Iğdır Belediyesinin "Dengbejler Gecesi" Coşkulu Geçti Iğdır Belediyesi tarafından dün akşam düzenlen Çocuk Tiyatrosu ve 'Dengbejler Div...           • Erhan Yaycılı: 20 Ocak Olayları Rusların Gerçek Yüzüdür Iğdır Azerbaycan Evi Derneği Başkan yardımcısı  Erhan Yaycılı, 20 ocak olaylarının 30 . yıl d...           • Kaymakam Ve Eşi Öğrencilerin Karne Sevinçlerine Ortak Oldular Iğdır’ın Karakoyunlu İlçesi İlçe Kaymakamı Lütfullah Göktaş ve eşi M...           • Iğdır Belediyesinden Asılsız İddialara Yanıt Basına ve Kamuoyuna Son günlerde özelikle sosyal medya mecralarında, belediyemiz tarafı...           • Anadolu Üniversitesi Rektöründen Başkan Akkuş’a Hediye Anadolu Üniversitesi Rektörü, Prof.Dr, Şafak Ertan Çomaklı, Iğdır Belediye e...           • Azerbaycan’ın 20 Ocak Şehitleri Iğdır’da Anıldı Iğdır'da, Azerbaycan’ın bağımsızlığın sembolüne dönüşen ve tarihe "Kanlı Ocak...           • Kampüste Minik Eller Kur’an Kursu 1. Dönem Sona Erdi Kampüste Minik Eller Kur’an Kursunda 1. Dönem Teşekkür Belgesi Heyecanı. Iğd...           • Eğitim-Bir-Sen Iğdır Şube Başkanından 1.Dönem Sonu Değerlendirmesi Eğitim-Bir-Sen Iğdır Şube Başkanı Erkan Çiğdem, 1. Dönem Sonu Değerlendirmesinde bulun...           • HDP Iğdır İl Örgütü Dayanışma Yemeği Düzenledi Halkların Demokratik Partisi (HDP) Iğdır İl Örgütü “Buluşma ve Dayanışma &ldq...           • Yarıyıl Tatilini Çocuklar Nasıl Değerlendirmeli? Zillerin tatil için çalmasıyla beraber, anne babalar bu süreci okuldaki eksikle...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
İstatistikler
Toplam: 1516568
Aktif: 32
Bugün: 463
Dün: 1848
Son Videolar

Iğdır Tanıtım Videosu
143 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Şahmeran Efsanesi
157 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Ejder Kervansarayı
133 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Görüntüleri
118 İzlenme, 0 Yorum

Em.Md. Yüksel Babal Unutulmaz
122 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Filmi
115 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'dan Defile Görüntüleri
145 İzlenme, 0 Yorum

Aşık Hizani Iğdır Eşliğinde
126 İzlenme, 0 Yorum

Çille Neçe
137 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Nevroz
100 İzlenme, 0 Yorum

Dengbej Sesi Eşliğinde Iğdır
117 İzlenme, 0 Yorum

Bî Kurdi İdîr
130 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır kMM'den Görüntüler
142 İzlenme, 0 Yorum

Ahura Mazda Iğdır'da
123 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Valisinden Yağmur Şiiri
127 İzlenme, 0 Yorum
Iğdır Nöbetçi Eczaneler

Kevkanî - Mücahit Özden HUN

Kevkanî

Yazar: Mücahit Özden HUN |  Tarih: 13 / 01 / 2020 |  Yazı Okunma: 4213


Değerli okuyucular! Bugün size ibret alınması gereken ilginç bir olay anlatacağım. Hikayemize başlamadan önce sizlere KEVKANÎ nedir onu tanımlamam veya açıklamam gerekir. Kevkanî Kürtçe bir kelimedir. Sözlüğe bakarsanız Kevaknî’nin karşılığı olarak “sapan” kelimesini verir. Halbuki aralarında dağlar kadar fark vardır. Sapanın resmi aşağıdadır. Iğdır’da çocukluğumuzda “sapan” kelimesine “kuşeten” derdik. Kuşeten yapmakta ustalaşmış çocuklar vardı. Kaysı ağaçlarının arasına dalar Y harfi şeklindeki dalı özenle koparırdı. Patlak bisiklet tekerleri içindeki lastik uzun ve ince kesilir, sapana sıkıca bağlanırdı. Taşın konulacağı genellikle deriden bir yuva da aşağıdaki şekilde sapana eklenirdi. Kuşeten kullanma konusunda uzmanlaşmış çocuklar vardı. Çok uzaktan istediği hedefi şaşırmadan vurabilirlerdi. Bazen mahalle arası kavgalar olurdu, kuşetenle ortalık savaş alanına dönerdi.

 

 Resim_1: Sapan

 

Resim_2: Kevkanî

Ancak kevkanî ‘nin sapanla biraz benzerliği (taş atma) yapılış şekli oldukça farklıdır. İşin ilginç yani dağ köylerindeki çocukları kuşeteni bilmez, obadaki çocuklar da kevkanîden habersizdi. Değişmeyen bir şey vardı: Çocuklar sapan veya kevkanilerini övünçle boyunlarına asar, öyle dolaşırlardı.

Şimdi sıra geldi sizlere kevkanî’yi tanımlamam ve açıklamam…

Kevkanî baştan sona iple örülmüş bir taş fırlatma alettidir. Taşın konulacağı yer halı gibi dokunurdu. Avuç içinden biraz daha büyük olan bu halıya muhteşem desen verenler vardı. Cemile Halamın oğlu Halis Gül ve Gülizar Halamın oğlu Merhum Mehmet Aktaş bu konuda büyük bir yetenek sahibiydiler. Özellikle şehirden (Iğdır’dan) yayla için gelmiş biz çocuklar her iki halamızın önünde sıraya girer bize kevkanî yapmalarını isterdik.

Kullandıkları ip halı dokumada kullanılan rengarenk iplerdi. Taşın konulacağı küçük halı şeklindeki bölüm bittikten sonra sıra kolları örmeye gelirdi. 8-9 farklı renkteki ipleri öyle bir ustalıkla örerlerdi ki insan bakmaya doyamazdı. Örülen kollar çelik bir halat gibi güçlü olurdu. Halıya özel bir teknikle monte edilirdi. İpin bir ucuna halka yapılır, sağ elin orta parmağına geçirilirdi. Şakasız yarım kiloya kadar taşları halıya yerleştirip fırlatmak mümkündü. Kural şuydu: Genellikle cevizden daha büyük taşlar halının içine yerleştirilir, boşta olan uç da avuç içinde sıkıca tutulurdu. Kevkanîyi başınızın üzerinde beş-on kez sallayıp yeterli momentum ve hız kazandığını anladığınızda avucunuzda tutuğunuz ucu serbest bırakır taşı fırlatırdınız. Önce yere göğü inleten bir şaklama sesi duyulur, taş da kurşun gibi fırlar giderdi. Kevkaniyle atılan taşın şiddeti sapanla atılan taşın şiddetinden çok daha güçlü ve uzun mesafeli olurdu.

Sapanın gücüyle kevkanî’nin gücünü karşılaştırmak bir bakıma tabancayla BIXI denilen ağır silahın karşılaştırılması gibi bir durum olur. Kevkanî ile çok uzak mesafelere taş fırlatmak mümkündü. Genellikle her çobanın yanında mutlaka bir kevkanî olurdu. Uzaklaşan bir keçinin yönünü değiştirmek hatta kurtları uzaklaştırmak için kevkanî kullanmak işlerini kolaylaştırıyordu. Benim de muhteşem desenle örülmüş bir kevkanîm vardı. Onunla yatar onunla kalkardım.

Bir parantez açmak isterim: Hepiniz Kutsal Kitaplarda geçen Davut-Golyat hikayesini biliyorsunuzdur . Bir savaşta Hz. Davut, kendisinden oldukça iri ve güçlü bir adam olan Filistli Golyat ile karşı karşıya gelir. Davut, Golyat’tan çok daha kısa ve güçsüz olmasından dolayı yenilgiye uğrayacağı düşünülür. Çünkü, Golyat’ın oldukça donanımlı bir zırhı ve mızrağı vardır, buna rağmen Davut

elindeki kevkani yardımıyla küçük bir taşı Golyat’ın kafasına isabet ettirir ve onu yenmeyi başarır.

 

Resim_3: Hz. Davut’un kevkanî ile dev Golyat’a taş fırlattığı an

Evet, niçin anlattın bütün bunları?

Yanılmıyorsam Merhum Gurci Halamdan duymuştum:

Bir gün bir çoban koyunları ve keçileri alır, köyden çok uzakta dağın yamacına varır. Koyunlar ve keçiler otlarken, çoban da bir taşın dibine uzanıp kavalını çalmaya başlar. Sadık köpekleri de baş ucunda yere uzanmış efendilerinin nmelodisine kulak verip tatlı bir uykuya dalmışlardır.

Birden köpeklerden birisi başınıı kaldırır, kulağını sağa sola çevirir, sesin geldiği yöne doğru koşar. Çoban da birşeyler yanlış gittiğini anlayıp, köpeğin gittiği yöne seğirtir. Bir oğlak (keçi yavrusu) kayadan uçuruma doğru yuvarlanmış, 10 metre aşağıdaki kayaya takılıp kalmıştır. Düşse onlarca metre derinlikteki dereye (neval) yuvarlanacak, kurtulma şansı olmayacaktır. Oğlakın annesi de uçurumun başına gelip yavrusu için melemeye başlayınca çobanın yüreği bu acıya dayanamaz olmuş .

Çoban kesin ve kaygan kayadan aşağı inip oğlakı çıkarmasının mümkün olmadığını anlamış. Ne yardım alabileceği kimse vardır ne de tutunarak aşağı inebileceği bir ip! Köy ise çok uzaktadır. Yardım getirinceye kadar zavallı oğlak dengesini kaybedip uçuruma yuvarlanacaktır. Çaresiz bir şekilde sağa sola koşturmuş, uzakta bir zevi (dağ yamacındaki buğday tarlası) görmüş. Aklına bir fikir gelmiş. Bir çırpıda tarlaya koşmuş, yarım metreden fazla boy atmış buğdayları saplarından koparıp deste halinde yukarı taşımış. Kevkanî örmede

ustalaştığı için buğday saplarını 6-7 dalını içi içe örecek şekilde yuvarlak bir ip gibi örmüş. Çok geçmeden elinde 15-20 m uzunluğunda ottan bir ip vardır.

İpin bir ucunu bir taşa dolamış diğer ucunu da oğlakın olduğu yere sarkıtmış. Boynundan hiç eksik etmediği kevkanîsiyle oğlaka doğru yavaş yavaş inmiş. Hayvanı ürkütmeden kucağına almış. Kevkaninin ipleriyle hem arka hem de ön ayaklarını bağlayıp, sanki bir avcı silahını omzuna atıyormuş gibi oğlağı omzuna atarak yukarı tırmanmış. Oğlakın ayağındaki ipleri açmış, annesine kavuşturmuş.

ALINMASI GEREKEN DERS

Özellikle gençliğe seslenmek istiyorum! Hayatta karşınıza çözülmesi imkansız (!) gibi gözüken durumlar hep çıkacaktır. Bunları şu an sıralamak istemiyorum. Yapmanız gereken umutsuzluğa kapılıp oturmak değil, bu çoban gibi çözüm bulmak için uğraşmaktır. Eğer bu çoban kevkanî örmesini bilmeseydi buğday sapından ip öremeyecek ve yine kevkanisi olmasaydı oğlakın ayaklarını bağlayıp sırtında taşıyamayacaktı. Gençler, umutsuz olmayınız! Çaba gösteriniz! Göreceksiniz yaşam çaba gösteren herkesi ödüllendirmektedir.




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Facebook
Twitter
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi