kars başkonsolosluğu, Iğdır-Azerbaycan Dil, Tarih ve Kültür Birliğini Yaşatma...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
İstatistikler
Toplam: 1543908
Aktif: 31
Bugün: 2038
Dün: 2317
Son Videolar

Iğdır Tanıtım Videosu
259 İzlenme, 0 Yorum

Dengbej Zahiro İdîr'e Dibeje
115 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Şahmeran Efsanesi
256 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Ejder Kervansarayı
229 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Görüntüleri
214 İzlenme, 0 Yorum

Em.Md. Yüksel Babal Unutulmaz
224 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Filmi
214 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'dan Defile Görüntüleri
251 İzlenme, 0 Yorum

Aşık Hizani Iğdır Eşliğinde
218 İzlenme, 0 Yorum

Çille Neçe
230 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Nevroz
199 İzlenme, 0 Yorum

Dengbej Sesi Eşliğinde Iğdır
207 İzlenme, 0 Yorum

Bî Kurdi İdîr
226 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır kMM'den Görüntüler
232 İzlenme, 0 Yorum

Ahura Mazda Iğdır'da
221 İzlenme, 0 Yorum
Iğdır Nöbetçi Eczaneler

Kadının Toplumsal Cinsiyetteki Rolü Ve Şiddete Karşı Tutumu - Dr. Ruhsar Uçar

Kadının Toplumsal Cinsiyetteki Rolü Ve Şiddete Karşı Tutumu

Yazar: Dr. Ruhsar Uçar |  Tarih: 11 / 01 / 2020 |  Yazı Okunma: 131


Yazımıza Toplumsal cinsiyet nedir? sorusu ile başlayalım istersiniz; Bireyin sahip olduğu cinsiyete göre toplumun bireyden beklentileri ve biçilen konumdan bahsedilmektedir Toplumsal cinsiyet tanımından. Doğumu takiben, biyolojik cinsiyetimiz ekseninde oluşup anlam kazanan bir davranışlar örgüsünün mensubu haline geliriz ya da getiriliriz.

Toplum bireyden, biyolojik cinsiyetine göre davranışlar sergilemesini ister; buna göre örneğin erkeğin en önemli rolü ailenin geçimini sağlamak iken, kadının en önemli görevi çocuklarını büyütmek ve aile yaşamının devamlılığını ve evin düzenini sağlamaktır. Erkeklerden güçlü olmalarını, ailelerini geçindirmelerini, çevre üzerinde belirgin bir etkinlik ve kontrol sağlamaları; kadınların ise sabırlı, anlayışlı, yumuşak başlı, itaatkâr olmaları ayrıca ev temizliği, çocuk ve yaşlı bakımını üstlenmeleri, çevre ile ilişkileri düzenlemeleri gibi beklentiler vardır. Toplumun kadına ve erkeğe cinsiyetlerinden dolayı verdiği roller bunlarken birey bazında bu rolleri ne kadar benimsediğimiz noktasını sorgulamak şiddet ile belki de en ilintili kör noktalarımız. Nasıl mı? Sorunun cevabı basit; kadın, toplumun ona biçtiği kıyafete o kadar uyum sağlamıştır ki çoğu zaman bu elbisenin kendisine ait olmadığının farkında bile değildir. Kadın rolüne o kadar uyum sağlamıştır ki yanlış olana hayır diyemez hale gelmiştir hatta farkındalığı artmış ve isyan eden diğer hemcinslerini yadırgar, toplumsal cinsiyet rollerine uygun davranmadıkları için aykırı olanları dışlar ve gelenekselci yetişme tarzına uygun olarak kendi yetiştirdiği kız evlatlarının dar kalıplardan dışarı çıkmamaları için baskıcı bir yetiştirme tarzı benimser.

2008 yılında Başbakanlık kadının statüsü genel müdürlüğü tarafından tüm Türkiye’de hane bazlı yürütülen geniş çaplı bir araştırmanın sonuçlarına baktığımızda çok ilginç verilere rastlıyoruz. Sorular kadınlara yöneltilmiş; Kadın, herhangi bir konuda eşiyle aynı fikirde değilse tartışmamalı ve susmalı/ Bir kadının tavır ve davranışlarından aileni erkekleri sorumludur. Ülke genelinde kadınların yaklaşık yarısı bu ifadelere katıldıklarını belirtmişlerdir. Bazı durumlarda erkekler eşlerini dövebilirler ifadesine kadınların katılma oranı %14 düzeyindedir. Fiziksel şiddetin onaylanması veya normalleştirilmesi anlamına gelebilecek bu evet cevabı, fiziksel şiddet yaşanma yüzdeleri ile paralel sonuçlar ortaya çıktığını göstermektedir. Eğitim düzeyi daha yüksek gruptaki kadınların sadece %3,2’i, refah düzeyi en yüksek gruptaki kadınların %4,7’i bu ifadeyi onaylamıştır.

Cinsel ilişkiye ve evlilik içindeki cinsellik konusuna ilişkin kadınların tutumlarını anlamak amacıyla yöneltilen kadın istemezse bile eşiyle cinsel ilişkiye girmek görevidir ifadesine ilke genelinde her üç kadından biri evet cevabını vermektedir. Kırsal alanda bunu kabullenme oranı %42’e kadar çıkmaktadır. Sanırım ne demek istediğimi bu araştırma sonucunda kadınların verdikleri cevaplara baktığımızda anlıyoruz; kadınların çoğu zaman şiddeti toplumsal cinsiyet rollerine fazla uyum sağlamalarından dolayı yeterince algılayamadıklarını ya da görmezden geldikleri sonucuna varıyoruz.

Peki kadınlar açısından şiddetin nedenleri nelerdir diye baktığımızda; Eşi veya birlikte olduğu kişiden fiziksel şiddet yaşamış kadınlara neden şiddete uğradıkları sorulmuş. Verilen cevaplar arasında en yaygın gerekçe olarak, kadınların %32’i tarafından ‘erkeğin ailesiyle yaşanan sorunlar’ beyan edilmiştir. Bunu maddi sıkıntı, erkeğin iş sorunları, erkeğin işsiz olması ve evde yeterli gıda olmaması gibi ekonomik sıkıntılar (%22) ile erkeğin sinirli olması, kadını kıskanması, kadının ihanetinden şüphelenmesi, erkeğin ayrılmak istemesi, erkeğin dışarda zaman geçirmek istemesi, erkeğin sorumsuz olması ve erkeğin başka bir eşinin olmasını kapsayan erkeğe ait nedenler (%21) izlemektedir.

Kadınların %18’i ‘kadınla ilgili nedenler’ ve %13’ü çocukla ilgili sorunlar nedeniyle eşi veya birlikte olduğu kişilerin kendilerine şiddet uyguladıklarını söylemişlerdir. Kadınla ilgili nedenler, daha çok kadının şiddetten kendisini sorumlu tuttuğu durumlarda geçerlidir ve kadının cinsel ilişkiyi reddetmesi, kadının erkeğin sözünü dinlememesi, kadının erkeği kıskanması ve kadının kendisini suçladığı cevapları içermektedir.

‘Erkeğin kötü alışkanlıkları’ ise; erkeğin alkol kullanması, kumar oynaması ve aldatması gibi durumlar için söz konusu olup kadınların %9’u tarafından eşlerinin kendilerine uyguladıkları şiddetin nedeni olarak gösterilmiştir.

Kadınların şiddete tepkileri nelerdir diye bir soru sorarsak?

Evlenmiş veya birlikteliği olmuş, şiddete maruz kalmış ya da kalmamış tüm kadınlara, bugün bir şiddetle karşılaşmaları durumunda bununla nasıl mücadele edecekleri sorulmuştur. Sonuçlar evlenmiş kadınların %27’nin sözle karşılık vereceğini, %26’nın eşini terk edeceğini gösterirken, kadınların 1/5’i de şiddet karşısında sessiz kalacağını belirtmiştir.

Türkiye’de kadınların %49’u yaşadıkları fiziksel ya da cinsel şiddeti hiç kimseye anlatmamıştır. Kadınların %55’i şiddete tanık olan veya şiddetten haberdar olan kişilerden hiçbirinin kendilerine yardım etmediklerini açıklamıştır.

Türkiye genelinde kadınlar en yaygı polise (%4) başvurmakta, bunu hastane ya da sağlık kurumlarına (%4) başvuru izlemektedir. Yaşanan şiddet sonucu kurumlara başvurmamanın en yaygın nedenleri: çok ciddi bir sorun olmaması, suçlanmaktan korkmak, erkeği sevmek ya da affetmek, çocuklarla ilgili nedenler gelmektedir. En sık belirtilen başvurma nedenleri; daha fazla tahammül edememek, hukuki destek almak istemek, kötü bir şeklide yaralanmak ve öldürülmekten korkmak gelmektedir. Yani bu sonuçlarda göstermektedir ki kadın şiddete maruz kaldığında bunu kolluk kuvvetlere bildirmiyor bildirse de artık şiddet dayanılmayacak noktaya geldiğinde bildiriyor ve bildirse de ne kolluk kuvvetlerinden ne sağlık kurumlarından ne de yakın çevresinden yeterli desteği görmüyor. Tablonun en vahim yanı da sanırım bu. Şiddetle mücadele öncelikle devlet politikası haline getirilmelidir. Öznesi kadın olan bir bakanlığın koordinasyonunda şiddetle mücadele ile bir çok koldan mücadele edilmelidir.




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Facebook
Twitter
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi