Uluslararası Mera ve Çobanlar Yılı, kâğıt üzerinde kalmamalı… TÜRKYED Genel Başkanı Nihat ÇELİK; - “FAO; 2026 yılını “Uluslararası Mera...           • Elektrik Mühendisleri Odasından Rektör Gürel’e Ziyaret Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel, Elektrik Mühendisleri O...           • Kürdistan Bölgesi ateş hattında: 12 günde 267 füze ve İHA saldırısı ABD ve İsrail ile İran arasında 28 Şubat’ta patlak veren savaş 13’üncü g&uum...           • TÜBİTAK Destekli "Iğdır'ın Seramik Leylekleri" Sergisi Açıldı Iğdır Üniversitesinde TÜBİTAK Destekli "Iğdır'ın Seramik Leylekleri" Sergisi Açıl...           • Lösev Ramazan’da Lösemi Ve Kanserle Mücadele Edenlerin Yanında “Ramazan Bağışlarınızla Önce Çocuklar İyileşsin”   LÖSEV, ...           • Sardoğan: Adalet Herkes İçin Eşit Olmalı, Demokrasi Zedelenmemelidir CHP Tuzluca İlçe Başkanı Temel Sardoğan: “Adalet Herkes İçin Eşit Olmalı, Demo...           • "Et kuyruğu tarım ve hayvancılık politikasının iflasını gösteriyor" İl Başkanı Murat Gök: Ağrı’da et kuyruğu tarım ve hayvancılık politikasının iflasını g&...           • Sağlık Hizmetleri Artık Daha Yakın Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi ile vatandaşlar, mobil cihazları veya bilgisayarları aracılığı...           • Iğdır Üniversitesinden 8 Mart’a Özel Farkındalık Etkinliği 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında, Iğdır Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fak...           • Fırat Akkuş: Kadınların emeği ve fedakârlığı toplumun en büyük gücüdür Yeniden Refah Partisi Iğdır İl Başkanı Fırat Akkuş, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dola...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
Son Videolar

Bave Min Teneye
17 İzlenme, 0 Yorum

Kurtuluş Reçetesi
31 İzlenme, 1 Yorum

Vesvese ve Korkular
91 İzlenme, 7 Yorum

Kadınlardan 8 Mart Halayı
42 İzlenme, 0 Yorum

Hoşgörünün Barıştaki Önemi
83 İzlenme, 5 Yorum

Halfeli’de 8 Mart Şöleni
42 İzlenme, 0 Yorum

Depresyonla Stresle Başa Çıkma
88 İzlenme, 4 Yorum

Kadınlardan 8 Mart buluşması
47 İzlenme, 0 Yorum

Aile İçi Geçimsizlik ve Şiddet
99 İzlenme, 6 Yorum

MEBYA-DER'den İftar Programı
50 İzlenme, 0 Yorum

İmamoğlu’ndan Iğdır'a Mektup
58 İzlenme, 0 Yorum

Aliyev'den İran'a sert tepki
47 İzlenme, 0 Yorum

Zekat Vermenin İnsana Faydası
138 İzlenme, 9 Yorum
Facebook

İstatistikler
Toplam: 3784405
Aktif: 36
Bugün: 766
Dün: 1939
Reklam Alanı

Nuray ALİYEVA: Kanla Yazılan Özgürlük Tarihi: 20 Ocak

Tarihin birçok sınavına cesaretle göğüs geren Azerbaycan’ın millî bağımsızlık mücadelesinde özel bir yere sahip olan 20 Ocak Faciası’nın üzerinden 36 yıl geçmiştir. Ancak geçen zaman bu vandalizmi halkın hafızasından silmek bir yana, aksine, etkisinin yıllar geçtikçe daha derinden hissedilmesine neden olmuştur.

 

1980’li yılların sonlarında Azerbaycan’da sosyo-politik durum giderek karmaşıklaşmaya başlamıştı. Sovyetler Birliği’nin derin bir kriz içinde bulunması, merkezî yönetimin cumhuriyetler üzerindeki denetiminin zayıflaması, uzun yıllar bastırılmış olan millî özgürlük ve adalet taleplerinin gün yüzüne çıkmasına yol açıyordu. Azerbaycan toplumunda millî bilinç güçleniyor, özgürlük ve bağımsızlık fikirleri geniş halk kitleleri arasında yayılmaya başlıyordu.

 

Ermenistan’ın asılsız toprak iddiaları ve Dağlık Karabağ ihtilafının alevlenmesi durumu daha da ağırlaştırıyordu. Merkezî hükümetin bu iddialara açık ya da örtülü destek vermesi halkın haklı tepkisini artırıyor, Azerbaycan toplumunda derin bir öfke doğuruyordu. Artık halk özgürlük ve bağımsızlık talepleriyle mitingler düzenliyordu. Bu protestolar barışçıl nitelik taşımasına rağmen merkez tarafından öfkeyle karşılandı ve halkı susturma yoluna gidildi. Bu dönemde Azerbaycan’da zayıf yönetim, iktidardaki kaos, ülkede yaşanan gelişmeler üzerindeki kontrolün kaybedilmesi ve toplumun yönetime olan güveninin sarsılması durumu daha da gerginleştiriyordu.

 

Moskova yönetimi Azerbaycan halkının millî uyanışını bir tehdit olarak değerlendirerek, bunu askerî güçle bastırmaya karar verdi. Böylece 1990 yılının Ocak ayında Sovyet ordusunun Bakü’ye sokulması yönünde siyasi bir karar alındı. Bu karar önceden planlanmıştı ve amacı halkın iradesini kırmak, özgürlük hareketini kanla boğmaktı. Böylesine gergin ve çelişkili bir ortamda Azerbaycan tarihinin en trajik, aynı zamanda en onurlu sayfalarından biri olan 20 Ocak Faciası gerçekleştirildi.

 

19 Ocak akşam saatlerinden itibaren Bakü’de durum giderek gerginleşmeye başladı. Saat 19.00 sularında Azerbaycan Televizyonu’nun enerji bloğu patlatıldı ve ülke tamamen bilgi akışından izole edildi. Bu adım, yaklaşan askerî operasyonun planlı bir nitelik taşıdığını açıkça gösteriyordu. Aynı gece saat 23.00’te yaklaşık 26 bin kişilik Sovyet ordusu birkaç yönden Bakü’ye girmiş ve sivillere ateş açmaya başlamıştı. Oysa şehirde olağanüstü hâl 20 Ocak sabahı saat 05.30’da ilan edilmişti. Halk bilgi alma imkânından mahrum bırakıldığı için bunu olaylar yaşandıktan sonra öğrenmişti. Yani olağanüstü hâl, fiilen facia yaşandıktan sonra resmîleştirilmişti.

 

Önce askerî güç kullanılmış, ardından buna hukuki bir kılıf giydirilmeye çalışılmıştı. Bu kanlı olay yalnızca bir facia değil, aynı zamanda millî uyanışın, özgürlük iradesinin ve bağımsızlık mücadelesinin kanla yazılmış bir sayfasıdır.

 

19 Ocak’tan 20 Ocak’a geçen gece Sovyet imparatorluğunun askerî gücü Bakü’ye sokularak sivillere karşı eşi benzeri görülmemiş bir vahşet sergiledi. Amaç ayağa kalkmış halkı korkutmak, özgürlük arzusunu bastırmak olsa da, bu girişim tam tersine direniş ruhunu daha da güçlendirdi. O gece Sovyet imparatorluğu silah gücüyle bir halkın iradesini kırmaya çalışırken, aslında kendi ahlaki çöküşünü tüm dünyaya göstermiş oldu. Bu, merkezî yönetimin millî sorunları barışçıl yollarla çözme konusunda aciz kaldığının açık bir göstergesiydi. 20 Ocak Faciası ile halk hareketini zayıflatmak hedeflense de, bu olay toplumun direniş gücünü daha da pekiştirdi.

 

Sovyet rejiminin gerçek yüzünü tüm dünyaya gösteren 20 Ocak gecesinde kadın-erkek, genç-yaşlı demeden masum insanlar kurşuna dizildi. Sivillere karşı ağır silahların kullanılması, silahsız ve hiçbir askerî tehdit oluşturmayan halka ateş açılması insanlığa karşı işlenmiş ağır bir suç, uluslararası hukukun ve insan haklarının açık ihlaliydi. İnsanlar balkonlarında, hatta evlerinde bile hedef alındı. “Darbe” kod adlı bu operasyon sırasında 147 Azerbaycan vatandaşı şehit oldu, 744 kişi yaralandı, 841 kişi ise hukuka aykırı şekilde tutuklandı. 20 Ocak şehitleri, bağımsız Azerbaycan’ın ilk şehitleri olarak tarihe geçti. Bugün üç renkli bayrağın özgürce dalgalanması ve Azerbaycan’ın egemen bir devlet olarak dünyada tanınması, onların bıraktığı manevi miras sayesinde mümkün olmuştur. 21 Ocak’ta şehitlerin defni sırasında milyonlarca insanın sokaklara dökülmesi, yasaklara rağmen sesini yükseltmesi, halkın artık korkmadığını ve özgürlük yolundan dönmeyeceğini göstermiştir. Bir milyondan fazla insanın katıldığı bu yürüyüş, yalnızca bir matem değil, aynı zamanda sessiz ama kararlı bir siyasi protestoydu. Bu facia, Azerbaycan’ın bağımsızlık yolunda geri dönüşü olmayan bir aşama olmuştur.

 

Dönemin belgelerinde yer alan bilgiler facianın tüm dehşetini gözler önüne sermektedir. Olayla ilgili Ruslar tarafından hazırlanan raporlarda insanların çok yakın mesafeden ve büyük bir vahşetle vurulduğu belirtilmektedir. Örneğin R. Rüstemova’ya 23, Y. Meyeroviç’e 21, D. Hanmehmedova’ya ise 10’dan fazla kurşun isabet etmişti. Hastaneler ve ambulanslar ateş altına alınmış, doktorlar öldürülmüştü. İçinde yolcuların, çocukların da bulunduğu 39 numaralı “İkarus” marka otobüs kurşunlanmış, insanlar süngü ve bıçaklarla katledilmişti.

 

Bu olay, halkın millî onurunun sınandığı bir andı ve verilen büyük kayıplara rağmen halk bu sınavdan alnının akıyla çıkmayı başardı. Bu nedenle 20 Ocak, millî birlik ve

 

dayanışmanın sembolüne dönüştü. Dönemin iktidarı yaşananlara siyasi bir değerlendirme yapacak güçte değildi. Ancak o sırada Moskova’da bulunan Ulu Önder Haydar Aliyev, facianın hemen ardından olaya ilk siyasi ve hukuki değerlendirmeyi yapan isim oldu. O, ertesi gün Azerbaycan’ın Moskova’daki Daimi Temsilciliği’ne gelerek işlenen bu suçu açıkça kınadı ve sorumluların cezalandırılmasını talep etti. Oysa Bakü’de insanlar henüz ne yaşandığını ve olayların boyutunu kavramaya çalışıyordu. Böylece millî lider halkla dayanışma örneği sergiledi. Onun ilkeli duruşu, ilerleyen yıllarda bu olaya devlet düzeyinde doğru bir değerlendirme yapılmasının temelini oluşturdu. 1994 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisi bu olayı insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak tanıdı. Bu karar, tarihî adaletin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.

 

20 Ocak Faciası’nın tarihsel hafızada yer etmesi son derece önemlidir. Bu nedenle Azerbaycan’ın özgürlüğü uğruna canını feda eden şehitlerin hatırasını yaşatmak amacıyla bu gün Ulusal Yas Günü ilan edilmiş, “20 Ocak Şehidi” fahri unvanı ihdas edilmiştir. Bugün Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderliğinde 20 Ocak şehitlerinin aziz hatırası daima yüceltilmekte, ailelerine devlet tarafından özel ilgi gösterilmektedir. Her yıl 20 Ocak’ta binlerce insanın Şehitler Hiyabanı’nı ziyaret etmesi, onların hatırasının yalnızca resmî törenlerde değil, halkın vicdanında ve hafızasında yaşatıldığını göstermektedir. Bugün bağımsız, egemen ve muzaffer Azerbaycan devleti, 20 Ocak şehitlerinin emanet ettiği kutsal değerler üzerine yükselmektedir.

 

Nuray ALİYEVA

Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisi Milletvekili


Haber: Murat Akkuş

11:50

Haber tarihi: 20 / 01 / 2026
Haber Okunma: 471
Haber Yorumları: 0


Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google




Önceki: Iğdır İl Özel İdaresi’ndeki işçi alımı iddialarına soru önergesi verdi
Sonraki: Hrant Dink Iğdır’da Unutulmadı




Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)




Köşe Yazıları
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

Sitemizdeki yazı, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi