5 Aralık Dünya Toprak Günü Canlıların hayatının varlığı ve sürekliliği için vazgeçilmez konumda bulunan to...           • Çiğdem Ağca Tuzluca Belediye Meclisine Aday Adayı Oldu CHP’li Çiğdem Ağca Iğdır’ın Tuzluca ilçesi belediye meclis üyeliğin...           • Ölüm Sınırındaki 'Barış Elçilerinden' Ferzende Elbi İçin Acil çağrı HEDEP Iğdır Milletvekili Yılmaz Hun: Ölüm Sınırında bulunan "Barış Elçilerinden" ...           • Kürt Araştırmaları Derneği Yeni Yönetimini Belirledi Kürt Araştırmaları Derneği, 4’üncü Olağan Kongresi’ni gerçekleşt...           • Iğdır Düşünce Otağında “Zengezur Koridoru ” Konuşuldu Her hafta bir kişiyi konuk eden Iğdır düşünce otağının bu haftaki misafiri Araştırmacı y...           • Iğdır Hukuk ve Avukatlık Ortaklığı Bürosu Açıldı Iğdır’da ilk defa 5 avukat bir araya gelerek Iğdır Hukuk ve Avukatlık Ortaklığı bürosu ...           • Hüsnü Özyeğin Öğrencilerinden Kardeş Okula Kitap Yardımı Iğdır Hüsnü Özyeğin İlkokulu 3-E sınıfı öğrencileri öğretmenleri Hanım Şe...           • Afganistanlı Gazeteci: Mücadele Acının İlacıdır Afganistan’da 2021 yılının Aralık ayından bu yana kadınlara yönelik baskı, şiddet ve iş...           • Su Verimliliği Seferberliği Kapsamında Eğitimler Veriliyor Iğdır İl Tarım Ve Orman Müdürlüğü tarafından Su Verimliliği Seferberliği &cced...           • Halil Duman CHP’den Aralık Belediye Başkan Aday Adayı Oldu İş insanı Halil Duman Aralık ilçesinden CHP   belediye başkan  aday adayı ol...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
Reklam Alanı

Facebook

Son Videolar

T.Eser Kaçakçılarına Operasyon
44 İzlenme, 0 Yorum

İlk kez biz yayınlıyoruz
43 İzlenme, 0 Yorum

TJA: Uyuşturucuya Geçit Yok
46 İzlenme, 0 Yorum

TUHAY-DER'den Aile Buluşması
37 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Fıkraları
47 İzlenme, 0 Yorum

Süslü Kadınlar Bisiklet Turu
36 İzlenme, 0 Yorum

Ekrem Hoca Nasıl Dolandırıldı?
41 İzlenme, 0 Yorum

Ahura Mazda Iğdır'da
4046 İzlenme, 0 Yorum

Kürt Yusuf Kümbeti
4329 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Şahmeran Tepesi
4730 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır kMM'den Görüntüler
3775 İzlenme, 0 Yorum

Dengbej Zahiro İdîr'e Dibeje
4643 İzlenme, 0 Yorum
İstatistikler
Toplam: 2623683
Aktif: 32
Bugün: 1104
Dün: 2091

Ülkece Enkazın Altında Kaldık - Hasan ÇATAK

Ülkece Enkazın Altında Kaldık

Yazar: Hasan ÇATAK |  Tarih: 11 / 02 / 2023 |  Yazı Okunma: 485


6 Şubat 2023

Merkez üssü Pazarcık.

Saat 04.17.

Başta Kahramanmaraş olmak üzere Gaziantep,Malatya,Hatay,Adıyaman olmak üzere Güney Doğu Anadolu Bölgesi 7.7 ve 7.6 şiddetindeki iki depremle yerle bir oldu.

Fay sadece toprakta değil, yüreğimizde de derin kırıklar açtı.

Yaralandık  kalbimizden.

Ülkemiz bütünüyle fay hatları üzerinde.

Bunu herkes biliyor.

Bilim insanları yıllardır uyarıyor.

Deprem değil,demirinden çalınan binalar,plansız yapılan apartmanlar ,beton yığınları öldürür,diyorlar.

Büyük İstanbul Depremi ,sonra Erzincan,Çaldıran,Gölcük,Düzce,Varto,Bingöl,Van,Elazığ,İzmir depremleri. Hiçbirinden ders almadık.

Devletin,belediyelerin,mühendislerin suç ortaklığıyla " mezar evler" yapmaya devam ettik.

Siyasetçiler oy için,rantiyeciler para için kâğıttan karton evler yaptılar.

Art arda sayılar veriliyor.

Yıkılan bina sayısı.

Ölenlerin sayısı.

Kurtarılanların sayısı.

Ama bu felaket sayılarla anlatılacak felaket değil.

Çadırlar yine  kurulacak.

Yeni binalar yine yapılacak.

Depremzedelere yardım eli yine  uzatılacak.

Ortada devlet olmadığı yine görüldü.

Devlet yine enkazın altında kaldı.

Nato'nun en büyük ordusu yine sınıfta kaldı.

Siyasetçiler yine timsah gözyaşları döktü.

Acıyı paylaşırken bile yine kin ve nefret kustuk ,yine senin ölün,benim ölüm ayrımı yapıldı.

Yollar,havalimanları yine işlevini kaybetti.

Oy devşirmek için siyasetçiler yine ortalığa saçıldı.

Devlet büyüğü geliyor diye bütün yollar yine saatlerce trafiğe kapatıldı.

AFAD yıkılan bina sayısını 12 bin 141 olarak açıkladı.

Bırakın devletin elindeki araç  gereçleri.

Sadece Türk Ordusu'nda yıkılan bina sayısının en az on katı depreme müdahale edecek araç,gereç bulunuyor.

Ya devleti soyan Beşli Çete?

Dünyada en büyük ihaleleri alan;yaptıkları yolar,hastaneler,hava limanları,barajlar  depremle yerli bir olan Beşli Çete nerede?

Limak,Çengiz,Kolin,Kalyon Makyol adlı soygun çetelerinin araç gereçleri neden deprem bölgesine gönderilmedi?

Bu doğal yıkımlarda ilk 24 saat çok önemlidir.Ne yazık ki zamanında müdahale edilmedi. Ordu ancak ikinci gün depreme müdahale etti.

Bunu eleştirenlere Cumhurbaşkanı; alçak,şerefsiz,haysiyetsiz dedi.

Gözlerinden kin ve nefret okunuyordu canlı yayında.

Her siyasi olayda kâfir dediğimiz,düşman gördüğümüz ülkeler din,dil,ırk ayrımını akıllarına getirmeden yardıma koştular.

Ermenistan,Almanya,YunanistanABD,İngiltere,Çin,Fransa..

Vd.

Toplam 6 bin 636 yabancı yardım kuruluşu tüm teknik imkânları ile geldiler;soğuk,gece,gündüz demeden, aç, susuz kalarak enkaz altından bir canlı çıkarmak için canla başla çalıştılar.

Her kurtarılan canlıdan sonra sevinç çığlıkları attılar.

Kurtardıkları insanları,kedileri,köpekleri,kuşları bağırlarına bastılar.

Devletten umudunu kesen halk kendi arasında örgütlendi.

Devletin varlıklarına tahammül edemediği,binalarına geceleyin baskın düzenlendiği STK'ler,gönüllüler,özellikle sol görüşlü siyasi partiler ve dernekler insan gücüyle,araç gereçleriyle,maddi destekleriyle açılan yaralara merhem olmaya çalıştılar.

Haluk Levent,tek başına bir ordu gibi halkın yaralarını sarmaya çalıştı.

Düşünebiliyor musunuz, AHBAB derneğine bile saldırmaya başladılar.

Kötülük o noktaya gelmiş ki ,iktidar nerdeyse kendisine muhalif olan kim varsa onların yardımlarına engel olacak.

DİYANET'in 150 bin elamanı yoktu.

Erdoğan bir zamanlar ordu demişti bu sayı için.

Kime karşı savaş verecekti bu ordu.

İşte tam zamanı bu ordu neden yardıma koşmuyor?

Tarikatler yoktu.

İmam Hatipliler yoktu.

Ve devletin adı vardı kendisi yoktu.

Ama Allah var DİYANET çok güzel sela okuttu.

Düşünsenize enkaz altındasınız,sizi kurtaracak bir el arıyorsunuz,o anda enkaz altından sela sesi duyuyorsunuz.

Sela neden okunur?

Birkaç bakanlığın daha fazla bütçesi olan DİYANET'in başındaki adam bunu bilmez mi?

Bilir.

Selanın ölüm haberi olduğunu bilir.

Enkaz altında kurtarılmayı bekleyen bir insanın,enkaz üstünde ağlayan bir anne babanın bu sesi duyunca yaşayacağı psikolojik travmayı düşünebiliyor musunuz?

Bunu yetkililer neden düşünmez?

90 bin cami imamının görevi sadece sela okuyup cenaze namazı kılmak mı?

İnsanlıktan nasibini alamayanlar,vicdanı kararmış olanlar, yardım için gelen insanlara,habercilere saldırıyorlar.

Bir Arap uşağı, yüzlerce TIR'la,itfaiye aracıyla yardıma koşan bir belediye başkanına kin ve nefret kusuyor,kuduz bir köpek gibi ağzından salya akıtarak ona ,"İngiliz uşağı'' diyor.

Hâlâ enkaz altından canlı insanlar çıkarılıyor.

Eğer zamanında müdahale edilseydi can kaybı bu kadar fazla olmazdı.

Kurtulanlar da yaşam mücadelesi veriyorlar.

Su yok.

Elektrik yok.

İlaç yok.

Hastane yok.

Ekmek yok.

Çadır yok.

Battaniye yok.

Oğullarını,kızlarını,torunlarını,ana ve babalarını kaybeden,sağ kalan bu insanlar, yaşama tutunmaya çalışıyorlar.

Bir baba,utanarak,ağlayarak hırsızlık yaptığını canlı yayında anlatıyor.

Bu babanın yarasını kim iyileştirecek?

Bu deprem bizi kalbimizden,duygularımızdan da vurdu.

Evde kurduğumuz sofrada yediğimiz yemek boğazımızda düğümleniyor.

Giydiğimiz ayakkabıdan,hırkadan,paltodan,düğmesine dokunduğumuz elektrikten,bizi ısıtan sobamızdan,kalorifer peteğinden utanıyoruz.

Üzerimize örttüğümüz yorganı bir beton yığını olarak görüyoruz.

Deprem bölgesinde birbirini tanımayan insanlar,depremden sağ kurtulan insanları görünce birbirine sarılarak ağlıyorlar.

Bundan sonra ne ile karşılaşacağımızı da bilmiyoruz.

Bazı yaralar,ne yapsanız yapın kapanmaz,iyileşmez.

Bu yıkım da bizde iyileşmez yaralar açtı kalbimizde,duygularımızda.

Bu,bizim büyük çaresizliğimiz.

Ama devlet hemen çareyi buldu.

OHAL ve yasaklar.

Ülkede tek adam rejimi vardır.

Cumhurbaşkanı tek başına  her şeye karar verebiliyor.

Yetkililer tek başlarına inisiyatiflerini kullanamıyorlar.

Her yetkili konuşmaya başlarkan besmele çeker gibi," sayın cumhurbaşkanımızın tensipleriyle" diyerek sözüne başlıyor.

Geçen yılki orman yangınında da cumhurbaşkanının emriyle yangına müdahale edildiğini söyleyen ve aklını saraya kiralayan bakanlar vardı.

Sosyal medyadaki iletişim sınırlandırıldı.

Twitter üzerinden insanlar birbirine ulaştı.

Nerede canlı var?

Hangi enkazda kurtarma aracı yok?

Hangi yollar kapalı?

İnsanlar bir bardak suyu,bir dilim ekmeği nereden temin edebilir?

Ölülerini nereden alabilirler?

İlaç nereden alacaklar?

İnsanlar sosyal medya üzerinden haberleşerek  acıları dindirmeye çalıştılar.

Neden yasak getirildi?

Bunun iki nedeni var:

1-Devletin enkaz altında kaldığını gizlemek.

2-Muhalefeti susturmak.

Hâlâ başka insanların acısını sömürenler var.

Hâlâ başkalarının yangınıyla ısınanlar var.

Hâlâ  canlı yayında bunu kader olarak açıklayan sözde akademisyenler,şeyhler,şıhlar var.

Hâlâ yardım yapılırken Suriyeli,Türk,Alevi,Sünni ayrımı yapanlar var.

Örgütlü kötülük bugün bile iş başında.

Yapılacak tek şey var:

Örgütlü kötülüğün karşısında iyiliği örgütlemek.

Ülkemizin başı sağ olsun.


23:30




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

Sitemizdeki yazı, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi