Av. Burcu Kırçıl: Elektrikli Scooterlar Yasal Düzenlemeye Kavuşturuldu! Türkiye’nin birçok bölgesinde kullanılan elektrikli scooterların paylaşım h...           • Yücel Artantaş: 20 Ocak Faciası İnsanlığa Karşı Yapılmış Saldırıdır Türkiye  Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu Onursal Genel Başkanı Yücel Arta...           • SGK'dan Faaliyeti Sona Eren Ve Borcu Olan İş Yerlerine Uyarı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Iğdır İl Müdürü Birsen Dursun faaliyeti sona eren...           • CHP İl Kadın Kollarından “YaşamHak Projesi” Tanıtım Toplantısı CHP Iğdır İl Kadın Kolları bugün “YaşamHak Projesi” için merkez ilç...           • Iğdır Memur-Sen: Gelirde Adalet İçin Seyyanen Zam İstiyoruz Iğdır Memur-Sen, memurları enflasyona ezdiren, alım gücümüzü bitiren hük&...           • İranlı Sporcudan Karabağ'da Ölen Ermeni Atletin Ailesine Büyük Jest Ünlü İranlı sporcu Ahmad Bagheripour, Artsakh (Dağlık Karabağ) savaşında yaşamını yitire...           • Moyden İzin Belgesi” Alınması İçin Süre 1 Temmuz 2021'e Kadar Uzatıldı Iğdır Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıkla...           • Demirdöğen, Iğdır’da DAP Tarafından Desteklenen Yatırımları İnceledi DAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Prof. Dr. Osman Demirdöğen, DAP İdaresi destekli, B&o...           • HDP’den Gazetemize ‘10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ Ziyareti Halkların Demokratik Partisi (HDP) Iğdır İl Örgütü “On Ocak Çalışan Ga...           • Rektör İller ve Destinasyonlar Tanıtım Çalışması Toplantısına Katıldı Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Hakkı Alma, Iğdır Valiliğinde düze...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
Son Videolar

Iğdır Tanıtım Videosu
2372 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Şahmeran Efsanesi
2846 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'dan Defile Görüntüleri
2624 İzlenme, 0 Yorum

Ahura Mazda Iğdır'da
2456 İzlenme, 0 Yorum

Çözüm Sürecine Dövmeli Destek
2830 İzlenme, 0 Yorum

Navên Kurdi Bidin Zarokên Xwe
2518 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır kMM'den Görüntüler
2412 İzlenme, 0 Yorum

Iğdırlı STK'lardan BARIŞ Çağrı
2762 İzlenme, 0 Yorum

Yüksel Babal Nice Yıllara
2640 İzlenme, 0 Yorum

Dengbej Zahiro İdîr'e Dibeje
2694 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Ejder Kervansarayı
2740 İzlenme, 0 Yorum

Aşık Hizani Iğdır Eşliğinde
2689 İzlenme, 0 Yorum

Çille Neçe
2405 İzlenme, 0 Yorum

Dengbej Sesi Eşliğinde Iğdır
2518 İzlenme, 0 Yorum

Bî Kurdi İdîr
2544 İzlenme, 0 Yorum
Iğdır Nöbetçi Eczaneler

Kelimelerin Gücü Ve İnsan! - Prof. Dr. Ahmet ÖZER

Kelimelerin Gücü Ve İnsan!

Yazar: Prof. Dr. Ahmet ÖZER |  Tarih: 02 / 12 / 2020 |  Yazı Okunma: 345


Hep düşünmüşümdür, bir kelime nasıl olurda bu denli olağanüstü bir güce sahip olur? İki insan karşı karşıya geldiklerinde bir birilerine bakar. Bir kelimeyi dile getirir, karşımızdaki sevinir mutlu olur. Başka bir söz başka bir kelime aynı kişiyi üzer, saldırganlaştırır, olmaz işlere sevk eder. Bu nasıl olabilir?

Bir kelime, sadece bir sözcük, insanı nasıl yerinden hoplatır, kimyasını etkiler, duygudan duyguya nasıl savurur? Bir kelime sadece bir kelime, nasıl olur da bir tek sözcük insanı ağlatır, güldürür, mutlu ya da mutsuz eder? Sadece bir kelime, bir söz..

Bu olağanüstü gücü nerden alır kelimeler? Harflerden yan yana gelmiş kelimeler, kelimelerden oluşmuş cümleler nasıl olur da bütün bunları tek başına yaparlar? Kelimelerden yan yana gelmiş cümleler.. Cümlelerden oluşmuş, hikayeler, destanlar, masallar.. ve kitaplar? Bu nasıl bir sihirdir Allahım?

            Kelimeleri böyle büyülü ve mücizevi yapan, onlara bu olağanüstü gücü veren nedir? Bizler, yani insanlar sadece ve sadece bu dünyada kelimelerin dünyasında mı yaşıyoruz yoksa? Ve sadece varlık aleminde kelimelerin dünyasında yaşayan tek varlık insan mı? Eğer öyleyse neden öyle?

Bu soru(lar) bizi ister istemez “şeylerin” bilgisine götürür. Çünkü bilebildiğimiz kadarıyla var olan her bir şeyin bir adı var. Daha doğrusu biz onlara bir etiket yapıştırır, ad koyarız. O şeyin adı olan bu etiket harflerden oluşur, harflerden oluşan (insana sadece insana mahsus) bu ses dizimi bir kelimedir;  ve bu kelimedir o şeyi temsil eden, söylenince ya da yazılınca onu akla getiren. Bu birinci aşamasıdır işin.

            İkinci aşama, bu etiketlerin yani adların ve kelimelerin başkası tarafından da anlaşılır, bilinir olmasıdır. Hani demiştim ya biz kelimeler dünyasında yaşayan varlıklarız diye.. İşte bunu kastetmiştim. Çünkü bir arada olan bizler, benzer topluluklar aynı dili konuşuyorsak ‘’kalem’’  dediğimizde karşıdaki nasıl bir şeyden bahsettiğimizi bilir ve anlar. Ya da  ‘’gülmek’’ dediğimizde veya ‘’acı’’ dediğimizde aynı şekilde o kavramın bilgisine sahip olan kişi ne dediğimizi, neden bahsettiğimizi bilir, anlar. O şey onun zihninde canlanır. İşin bütün sihri burada. Söylenen şeyin karşılığı karşı tarafta olduğu zaman söylendiğinde o şey canlanır onun zihninde, yankılanır o şahsın halet ruhiyesinde.

            Değil mi ki hiç bir kitabın içinde adam, ev araba, savaş, barış, aşk nefret yok. Yok ama, biz sayfaları çevirdiğimizde onları görürüz, dizili kelimeleri okuyunca o sayfalar sayfa olmaktan, kelimeler kelime olmaktan çıkar eve, arabaya, savaşa ve ya aşka dönüşür, bizi o büyülü dünyasına çeker ve biz oralara gider o vadilerde, ya da dar koridorlarda veya yeşil ormanlarda kaybolup gideriz. Kelimeler buharlaşmış, evlere, arabalara, aşka, nefrete, sevgiye, kavgaya veya savaşa ya da barışa dönüşmüştür.

İşte kelimler dünyasında insanın bulduğu en zekice en bilgece bir oyundur bu. Evet, karşılıklı bilinen bir oyundur aslında oynanan. Ne kadar çok kelime bilirsen o kadar çok ve etkili oynar insanoğlu. En iyi oyuncular bu yaşamda kelime haznesi çok ve kelime kullanma becerisi olan, onları söze döken sözle kelime uyumunu en iyi sağlayanlarımızdır.

Sadece tiyatroda, sinemada, derste, cemaate, törende, ayinde değil yolda sokakta evde çarşıda da bu böyledir. Birine akıllı dediğimizde kelime derinliğinden, birine zeki dediğimizde onun bunları günlük hayata uyarlama becerisinden bahsederiz aslında. Hiç konuşmayan hiç yazmayan birine akıllı, zeki ya da aptal veya başka bir şey denebilir mi?

            Üstelik bilgin, hayal dünyan, hatta gördüğün rüyalar bildiğin kelimeler kadardır. Ve herkes dünyayı ancak kendi bildiği kelime dünyası kadar görür, onun kadar yorumlayabilir. Sözgelimi, Ne denli ve ne çeşit bir ev biliyorsan o kadarı ancak canlanır muhayilende. Herkes dünyayı ancak kendi bilinci kadar algılaması o bilincin yapı taşları olan kelimelerle alakalı... İşte bu nedenle bilmek, kavram bilmek demektir, kavram bilgisi demektir. Hayal dünyan, düşünce atmosferin, sentez ve analiz gücün bildiğin kelime dağarcığı oranındadır. İstese de fazlasını yapamaz, yapmaya çalışsa da gücü yetmez kişinin.

            Bilgili olmak çokça kavram bilgisine sahip olmak demekse o zaman insanın aldığı eğitim de bir nevi buna tekabül etmez mi? Bu yüzden olacak ki, ta 24 asır önce, Antik Yunanda, Sokrates ve Platon gibi filozoflar, bilgeliği, kavram bilgisine sahip olmak olarak tarif etmişlerdir..

            Nitekim insanın en ayrıt edici özelliği, yani onu diğer diğer varlıklardan ayıran yanı kavram üreten bir varlık olmasıdır herhalde.. Akıl diyoruz ama aklın en büyük hüneri nedir diye sorarsanız, kavram üretmektir derim. Sesleri harflere, harfleri kelimelere dökmektir. Onlar eğip bükmek, kurşunu kalıba döker gibi şekillendirmek ve aktarmaktır. Düşünün bir kavrama sahip olmayan bir ses neye yarar?

             Bir düşünün, bir kelimeye sahip olmayan bir ses manasız ve bir şey ifade etmezken, bir kelime kalıbına döküldüğünde birdenbire şekillenip sihirli bir güce kavuşuyor. Bunu sadece ve sadece insanoğlu başarabiliyor.

İnsanoğlu Kavram üretiyor, aktarıyor, saklıyor ve hatırlıyor. Evet, bu sadece evrende (bilebildiğimiz kadarıyla) insanın yapabildiği bir hünerdir. Zaten uygarlık yaratan tek varlık olaması da bundandır. Sadece ve sadece bundan... Yani dil yaratmak hünerinden. Yoksa birçok bakımdan diğer varlıklardan, hayvanlardan daha eksik ve güçsüz kalırdı. Bunu dil sayesinde aşar ve başarır.

Dil aynı zamanda beladır, bütün kusurları örttüğü gibi bütün kusurları gösterir de. Sırrı faş eden dildir, bu yüzden dil acımasızdır, dil bağışlamaz, dilin kusurunu başka bir organ örtemez.

Yazar Kızılkaya’nın dediği gibi, “Bu durum en çok kendini sanatta gösterir. Özellikle roman ve sinemada. Hatta sinemadan çok romanda. Çünkü roman dildir, sinema ise o dilin resimli hali... Sinema göze, roman beyine hitap eder; roman beyinde canlandırır resmi, o yüzden daha çabuk kana karışır. Ama nihayette ikisinin de ana malzemesi dildir.” Bunu ne kadar samimi ve sahici yaparsa o kadar başarılıdır.

Sanatta sahicilik; gerçek hayatı alıp sanatın gerçeği haline getirmek, sanatın gerçeğini de tekrar başa döndürerek hayatın gerçeği gibiymiş gibi alıcısına gösterip onu ikna etmektir.

Demek ki mesele yine gelip dile dayanıyor. Bir milletin, bir topluluğun, bir halkın dilini bilmiyorsanız onları sahici anlatamazsınız. Çünkü bu işler için bulunmuş terim “dile getirmek”tir. Yani birilerini anlatıyorsanız, onları “dile getiriyorsunuz” demektir.

İnsanı gösteren dilidir, anlat ki seni göreyim...




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Facebook
Twitter
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler
İstatistikler
Toplam: 1789654
Aktif: 23
Bugün: 123
Dün: 1476

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi