Iğdır’dan Ermenistan'ın Azerbaycan'a Saldırısına Kınama Ermenistan’ın, Azerbaycan'a yeniden saldırması Iğdır’da tepkilere neden oldu.Iğdır Aze...           • HDP Iğdır İl Örgütünden Ahmet Karasu’nun İstifası İle İlgili Açıklama Iğdır HDP’den Hoşhaber Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Karasu’nın İstifası İle İlgili A&cce...           • Halk Eğitim Merkezi Kursları Başlıyor Iğdır Halk eğitim Merkezi kursları Ekim ayı ile birlikte başlıyor. Iğdır Halk Eğitim merkezinden ...           • Güçlü Bağışıklık Sistemi, Sağlıklı Bağırsaklardan Geçiyor Bağırsak Sağlığını Koruyan Öneriler Koronavirüs nedeniyle her zamankinden daha fazla ha...           • Iğdır Da Öğretmenler Ve Öğrenciler Dezenfektan Makinesi Üretiyor Iğdır Mesleki ve Teknik Anadolu lisesinde öğretmen ve öğrenciler, pandemi sürecinde...           • HDP Iğdır İl Eşbaşkanı Mızrak: AKP Kaybettikçe Partimize Saldırıyor Halkların Demokratik Partisi (HDP) Iğdır İl Örgütü, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ...           • HDP’li Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen Gözaltına Alındı Karslılardan Bilgen’e: Bu Şehir Seninle Gurur Duyuyor Kars Belediyesi Eşbaşakanı Ayhan Bilg...           • Ahmet Karasu Facebook Üzerinden HDP'den İstifa Etti 31 Mart 2019 Yerel Seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi (HDP)’den 46 oy fark ile...           • Vekil Eksik: COVİD-19 İş Kazası Meslek Hastalığı Olarak Kabul Edilmeli Iğdır Mv.Dr.Habip EKSİK; Ayrım gözetmeden acilen COVİD-19’un “iş kazası meslek ha...           • İçişleri Bakanlığı'ndan Yeni Koronavirüs Genelgesi İçişleri Bakanlığı koronavirüs tanılı bazı kişilerin, temaslılarına ilişkin eksik ya d...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
İstatistikler
Toplam: 1709108
Aktif: 45
Bugün: 1403
Dün: 2718
Son Videolar

Yüksel Babal Nice Yıllara
933 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Videosu
1193 İzlenme, 1 Yorum

Dengbej Zahiro İdîr'e Dibeje
1195 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Şahmeran Efsanesi
1448 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Ejder Kervansarayı
1263 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Görüntüleri
1140 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Filmi
1016 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'dan Defile Görüntüleri
1220 İzlenme, 0 Yorum

Aşık Hizani Iğdır Eşliğinde
1088 İzlenme, 0 Yorum

Çille Neçe
1115 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Nevroz
1210 İzlenme, 0 Yorum

Dengbej Sesi Eşliğinde Iğdır
1104 İzlenme, 0 Yorum

Bî Kurdi İdîr
1131 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır kMM'den Görüntüler
1134 İzlenme, 0 Yorum

Ahura Mazda Iğdır'da
1079 İzlenme, 0 Yorum
Iğdır Nöbetçi Eczaneler

Dinlerin Kadına Bakışı Ve İstanbul Sözleşmesi - Yusuf YILDIRIM Em.İl.Trm.Mdr.

Dinlerin Kadına Bakışı Ve İstanbul Sözleşmesi

Yazar: Yusuf YILDIRIM Em.İl.Trm.Mdr. |  Tarih: 13 / 09 / 2020 |  Yazı Okunma: 230


“Tanrı, Erkek ve Kadını yarattığında, ’Bir sonraki insanı doğurmak için kime güç vereyim?’ diye düşünüyordu. Tanrı Kadını seçti. Bu Kadınların güçlü olduğunun en büyük delili. Malala Yousafzai.       

Kutsal kitaplarda, her ne kadar kul olarak, Kadın ve Erkek eşit tutulmuş ise de, hukuki olarak kadın geri plana atılmıştır. İşte kutsal kitaplardan bazı örnekler.

Tevrat’ta göre;

  Yaklaşık olarak 3500 yıl önceki İbrani geleneği yansıtan Tevrat’ın, kadının kamusal alanın ve böylece tarihin dışında tutulmasında önemli bir etkisi vardır.

Tevrat, başta Havva olmak üzere kadınlar hakkında olumsuz pasajlar ihtiva etmektedir. Havva cadı olarak nitelendirilir. Yasak meyveyi yediği için, günah işlemiştir ve bu yüzden günah keçisi olarak görülür.

 Tevrat’taki yaratılış kıssasındaki ifadeler esas alınarak, Adem’in suçu yokmuş gibi, bütün suçlar Hz. Havva’ya yüklenmiş ve Hz. Havva tüm insanlık tarihinin en kötü insanı olarak ilan edilmiştir.

İbrani ve ataerkil gelenek dolayısıyla, tarih boyunca kadın suçlanmış ve tarih dışında tutulmaya çalışılmıştır.

İncil’le göre;

Hıristiyanlıkta tesettürden bahseden ve kadına dua ederken örtünmeyi emreden pasajlar  ve kadına kocasına, Hz. İsa’ya, Tanrıya itaat eder gibi itaat etmeyi emreden pasajlar gibi pek çok pasajlar vardır.

Ancak, kadınlara kocalarına itaati yahut dua ederken örtünmeyi emreden ifadeler, daha çok dört İncil’de değil havarilerin hidayete çağırmak için yazdıkları mektuplarda yer almaktadır.

Kur’an’a göre;

Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasına bağlı olarak ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. . Başkaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür. (Nisa Suresi: 34)

"Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ..."(Nisa Suresi: 1)''Kendileriyle huzura kavuşmanız için size kendi nefislerinizden eşler yaratıp...''(Rum suresi, 21)''Ey insanlar, sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık...''(Hucurat suresi, 13)

"Kadınlar hakkında hayır tavsiye ediniz. Çünkü kadın, eğri “kaburga kemiğinden” yaratılmıştır. Kaburga kemiğinin en eğri tarafı, en üst tarafıdır. Onu doğrultmaya çalışırsan kırarsın, hali üzerinde bırakırsan öyle kalır.”

İşte bu öğretilerden dolayı, özelikle ataerkil toplumlarda erkek egemenliğinin kırılması ve Kadının insanca bir yaşama kavuşması, ciddi bir mücadele gerektiriyor.

Bu nedenle gerici kesim ve toplumu cahil bırakarak, kendilerine biat ettirmek isteyen siyasi kesim İstanbul sözleşmesine karşılar. Tarih boyunca, Kadına karşı şiddet hep vardı, ancak ortaya çıkış şekli değişti.

İstanbul sözleşmesi sadece, İstanbul’daki veya Türkiye kadınlarını değil, sözleşmeyi imzalayan bütün devletlerin vatandaşlarını kapsar. Çünkü bu uluslararası bir sözleşmedir.

Bu sözleşme ülkemiz için hayati önem arz etmektedir. Çünkü Cinsiyet eşitsizliğinde ülkemiz 153 ülke arasında 133 üncü sıradadır. Ülkemizde son 18 yılda 7600 kadın öldürülmüştür. Temmuz 2020 de 36 kadın cinayeti işlenmiştir.

Daha önce kızlarını taciz eden biri 3,5 yaşındaki torununa tecavüz ediyor ve dede serbest kalıyor.2019 yılında 18 yaş altı 17000 kız çocuğu evlendirildi. Suçluların çoğu iyi halden ya az ceza alıyor veya tahliye oluyorlar. Ölüm en ağır cezayı gerektirir bu nedenle, lanet olsun bu iyi hale diyorum.

Tecavüz ettiği kızın ölümüne sebebiyet veren, Musa Orhan, ”Kime ne dersen de bana bir şey olmaz” diyor ve bu adam serbest.

Bir sanatçı(Melek Moso) Kadınlar öldürülmesin, İstanbul sözleşmesi yaşasın dediği için, mikrofonu alınıyor ve sahneden indiriliyor.

Mağdur aileler, tedirginlik yaşıyor ve göç ediyorlar. Çünkü tahliye edilen istismarcılar aileleri rahatsız etmekteler.

Karşımızda, erkeği horoza, kadını tavuğa benzeten bir zihniyet vardır. Kadın bilinçlenirse, güçlü olursa, erkek egemen iktidarlar hüküm süremez. Kadın için demokrasi demek, toplum için demokrasi demektir. Kadını birey olarak görmeme gibi bir bakış açısı vardır. Kadını güçlendiren İstanbul sözleşmesini bu nedenle istemiyorlar. Bu sözleşme ile aile içi şiddet önleniyor. Kadın ben şiddet görüyorum derse koruma sağlanır. Şiddetin kaynağı araştırılır. Sözleşme, kadın beyanına göre tedbir alınmasını öngörüyor. Kadına istihdamda yer verilmesini istemiyorlar. Aile eşitlikle bozulmaz. Demokrasi, eşitlik, paylaşım, sevgi ve saygı bildiğimiz ve bağlı olduğumuz hususlardır.

Sorun sadece feminist kadınların değil, tüm kadınların sorunudur. Çünkü bu sözleşme yaşatır.

Sözleşmenin kaldırılmasını isteyenler, bu cinayetlerin, bu işkencelerin, bu gözyaşlarının, bu yıkımın ve bu çaresizliğin devamını isteyenlerdir.

Fiziki, Psikolojik ve Ekonomik baskı ve şiddet altında olan kadınlar, artık haklarını öğreniyorlar. Nereye gideceklerini ve ne yapacaklarını biliyorlar. Bu da tekçi zihniyeti ürkütüyor. Kadını eve bağlayan, anneliğe ve kocaya bağlı hale indirgeyen bu zihniyet, şiddeti uygulayanlara cesaret veriyor.

Ailenin devamlılığı kadın iledir. Anne devamlılığı sağlar. Kadınların sosyal hayatta sorumlulukları artıkça toplumlar o derece ilerleme kaydederler. Toplumların uygarlık seviyesi kadının etkinliği ile doğrudan bağlantılıdır. Çünkü tek kanatlı kuş uçamaz.

İstanbul sözleşmesine karşı çıkıp, idamı gündeme getirmek de ayrı bir çelişki…




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları


Bu içeriğe yapılan yorumlar (3 Yorum)


3 - Atilla ipek 14/09/2020

(2) 8-10 senedir uygulanan Istanbul Sözleşmesinin kadın hakları açısından bir gram ileri gitmediği aşikârdır. Ki zaten beşeri sisitemde asl olan fıtrata uygun, ilahi ve kalıcı hükümlerdir. Nitekim yapılan araştırmalar, batıda da okullarda ve iş dünyasında kadınların ezildiğini, aynı işi erkeklerden daha az paraya yapmaya zorlandıklarını ortaya koymaktadır. Daha mühim olan ise, kadının toplum ve aile meselesindeki müstesnâ rolüdür. Kadını; «eşitlik, rekabet, kariyer, hürriyet» sloganlarıyla dış dünyaya sevk eden anlayış, aile müessesesini müthiş derecede zayıflatmıştır. Bugün batı dünyasında aile, çöküş hâlindedir. Ailenin enkazı üzerinde ortada kalmış, annelik makamını kaybetmiş, acımasız erkeklerin maddî-mânevî tasallutuna maruz bırakılmış kadına, «sahipsizliği» «serbestiyet» (!) adı altında bahşetmek, batı dünyasına yakışan bir tenâkuzdur. Kadın haklarını güya savunanlar, sıfır otomobil standlarında araba yanında yarı çıplak bir halde bulunduran kadınları, boks maçlarında roundları sayan yarı çıplak kadına, genelev, pavyon, fuhuş restoranları ve sokağa mahkum edilmiş kadınların haklarına ses çıkarmaz ve gündemlerine dahi almazlar. Çünkü o zihniyet kadına özgürlüğü değil kendi nefis, heva ve şehvani isteklerinin özgürlüğünü isterler... Onlar kadınları evlerinden çıkartıp kendi necis arzularını beslemek niyetindeler... Hatta iş öyle bir noktaya kadar geldi ki artık işyerleri kız çalışan hariç kimseyi çalıştırmıyorlar.(Kadın hakları diye avaz avaz bağıranların kulakları çınlasın!) Kadını teşhir ve istismar bataklığı, kadını yuvasındaki şerefli mevkiine döndürmedikçe kurutulamaz. Bu bataklık kurutulmadan da, sinek mücadelesi yapmak beyhûdedir.


2 - Atilla ipek 13/09/2020

(3) Nitekim kadına şiddete mâni olma istikametinde alınan Avrupâî tedbirler müsbet netice vermemektedir... Dünyada ise bu sözleşmeye; Bulgaristan Hükümeti 2018 yılında İstanbul Sözleşmesi’ni reddetmiş, Anayasa Mahkemesi sözleşmenin Bulgaristan Anayasası’na aykırı olduğuna karar vermiştir. Polonya’da 2014 yılında “toplumsal cinsiyet ideolojisi”ni durdurmaya ilişkin parlamento komisyonu kurulmuştur. Hırvatistan’da 2018 yılında İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin önemli tepkiler meydana gelmiştir. Hırvat muhafazakârlar, sözleşmenin kadınları koruma argümanı altında “toplumsal cinsiyet ideolojisi”ni teşvik ettiğini ve geleneksel aile değerlerini zayıflattığını ifade etmiştir. Hırvatistan Başbakanı ise, İstanbul Sözleşmesi'nin özünün kadınları şiddetten korumak olduğunu vurgulayarak, hükümetin herhangi bir yanlış yorumlamanın önüne geçeceği vaadinde bulunmak durumunda kalmıştır. Ekvador'un solcu Cumhurbaşkanı Rafael Corrêa, “toplumsal cinsiyet ideolojisini” aileyi yok etmeye yönelik bir araç olarak yorumlamış ve kınamıştır...


1 - Atilla ipek 13/09/2020

(1) Özgürlük kişinin, nefsinin ve şeytanın istediği gibi yaşaması değildir ve dolayısıyla fıtrat ve vazife farklılığı sebebiyle kadına farklı, erkeğe farklı hak ve mes’ûliyetler tevdî edilmesi adâletin ta kendisidir. Islam'da, karı-koca birbirinden devamlı hak koparmak için çekişip duran iki düşman kutup değildirler. Birbirlerini tamamlayan, birbirlerine yardım eden, destek olan, huzur ve moral kaynağı oluşturan, bir bütünün iki yarım parçasıdırlar. Yani kadınla erkek arasındaki farklılık uzviyetten ileri gelmekte ve kadınların zayıf, hassas varlıklar olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda fert ve toplum hayatında bu iki cinsin fonksiyonlarında farklılıklar görülmekte ve bunda da kadının korunduğu ortaya çıkmaktadır. Bunun tersi yani fıtrî farklılıkları göz ardı ederek kadını erkekle eşitliğe zorlamak aslında adâletsizlik ve merhametsizliktir İslam öncesi devirde kadınlar dünyanın her tarafında olduğu gibi Arap kültüründe de bir eşyadan, erkeği eğlendiren bir hizmetçiden pek fazla bir farkı yoktu. Mesela; Birisine bir kız çocuğu müjdelenirse, üzüntüsünden yüzü simsiyah kesilir..." (Nahl, 16/58 ) âyetinde Allah (c.c.) cahiliyet insanının kadına bakışını anlatır, bu anlayışı çirkin bulur ve kadını hanım efendi, erkekle bir elmanın iki parçası gibi gördü ve gördürdü. Dolayisiyla Karadeniz'de, Anadolu'da. şurada-buradâ kadınlar çalıştırılıyor ve ancak erkeğin yapabileceği zor işler altında eziliyorlarsa, bunun suçu İslam'ın değil, Islâmı onların hayatından uzaklaştıranların olsa gerektir.


İlk - < Önceki [1]  Sonraki> - Son


Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Facebook
Twitter
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi