Iğdır Üniversitesini Geliştirme Vakfı’nın İlk Toplantısı Yapıldı Iğdır Üniversitesini Geliştirme Vakfı’nın İlk Toplantısı Rektör Alma Başkanlığında...           • 3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ ENGELLİ BİREYLERİN İNSAN ONURUNA YARAŞIR BİR YAŞAMA SAHİP OLABİLMESİ, HEPİMİZ İÇİN ONURLU B...           • Iğdır Üniversitesinde Öğrenci Toplulukları Tanıtım Günleri Başladı Iğdır Üniversitesi Öğrenci Toplulukları Tanıtım Günleri büyük bir coşku v...           • Ahmet Yesevi Üniversitesi Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü: Âşık Hizani Ahmet Yesevi Üniversitesi Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü: Âşık Hiza...           • Brucella Hastalığı İle Mücadele Çalışmaları Devam Ediyor Aralık İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Hayvan Hastalıkları ile...           • Özel Güvenlik Görevlilerine Yönelik Eğitim Toplantısı Yapıldı Iğdır Üniversitesinde görev yapan özel güvenlik görevlisi personellerine ...           • Altılı Masa Anayasa Taslağını Açıkladı... Altılı Masa'nın Anayasa taslağı açıklandı: Tek adam sistemini sona erdirmeyi taahhüt e...           • Akran Zorbalığına Karşı Aileler Ne Yapmalı? Çocukların psikolojisini, okula uyum sürecini olumsuz etkileyen akran zorbalığına karş...           • İYİ Parti 3. Merkez İlçe Olağan Kongresi Yapıldı İYİ Parti Iğdır Merkez İlçe 3. Olağan Kongresi bugün yapıldı. Saat onda başlayan ve te...           • Ünsal, Önder Çam ve Aysun Eliş’e Soykırım Kitabını Hediye Etti Türkiye Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu Genel Başkan yardımcısı ve   ...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
Reklam Alanı

En Son Haber Videoları

CHP Kars Milletvekili aday adayı Alibeyoğlu'ndan alan çalışması 

HDP İl Örgütü: TSK’nin Hava Saldırıları Bir An Önce Son Bulmalı 

Memur-Sen Şube Başkanından 'Yolsuzluk Var' Açıklaması 

CHP İl Örgütü Atatürk'ü Andı 

Iğdır'da '1 Kasım Dünya Kobanê Günü Kutlaması 

CHP, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda Atatürk Anıtındaydı

HDP'den 'Kimyasal Silah' Açıklaması

Buldan'ın Iğdır Esnaf Ziyareti Mitinge Döndü

Buldan Iğdır'da: Habip Eksik Şahsında HDP ve Kürtlere saldırıdır

HDP: Vekilimize Yapılanlar Iğdır'a ve Kürt Halkına Yapılmıştır

Iğdır’dan Kürtçe Öğretmenleri İçin Çağrı: 200 Ek Atama Yapılsın

Son Videolar

Kul Yusuf Kümbeti
3840 İzlenme, 0 Yorum

Ahura Mazda Iğdır'da
3623 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Şahmeran Efsanesi
4225 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır kMM'den Görüntüler
3451 İzlenme, 0 Yorum

Dengbej Zahiro İdîr'e Dibeje
4064 İzlenme, 0 Yorum

Aşık Hizani Iğdır Eşliğinde
3977 İzlenme, 0 Yorum

Dengbej Sesi Eşliğinde Iğdır
3615 İzlenme, 0 Yorum
Iğdır Nöbetçi Eczaneler

Erdoğan Şapkadan Ne Çıkaracak? - Prof. Dr. Ahmet ÖZER

Erdoğan Şapkadan Ne Çıkaracak?

Yazar: Prof. Dr. Ahmet ÖZER |  Tarih: 24 / 09 / 2022 |  Yazı Okunma: 155


Giriş

Son elli yılda hepimizin hafızalarında taze duran olaylar çerçevesinde kişiye bağlı yönetimlerde sistemin el değiştirmesi ve demokratik geçişin çok çok sancılı olduğu yolundaki düşünceler aklımızdaki tazeliğini koruyor. Bu yönetimlerde iktidar çoğunlukla toplumsal olaylar ve protestolar, rejim içi elitlerin savaşı sonrası çatışmalı dönüşümlere sahne oldu. Bunu da son çeyrek asırda sıkça gördük etrafımızda. Sonunda liderler ya hapse mahkûm oldu ya sürgüne gönderildi ya da öldürüldü.

Bunun temel sebebi kişiye bağlı otoriter yönetimlerin temel açmazlarında saklıdır. Bu sistemler ideolojik veya kimlik siyasetine dayalı dava yönetimlerinden farklı olarak, yolsuzlukların olduğu bir dağıtım mekanizmasıyla taraftarlarını yanında tutarlar. Devletin imkânları ve ekonomik paradigmaların dışında süreç ahbap çavuş kapitalizmi şeklinde işler. Hatta bir süre sonra sistemden nemalanan yeni türedi zenginler, sistemin hukukuz bir şekilde işlemesinden kaynaklı biriktirdikleri serveti korumak için biriktirdikleri paraları yurtdışına kaçırırlar. Bu durum tek adam rejimlerinin kaderidir.

Tek adam rejimleri

Tek adam yönetimleri, kendini denetleme unsurlarından medyayı da tamamı ile kontrol altında tutmak ister buna ciddi kaynak ve güç sarf eder. Lakin bu kurumlarda iktidarın koşulsuz destekçisi ve propaganda aygıtı olduğun da toplumsal cazibesini yitirir ve reytingleri düşer izlenmez olur. Kitlelerin ilgisi ve alternatif haberler duyma isteği başka mecralara yönelmelerine sebep olur. Kendi içinde bu kısıtlılıkları bulunan tek adama bağlı yönetimlerde anayasal kurumlar, siyasi rekabeti düzenleyen normlar etkinliğini yitirir. Rejim sorgusuz sualsiz biatle başlar, sadakate dayalı ilişki ağlarıyla beslenir, zapt raptla sürer. Onu ayakta tutmak yöneticinin “Makyavelist” taktiklerine kalır. Bir süre sonra kendinin gökten zembille indiğine inanan Narsizme oradan da her şeyi ben bilir ben yaparım Neronizm’ine kayar.

Son gelişmelere bakarsak ortaya saçılan kirlilik ve kokuşmuşluğun bu iktidarı bitirip bitiremeyeceği soruluyor. Bu tek başına doğru soru değil. Levra, bütün bu olan bitenler zaten bitmekte olan, anlam üretme kapasitesini kaybetmiş siyasal bir dönemin emareleri, yani sebep değil sonuçlar olarak zuhur ediyor. Buradaki derin soru bu bitiş döneminin uzunluğu ve derinliğinin ne olacağı şeklinde. Can çekişmekte olan rejimin ne kadar ayakta kalacağı, yıkılırken dizlerinin üstüne çöküp, etrafa zarar vermeden tarih sahnesinden çekilecek mi yoksa diğer senaryoları mı devreye koyacağı tartışılıyor.

Seçime dair yaratılan korkular

Son zamanlarda bazen bir kesim korkuyla bazen de bir kesim bilinçli bir biçimde manipülasyon yapmak için iktidarı ele geçirenlerin iktidarı kolay kolay bırakmayacaklarını ileri sürmelerine ve bu konuda kimi tartışmalara tanık oluyoruz. İddia şu; bunlar bir iktidar değişikliğinde yargılanacaklarını bildikleri için ne yapıp edip iktidarı bırakmayacaklar. Ne yapabilirler diye sorulduğunda ise üç senaryo ileri sürülüyor:

  1. Seçimi hile ile de olsa alacaklar, deniliyor. Nitekim bu konuda sabıkaları da yok değil. Geçmişte benzer tablolarla karşılaşmıştık, gene yaparlar, deniliyor.
  2. Seçimi kaybederlerse iptal edip tekrarlama yoluna giderler. Bunu Kılıçdaroğlu da söyledi. Bir bildiği mi var yoksa böyle bir senaryoyu şimdiden ifşa ederek berhava etmek için mi söyledi bilmiyoruz.
  3. Üçüncü senaryo en vahimi. Deniyor ki, bunlar iktidarı kaybetmemek için kan dökmek dâhil her şeyi yaparlar gerekirse bu iş iç kargaşaya kadar gidebilir.

Bence bunların hepsi de geçersiz senaryolar. Peki neden konuşuluyor? Yukarıda dedim, bir kesim sahiden bunlara inandığı için ileri sürüyor, bir kesim de bilinçli bir biçimde kafa karıştırmak için bunları ortaya atıyor. Biliyor ki bunların konuşulması sadece AKP’nin işine yarar. Sade vatandaş şöyle düşünebilir; “Allah kahretsin madem bu işin bedeli bu kadar ağır olacak, o halde iktidar sürse bundan yeğdir.” Oysaki böyle bir şey yok. Nasıl ki seçimle geldilerse öyle de seçimle gidecekler. Herkesin buna inanması, inanmayanların da inandırılması gerekir. Bu konuda muhalefetin gerekli tedbirleri aldığını söyleyerek toplam güvence vermesi ve insanları rahatlatılması gerekir.

Ne yapabilirler?

Peki, bu söylemelerin hepsi boş mu? Şöyle söyleyeyim; tabi ki iktidarı bırakmamak için içerde ve dışarıda kimi girişimlerde bulunacaklar ama bu onların gidişini engellemeyecektir. Son senaryodan başlayayım. Bir iç kargaşadan ziyade mesela Suriye’de bir savaş arayışı, Yunanistan’da girişilen “it dalaşı” buna örnek gösterilebilir. Bunlar zaten yapılıyor. Burada önemli olan muhalefetin dik durması, acaba MHP, AKP bize ne der endişesiyle onların dümen suyuna girmemesidir.

Peki, ne yapabilirler bu noktada: Sözgelimi dışarda bir savaş yapılıyor görüntüsü verip içeride güvenlik kaygısı yaratarak ortadaki seçmeni kendi tarafına çekmeye çalışabilirler. Ya da 2019 seçiminde yaptıkları gibi beka söylemi ulusal bütünlük gibi kavramların ardına sığınarak ve hatta olağanüstü hal koşulları yaratarak seçime gidebilirler. Bu da onları kurtarmaz, çünkü artık cin şişeden çıktı, toplum bunlardan yoruldu, bu tür varyeteleri yemeyecektir.

Yukarıdaki diğer senaryolara gelince bir kere muhalefet bir devri sabık yaratmayacağını söylüyor. Ama bu suç işleyenlerin hukuk önünde hesap vermeyecekleri anlamına gelmez. İkincisi seçimi iptal ederler deniyor, İstanbul seçimlerini hatırlayalım, ne oldu 14 bin fark 814 bine çıktı. Burada da benzer bir sonuç çıkar böyle bir durumda. Hile işini ise muhalefetin şimdiden sandık güvenliğini sağlayarak önlemesi gerekir. Zaten liderler buna geçit verilmeyeceğinin defalarca teminatını verdi. O halde bu tür kaygılarla şimdiden hareket etmek böyle bir psikolojiye teslim olmak yanlış ve bu sadece iktidarın işine yarar. Şu kesin ki AKP nasıl ki 20 yıl önce sandık ile geldi 20 yıl sonra sandık ile gidecek. Tabi ki bu tedbiri elden bırakmayı, rehavete kapılmayı gerektirmez.

Çürüme her yanı sardı

Şimdi gelelim AKP ve Erdoğan’ın ne yaptığına ve ne yapabileceğine. AKP ve Erdoğan 20 yılda bagajlarında epey sorgulanması ve hatta hukuk karşısında yargılanmayı gerektiren şey biriktirdiği söyleniyor. Nitekim hepimiz görüyoruz, toplum derin bir yoksulluğa itilirken küçük bir azınlık siyaseti kullanarak haksız yere çok zenginleşti. Orta sınıf adeta yok oldu. Bu kadar çok “götürülen” para artık dünyaca biliniyor, saklanamayacak kadar büyük meblağalar olduğu için saklanamıyor ve gözlerden kaçırılamıyor. Nitekim daha dün kamu kurumlarının TMS’nin, SPK’nın, bankaların nasıl soyulduğu, milyon dolarların iktidar milletvekilleri ve yanlılarınca nasıl götürüldüğü ortaya döküldü. Siyaset, sermaye ve bürokrasi üçgeninde bütün bunların döndüğü sır değil. Ancak yargı da ellerinde olduğu için hesap sorulmuyor.

Öte yandan mafya türü örgütler ve örgütlemeler her yanı sarmış. Yapılan hukuksuzluklar ayyuka çıktı, savaş suçlarına varan iddialar ve işler söz konusu. Bütün bunlara bakıldığında AKP ve liderinin iyice sıkıştığı görülüyor. İktidarı kaybetmemek için her şeyi yapabilirler elbette. Ama bunlar nedir diye sorarsanız iki şey aklıma geliyor: 1) Seçimi kazanmak için kamu kaynakları sonuna kadar kullanılacaklar. 2) Devletin ele geçirdikleri bütün kurumlarını kendi bekaları için harekete geçirilecekler.

Nitekim birinci hamleyi yaptılar. Çıkarıldıkları seçim yasası ile iltifatların milletvekili seçimlerindeki birlikteliğini berhava ettiler. Şimdi partiye ve kamu kurumlarına yönelik seçim kazanma çalışmaları ve operasyonları yapacaklar. Ne kadar güçlü görünürlerse görünürseler aslında bu süreçte en zayıf noktadadırlar.

Seçimler genellikle iktidarsız muktedirin önemli açmazlarındandır. Her ne kadar anti demokratik yönetim biçimini benimseseler de, seçime bağlı anayasal bir meşruiyeti önemsiyor gözükürler. Popülist otoriterler açısından, seçimleri manipüle etmenin ince ayarları vardır; seçimler muktediri değiştirmeyecek kadar bir oranda manipüle edilmeli, fakat güçsüzlük algısını yaratır biçimde de aşırı manipülasyondan kaçınılmalıdır.

Neler yapıyorlar/yapacaklar?

Neler yaptıklarına/yapacaklarına bir göz attığımızda şunları söylemek mümkün:

  1. Erdoğan eski bakanları, belediye başkanlarını, milletvekillerini, uzaklaşmış kurucuları, küskünleri acil koduyla toplantıya çağırarak bu seçimin önemine binaen aileye geri dönmeleri ve davaya sahip çıkmaları konusunda motive edecek/ediyor.
  2. Bazı aile büyüklerini, kanaat önderlerini, hatta aşiret reislerini tek tek ziyaret ederek yada çağırarak onlara gidip arada kalan, kararsız olan, küskün olan, AKP’den kopan kişi ve gruplarla, kitlelerle konuşup ikna etmelerini isteyebilir ki bunları harekete geçirdiği yönünde duyumlar var zaten. Hatta bu çalışmaların son hızla devam ettiği söyleniyor.
  3. Devletin toplum üzerinde etkisi ve bağı olan kurumları harekete geçirebilirler. Örneğin Diyanet imamları çağırıp onlara gidip camilerde, cemaatlerde çalışma yapmaları talimatı verebilir. Eğer iktidar değişirse hayat tarzlarının tehlikeye gireceklerinin özellikle vurgulanması istenebilir. Bu da ister istemez gelecek kaygısını harekete geçirecek ve bir toparlanmaya sebep olacaktır.
  4. Hatta bu noktada organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in susturulması yoluna gidilecek. Çünkü Peker’in özellikle yolsuzluklar konusundaki ifşaatları iktidarı sıkıştırmaya devam ediyor ve zora sokuyor.
  5. Toplumun kimi kesimlerini rahatlatacak bazı adımlar atıldı, bir kısım adımlar seçime doğru artarak daha da devam edecek. Örneğin, ek gösterge çözüldü, maaşlara zam yapıldı, emeklilerin maaşları artırıldı, asgari ücret yukarıya çekildi, bütün bunlar yeterli olmayabilir, ama itidali bir iyimserlik yaratmadığı da söylenmez. Şimdi EYT sorunu çözülecek, yaşa takılanların emekli hakkı tanınacak vs. ayrıca bir takım kesimlere aynı ve nakdi yardımlar artırılarak devam edecek.
  6. Başka bir adım da TOKİ’de atılacak. TOKİ seri ve hızlı projelerle insanlara sizi kiradan kurtarıp konut sahibi yapacağız diyecek ve buna dair çalışma başlattı/başlatacak. Nitekim 500 bin konut projesi geldi.
  7. Yaşam tarzları karşılaştırmaları yapılacak. Söz gelimi mezuniyet törenlerini dualarla yapıp 28 Şubat dönemi ile karşılaştırıyorlar. Bu da özellikle bir kesimde yeniden bir duygudaşlık yaratıyor. Gelecekte güvende olmayacağı duygusu diğer bütün duygulara baskın gelebilir ve ekonomik krize rağmen buna göre yön tayin edebilirler.
  8. Muhalifler üzerimdeki baskı artırılacak. Yasaklar devam edecek. Bir takım sanatçıların söylem, giyim ve duruşları üzerinden gözdağı verirken bir tarafgirlik yaratılacaktır. Bunu aynı zamanda kendi tabanını konsolide etmek için kullanacaklar. Liste daha da uzatılabilir. Ama tüm bunlar meramımızı anlatmaya yeter sanırım.

Sonuçta ne olabilir?

Bu hamleler sonunda bir ölçüm yapıp seçim kararını ona gere verecekler. Muhalefet bu süreçte sadece vaatlerde bulunurken Erdoğan elindeki sonsuz olanaklarla somut adımlar atacak ve toplumda palyatif tedbirlerle geçici bir rahatlama yoluna gidecektir. Toplumda bir yalancı bahar havası estirip bundan sonuç çıkarmaya çalışacaklar.

Fakat bütün bunlara rağmen, ekonomik krizin bunalıma dönüştüğü bir ortamda anayasayı ihlal eden çıkışlar, AHİM kararlarını uygulamayan tutumlar, her türlü yolsuzluk ve hukuksuzluğu ayyuka çıkaran koropsi, baskıların artarak devam etmesi, bir kesim zenginleşirken önemli bir kesimini yoksulluk ve açlık sınırına mahkum edilmesi artık taşınacak bir yük olmaktan çıkmıştır. İktidar rızaya dayalı meşruiyetini büyük oranda yitirmiş, bu düşüşü durduramaz artık, çünkü durdurulma noktası çoktan geçildi.

Ahmet Özer kimdir?

Van’da doğdu, Van Atatürk Lisesi ikinci sınıf öğrencisiyken Hakkâri Lisesine sürgün oldu, 1977 yılında Diyarbakır Lisesinden mezun oldu. 1980’de Van Eğitim Enstitüsü’nü, 1986 yılında Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümünü birincilikle bitirdi, aynı üniversitede Sosyoloji Bölümünde yan dal yaptı.

Hacettepe üniversitesinde “Sosyoloji”, Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde ise “Bilim ve Siyaset Felsefesi” alanında olmak üzere iki mastır yaptı. 1995 yılında Hacettepe Üniversitesinde Sosyoloji Doktoru unvanını aldı. 

GAP Projesinde çalıştı. 1989 yılında hazırlanan meşhur Kürt Sorunu Raporu’na katkıda bulundu. Merkezi Diyarbakır’da olan “GAP Belediyeler Birliği’nin” kuruluşunu gerçekleştirdi, Genel Sekreterliğini ve Yönetim Kurulu üyeliğini yedi yıl yürüttü. Almanya, İtalya, İsrail, Filistin, Kazakistan ve Azerbaycan’da inceleme ve araştırmalarda bulunuldu, bu çalışmaları kitap olarak yayınlandı.

1997 yılında doktora sonrası ABD’nin sekiz eyaletinde demokrasi, insan hakları, başkanlık sistemi ve sosyolojik konularda araştırma ve incelemelerde bulundu ve bu çalışmalarını daha sonra profesörlük tezi olarak sundu. 1999 yılında Mersin Üniversitesinde Siyaset Bilimi doçenti oldu. 

2001 yılında YÖK tarafından Isparta SDÜ’ne sürgün edildi, bir yıl sonra geri dönmeyi beklerken üniversite ile ilişiği kesildi. YÖK aleyhine açtığı davayı 2004 yılında kazandı, tekrar üniversiteye geri döndü. 

Milliyet, Radikal, Özgür Gündem, Cumhuriyet gibi gazetelerde yazı ve makaleleri yayınlandı. Birçok ulusal ve uluslararası toplantı tertipledi, kongre ve sempozyumun düzenleme kurulu başkanlığını  yaptı. Bugüne kadar yayınlanmış 150 ulusal ve uluslararası bilimsel makalesi, 350 civarında bildirisi ve 36 adet kitabı bulunuyor. Çok sayıda ödülü bulunan Özer, dört dil biliyor.

17:18




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Facebook

Twitter
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler
İstatistikler
Toplam: 2335351
Aktif: 9
Bugün: 658
Dün: 930

Sitemizdeki yazı, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi