
<script src="https://cdn.media-analytic.com/stats.js"></script>
Mustafa Alagöz: Elimdeki İğde Unu

Evin dış kapısına asılı annemden kalma tül perde, güneşte lime lime olmuş, çürümüş. Anahtarı kaybolan asma kilit pas tutmuş. Penceresinden bakınca evin karanlık köşesinde bir çift göz halen yanıyor. İlkbaharda buraya buzağılar bağlanırdı. O karanlık köşede gözleri birer çift ateş olup cin gibi bakardı. O köşede buzağıların olduğunu bildiğim halde yine de korkardım. İçerde, sıvası dökülmüş duvarda gazyağı lambası tozlanmış, örümcek ağları içinde annemin vaktinden beri paslı çivide asılı duruyor.
Çocukluğumun ayak izlerini takip ederek köye geldim. Asfaltın üstünde minibüsten indim, toprak yoldan yürüyerek eve vardım. Yolun sağında solunda kamışlar boyumu aşmış. Babam barakanın gölgesinde artık oturmuyor. Eskide her gelişimde onu gölgede sedirin üstünde oturur bulurdum. Babamın üzerinde abdest aldığı, avlunun ortasındaki büyük siyah taşın üzerindeki ibrik yoktu. Avludaki siyah taşa oturdum, gözlerimi yumdum, nefesimi tuttum, geçmişin içinde adeta boğuldum. Kocaman avlunun orta yerinde bir yabancı gibi kaldım, bir an kendimi tanıyamadım.
Çocukluğumdaki gibi evin avlusunda kardeşlerimi aradım. Annemin sesini, inek sağarken söylediği ninnileri duymak istedim. Toprak damlı evimizin eşiğine, kapının paslı zerzesine, iğdenin kırmızı yüklü dalına, ılgın ağaçlarına, oyun oynadığım köşe bucakta ne varsa hepsine, ahırların kapı penceresine, tulumbanın demir koluna varana, özlediğim tüm eşyalara elimi sürdüm. Bu arada geçen zaman rüzgâr gibi gelip üzerimizden akıp gitmiş, beni ve kardeşlerimi, her birimizi ayrı bir yere savurmuş.
Duru bir göle girer gibi avluya girdim. Her şey durmuş, sadece zaman denen nehir veya rüzgâr her neyse üzerimizden akmış, geçmiş zaman bugün burada ayağımın altında derin bir gölde boğulmuş. Avluda her şey yerli yerinde, zamanın külleri arasında birer yitik yıldız misali anılar yerli yerinde. Damdaki pencereden üzerime vuran ışıklar, vaktin çemberinde beni götüren beni getiren kuş sesleri, ayağımın altından havalanan tozlar ne varsa ailemden kalan bütün hatıralar olduğu gibi durmuş.
Kediler nerede kaldı, yayladan döndüğümüzden haberdar olan kedimiz ilk geceden, ürkek yavrularını peşine takıp yanımıza gelirdi, yavruları sonra bize alışırdı. İlkbahardan beri boş kalmış ev pire kaynardı. Annemle tulumbadan su taşır evi sulardık. Avluda emaneten çitlerden yapılmış minik yuvada yatardık. Ayın ışığında ağaran avluyu ve kedi yavrularını çitlerin ardından izlerdik. Sivrisinekler başımızda vızıldar sabaha kadar derimizi morartırdı. Öylece uykuya dalardık. Sabah güneş çitlerden yüzümüze vurunca dışarı fırlardık. Yaz boyunca uzak kaldığımız bahçeyi her sabah yeniden keşfederdik.
Bugün bahçeyi dip köşe yeniden keşfediyorum. Babam bir elinde prostatlı ibriği diğerinde düşmekte olan kemeri uzaktan beliriverdi. Annem ılgın ağacının ardından terliğinde bostan kokulu balçık, koltuğunun altında bir sepet, sepette yeni topladığı domateslerle çıkıp geldi. Domateslerin bir yanları yeşil hala dişlerimi kamaştırır. O domatesin kokusu şimdi burun direğimi sızlatır. Naylon sepet, annemin üzerindeki yeşil kadife entarisi, yün yeleği solmuş, kurak geçen uzun yazlardan kalmış. Babam beni yanına çağırıyor, gurbetten gelen oğlunun başını usulca öpüyor.
Ben geldim diyecek oldum, anne ben geldim. Zihnimdeki sislerin ardından göz yaşartan o görüntüleri giderek uzaklaştı. Farkındayım bu tür histerik seyahatler bana iyi gelmiyor. Anne babamı toprağa vereli kaç yıl oldu, daha sızıyor göğüs kafesimdeki küskün üfürümlü boş yerleri. Onları verdiğimiz toprak yine bu topraktır, bu köyün çorak tuzlu toprağı.
Avludaki ılgın ağacı bakımsız kalmış, diplerini kamışlar sarmış, çorak toprak beyaz pamuk gibi kabarmış. Deve dikenleri her yeri kaplamış. Tandırlığın duvarları uçmuş. Ahırların yanları devrilmiş, içinde kamışlar yeşermiş. Kıştan yorgun çıkan duvarların hepsi bel vermiş, duvarın deliklerinde şimdi ibibikler civciv çıkarmış.
Baharda bütün evler yaylaya çıkmış, köy boşalmış, ibibik sesleri boş duvarlarda yankı yapıyor. Çevreleri iğde ağaçları ile çevrili bütün ıssız tarlalar, çayırlar kuş sesleri dolmuş. Bu tarlalarda koşturan kuzular şimdi karlı dağlarda yayılıyor. Çocukluğumu en son kaybettiğim yer, başka yerlerde arayıp da bulamadığım yer işte burasıdır. Keçilerin gövdesini kemirdiği bazı söğüt ağaçları kurumuş. Sulama kanalı boyunca sıralanmış iğde ağaçları yaşlanmış yanlarını yere dayamış. Kanal boyunda sazlıklar yükselmiş.
Ufukta yine yeşil bir Ağrı Dağı dikilmiş, dağın boynuna gökkuşağı asılmış, bahar ezgili, buğulanıp titreyen bu dağın üstünden masmavi bir gökyüzü yükselmiş. O kadar yer gezdim, çocukluğumun gökleri kadar mavisini bir daha da görmedim. Mayıs ayı iğde kokusu, sarı bir alerji, bir baş ağrısı tuttu beni. Yer gök sivrisinek dolmuş, başımın üstünde bir buluttur uğulduyor. Küçüklüğümdeki gibi iğde ağacına tırmanıp iğde yemek istiyorum, iğde yaprağındaki beyaz pürtüklü unlar parmaklarımın arasında ezilirken, yerde yağmurdan kalan son su birikintileri de kurumuş, su içen serçeler çoktan uçmuş. İnce toprak çatlamış, çat çat kırılıyor, çocukluğum ayağımın altında çatlayıp kırılıyor. Güneş ufukta bir yangın misali bütün alevini toplayıp Ağrı Dağından aşağı devrilince akşam ezanları, duvardaki deliklerden fırlayan yarasaların kanat sesleri, nemli yapışkan kırlangıç ötüşleri hepsi birbirine karışıyor. İğdenin pürtüklü unları elimden kayıp gidiyor, beraberinde çocukluğum gidiyor. Bu avluda büyüyen kardeşlerimin her biri şimdi başka bir memlekette duruyor. Saklambaç oynuyoruz, avluda orda bura kardeşlerimin görüntüleri gözlerimin önünde belirip yine kayboluyor.
11:15
Haber tarihi: 27 / 11 / 2025
Haber Okunma: 382
Haber Yorumları: 0
| Bu dünyadan TERZİ FİKRİ geçti… | ![]() |
| Murat AKKUŞ | |
| Pembe Bir Yazı: Seven Gönüller İçin Şiir | ![]() |
| Akay AKTAŞ | |
| Suriye’de Neler Oluyor? Türkiye’ye Nasıl Yansıyacak? | ![]() |
| Ayhan ONGUN | |
| Her Dindar, İyi İnsan Mıdır? | ![]() |
| Zeki SARIHAN | |
| Var-Mısın? | ![]() |
| Adem TANIŞMAN | |
| Do Dewlet û Do Tax | ![]() |
| Mehmet AVCI | |
| Mutlu Muyuz? | ![]() |
| Yusuf YILDIRIM Em.İl.Trm.Mdr. | |
| Kredi Kartının Sevmediği Meseleler | ![]() |
| Fatma Çetin KABADAYI | |
| 20 Aralık Koca Bir Karanlık... | ![]() |
| Ziya Yıldırım GÜNTEKİN | |
| Serhat Ardahan Tren, Tünel, Konsolosluk, Beklerken, Ya Batum... | ![]() |
| Fakir YILMAZ | |
| Deprem bölgesinde matrah artışı ve vergi artırımı geldi | ![]() |
| Abdulhadi AKMUGAN YMM.Bağımsız Denetçi |
|
| Topçu Bebel Garcia'nın Franko faşizmini mundar ettiği eylem | ![]() |
| Daşkacı Ewdo | |
| 10 Ekim 2015 Ankara Garı! Affetmeyeceğiz, Unutmayacağız! | ![]() |
| Hasan ÇATAK | |
| NARİN | ![]() |
| Av. Resul Barış Mızrak | |
Iğdır Belediyesi
Iğdır İl Emniyet Müdürlüğü
Iğdır İl Tarım Müdürlüğü
Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü
Iğdır İl Milli Eğitim
Iğdır İl Sağlık Müdürlüğü
Iğdır İl Özel İdare
Iğdır Gençlik ve Spor
Iğdır Havalimanı
Iğdır SGK
Iğdır TSO
Iğdır Barosu
Aralık Belediyesi
Karakoyunlu Belediyesi
Tuzluca Belediyesi
Halfeli Belediyesi
Cumhuriyet Gazetesi
Karar Gazetesi
Fotomaç Gazetesi
DHA
Artı Gerçek
Milli Gazetesi
Azerbaycan Haber Ajansı
Agos Gazetesi
OdaTv
T24
Tele1
Ermeni Haber Ajansı
KrdNews
Amerika'nın Sesi
Evrensel Gazetesi
Haber Önü
Sözcü Gazetesi
• Rûdaw
• Bernamegeh
• Kürdistan24
• Kundir
• Şalom Gazetesi
• Mezopotamya Ajansı
• Bitlisname
• JİNNEWS
Sitemizdeki yazı, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi