Corona Van ve Iğdır Ekonomisini Nasıl Etkiliyor? Corona virüsün Türkiye'nin sınırlarına dayanması paniğe sebep olurken İran ile tica...           • Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının Basın Duyurusu Emeklilerimiz Hakkında Yapılan Olumsuz Haberler Kesinlikle Gerçeği Yansıtmamaktadır Bazı b...           • Tapu Müdürü Erol Usta’dan Rektör Alma’ya Nezaket Ziyareti Iğdır Tapu Müdürü Erol Usta, Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Me...           • Üniversite ile MEM, İŞKUR’la Mesleki Eğitim Kursu Protokolü İmzaladı Iğdır Üniversitesi ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İŞKUR’la Mesleki ...           • “İş Kulübü” Öğrencileri Sertifikalarını Aldı Iğdır Üniversitesi ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İŞKUR’la Mesleki ...           • İlkin İdris Aliyev Ürettiği Robotla Onur Belgesi Aldı Iğdır Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencisi İlkin İdris Aliyev, ür...           • İl Tarım Köylerde Çiftçi Eğitimlerine Başladı Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından düzenlenen 2019-2020 yılı &c...           • 76 Iğdır Belediye Spordan Eş Başkanlara Ziyaret Iğdır amatör liginde mücadele eden 76 Iğdır Belediye Spor Kulüp Başkanı ve Iğdır Be...           • Ciltteki Sarkmaları Toparlayan Biyolojik Lıftıng Aşısı Geliştirdi İtalyan Bilim İnsanları Ciltteki Sarkmaları Toparlayan Biyolojik Lıftıng Aşısı Geliştirdi. &Ccedi...           • Atletizm Geliştirme Projesinde Madalyalar Verildi Atletizm Federasyonu faaliyet programında yer alan Atletizm Geliştirme Projesi Finali Iğdır Gen&cc...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
İstatistikler
Toplam: 1546774
Aktif: 14
Bugün: 801
Dün: 2420
Son Videolar

Iğdır Tanıtım Videosu
266 İzlenme, 0 Yorum

Dengbej Zahiro İdîr'e Dibeje
121 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Şahmeran Efsanesi
263 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Ejder Kervansarayı
238 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Görüntüleri
221 İzlenme, 0 Yorum

Em.Md. Yüksel Babal Unutulmaz
229 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Filmi
218 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'dan Defile Görüntüleri
258 İzlenme, 0 Yorum

Aşık Hizani Iğdır Eşliğinde
224 İzlenme, 0 Yorum

Çille Neçe
235 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Nevroz
203 İzlenme, 0 Yorum

Dengbej Sesi Eşliğinde Iğdır
212 İzlenme, 0 Yorum

Bî Kurdi İdîr
234 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır kMM'den Görüntüler
236 İzlenme, 0 Yorum

Ahura Mazda Iğdır'da
228 İzlenme, 0 Yorum
Iğdır Nöbetçi Eczaneler

Sosyal Enkaz - Dr. Ruhsar Uçar

Sosyal Enkaz

Yazar: Dr. Ruhsar Uçar |  Tarih: 21 / 01 / 2020 |  Yazı Okunma: 155


Yaşadığı toplumdan uzaklaşmış, yabancılaşmış, kendi dünyasının dehlizlerinde kaybolmuş ölümün kıyılarında dolaşan, ölümden sonra ki yaşamı düşleyerek yaşadığı anı kaçıran, aklını tüm gerçeklerden uzak tutarak sonunu bekleyen insan böyle bir insana rast geldiniz mi bilmiyorum ama ben tanıdım ve sosyal bir enkazla mücadele etmenin ne kadar zor olduğunu anlatamam tecrübe etmenizi de istemem çok zor, yıpratıcı, ağır ve faydasız bir süreç onu yaşama tekrar tutundurma çabanız.

Yaşamın sınırlı ve sonlu olduğunu kabul ederek, yeteneklerimiz ve ilgilerimiz doğrultusunda hayatı zor kılan konulardan birinin çözümüne adanarak, bu konuda sorumluluk üstlenerek hayata tutunmaya çabalamalıyız. Ölüm bize sınırlılıklarımızı hatırlatarak zamanı ve hayatı boşa geçirmemezi öğütler. Ölüm hayatı anlamsız kılan değil tam tersine anlam katan en büyük realitedir.

Acılarımız da öyle değil mi? Yaşamak başlı başına acıya dönüşmedi mi bulunduğumuz çağda. Bazen acılarımız yaşamımızı anlamlı kılma için harcadığımız çabalarda güdüleyici olmuyor mu? Kaçamayacağımız, mecbur kaldığımız acılara karşı sergilediğimiz cesaret, sabır ve sebatlı duruş aslında yaşamı bize anlamlı kılmıyor mu? Bir eserin ortaya çıkmasına katkıda bulunmak ya da zor bir işin üstesinden gelmek, başarılı olmak, çevremizde ki insanlarla güçlü bağlar kurarak acılarına dokunmak, başarılarına katkı da bulunmak, sevinçlerini paylaşmak yaşamı anlamlı kılmıyor mu?

Bizi şekillendiren, geleceğimize yön veren, kişiliğimizi, deneyimlerimizi, ruhsal örüntümüzü belirleyen özgürlüğümüz, ölümle sınavımız, varlık şeklimiz ya da yalnızlığımız, değerlerimiz bilincimizin yeraltı nehirleri gibi bizi biz yapan derin kaygılarımız değil mi? Kendimizi yoktan var etme mücadelesi de bizim seçimimizdir, kaygılarımızı yenerek özgürlüğümüzü kazanma, acıları bilgeliğe dönüştürme de. Biz insanlar seçimlerimiz ile yaşam senaryomuzu yazıyor, oynuyor, yönetiyor ve sahneliyoruz. Yaşamın sorumluluğunu iyi ve kötüyle yani bütünüyle yüklenenler hayat sahnesinin perdesini alkışlarla kapatmaya muktedir oluyorlar.

Kalıplarınızı yıkın, size dayatılan hiçbir değerin boyunduruluğuna girmeyin, değişimi, dönüşümü riske edinin işin kolayına kaçmayın. Doğaüstü güçlere sığınmak bazılarımız için acılara direnme ya da kayıpları telafi etmede faydalıdır. Ancak herhangi bir doğaüstü güce dayanmaksızın varoluşumuzun gizemine, doğanın görkemine hissettiğimiz aidiyet duygusu, hayranlığımız ve teslimiyet hissi de inanç yapılandırmamızı sağlayabilir. Sonsuzluğun için de bir damla olan varlığımız aslında yaşadıklarımızın ne kadar sıradan ve küçük olduğunun kanıtı değil mi?

Toplumun bize dayattığı doğma kavramları, birbirine benzer geleneksel değerleri sorgulayan, baskıları ve kendine çizilmiş değerleri reddeden, özgür düşünen bireyler üstlerine dar gelen elbiseleri yırtıp sürüden ayrılma cesaretine erişmiş ve sonsuzluğun kapısını aralayarak yaşamın şifrelerini çözmüştür. Artık onun için acının ve kaygının hiçbir anlamı yoktur.

Yaşam, mücadele demektir.

Yalnızlıklar, terk edilmişlikler, çaresiz hastalıklar, başkasına muhtaç durumda bedensel kayıplar, ruhsal zayıflıklar, felaketler, belirsizlikler ile yaşam hiç kolay değildir. Kurduğumuz güvenli anlam dünyamızın bir anda paramparça olabileceğini ve statünün bazen buna karşı koyabilecek gücü bulamayacağını hiç düşündünüz mü? Altımızda ki güvenli zeminin bir anda kaybolabileceğini ve tepetaklak sert bir zemine kafa üstü düşebileceğinizi hiç aklınıza getirdiniz mi? Bazen neye inanacağınızı şaşırdığınız, doğruların yanlışların birbirine karıştığı ve kime neye tutunacağınızı bilmediğiniz anlarınız olmadı mı? Yaşama olan güveni yitirebileceğimiz bir anda her şeyin anlamını kaybedeceğini, rüzgârın önünde savrulan yapraklar gibi darmadağın hale gelebileceğimizi, panik ve karamsarlığın dipsiz kuyularında kaybolabileceğimizi hiç tasavvur ettiniz mi?

Ve tüm bunların başınıza gelme ihtimalinde neler yaşayacağınızı biliyor musunuz? Artık geçmişte anlamlı olan her şey bir bir değersizleşir. Başarılı geçmişinizi, yaşamınıza giren dostları, ailenizi, evlatlarınızı, mesleğinizi, dimağınızda ki bilgileri dahi unutmaya başlarsınız, gerçekliğinizden uzaklaşırsınız. Kendinizi hiçbir yere ait hissetmezsiniz, yabancılaşırsınız, artık hiçbir şey keyif vermez. Toplumun değerlerine ve kurallarına tahammülsüzleşirsiniz. İçiniz uyuşmuş, boşalmış, yaşam enerjiniz bitmiş, canınız çekilmiştir artık ölümü daha sık senaryo edersiniz. İşte böyle bir haleti ruhiye deseniz Sosyal Enkaz olma yolunda hızla ilerliyorsunuz demektir.

Peki, ölü canlara tekrar nefes vererek yaşamla bağlarının güçlenmesini sağlamak mümkün değil mi? Elbette mümkün. Israr edin, inat edin ve elinizi bırakmasına izin vermeyin.




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Facebook
Twitter
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi