Iğdır'da Bir İlk: 1000 Derecelik Ateşte “Çukur Pişirimi” Sanatı! Iğdır'da Bir İlk: 1000 Derecelik Ateşte “Çukur Pişirimi” Sanat Yolculuğu! &nbs...           • İl Emniyet Müdürü Turgay'dan Gençlerle “Güvenli Gelecek” Buluşması Iğdır’da Gençlerle “Güvenli Gelecek” Buluşması: Emniyet Müd&uum...           • Emek ve Demokrasi Platformu’ndan eğitimde şiddete tepki (video) Eğitimde şiddete tepki gösteren Emek ve Demokrasi Platformu’ndan iş bırakma &ccedi...           • Adem Turaç: Siverek’teki Saldırıyı Şiddetle Kınıyoruz Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede meydana gelen silahlı saldırıya ilişkin An...           • Iğdır Türk Eğitim-Sen'den okullardaki şiddete karşı çağrı Türk Eğitim-Sen Iğdır İl başkanlığı Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan...           • Iğdır Eğitim-Sen'den OKULLARDA ŞİDDETE HAYIR! Açıklaması Iğdır Eğitim Sen, İl Milli Eğitim Müdürülüğü önünde Şanlıurfa&r...           • Dolandırıcılıkla mücadelede en büyük güç dikkat ve işbirliğidir (video) Dolandırıcılıkla mücadelede en büyük güç; sizin dikkatiniz ve emniyet t...           • Küllük Köyü Öğrencileri Biyoteknoloji Laboratuvarıyla Buluştu Iğdır merkeze bağlı Küllük Köyü Ortaokulu öğrencileri Ziraat Fakülte...           • Su verimliliği seferberliği kapsamında farkındalık eğitimi veriliyor Su Verimliliği Seferberliği Kapsamında Okullarda Farkındalık Eğitimleri Gerçekleştiriliyor ...           • Iğdır’da Havacılık Veri Merkezi İçin İlk Resmi Adım Atıldı! Iğdır Üniversitesi ile KEYVAN Havacılık arasında gerçekleştirilen stratejik iş birliği...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
Son Videolar

Eğitimde şiddete tepki
23 İzlenme, 0 Yorum

Sorumsuzluktan Facia Yaşandı!
34 İzlenme, 0 Yorum

Dolandırıcılıkla mücadele!
31 İzlenme, 0 Yorum

DAİB'li Atalar Iğdırda Konuştu
104 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da GES İstemiyoruz!
108 İzlenme, 0 Yorum

M. Emin Çam İçin Acil Çağrı
80 İzlenme, 0 Yorum

Halepçe Soykırımı Tanınmalı
114 İzlenme, 0 Yorum

Halepçe Kara Günün Adıdır
93 İzlenme, 0 Yorum

Kadir Gecesinin Önemi
87 İzlenme, 0 Yorum

Peygamberlerin Ortak Daveti
105 İzlenme, 0 Yorum

2026'nın Newroz Ateşi Yakıldı
113 İzlenme, 0 Yorum

Yılmaz Hun'un Newroz Konuşması
100 İzlenme, 0 Yorum

Vekil Akın'dan Newroz Mesajı
101 İzlenme, 0 Yorum
Facebook

İstatistikler
Toplam: 3845989
Aktif: 24
Bugün: 436
Dün: 2440
Reklam Alanı

.

Doğru bilinen yanlışlar - Akay AKTAŞ

Doğru bilinen yanlışlar

Yazar: Akay AKTAŞ |  Tarih: 27 / 09 / 2025 |  Yazı Okunma: 979


Iğdır büyük ve canlı bir ilçe. İklim ve verimli ovası bu canlılığın ana nedenidir.


 Kültürü de Osmanlı tabir ettiğimiz Osmanlı Devletinden farklıdır. Zira yüzlerce yıl Doğudaki Türk devletlerinin yönetiminde kalmıştır. Pek az Osmanlı yönetiminde ve 92 yıl kadar Rus işgalinde kalan Iğdır, doğal olarak Pers-İran coğrafyasında hüküm süren Türk devletlerinin bir parçasıdır. Dolayısıyla mezhep-lehçe ve kültür olarak da bu bölgeye aittir.


Iğdır Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılınca eski kültürel gelenekleri aynen devam etmiştir. Hala da etmektedir.

         Iğdır 1960 lara kadar 6-8 bin nüfuslu bir ilçedir. Bu nedenle de öyle tarihini kültürünü araştıracak, kağıda dökecek akademik çalışma yapacak bir aydın, bilgi belge de pek bulunmamaktadır.


         Iğdır ile ilgili ilk tarihi çalışmayı Ortaokul Müdürü ve tarihçi Veli Orkun yapmıştır.1958 yılında yapılan bu çalışma o günün şartlarına göre gerçekçi ve belgesel bir kitap niteliğindedir.

         Daha sonra Nizamettin Onk, Nihat Çetinkaya Iğdırla ilgili kitap bastırdılar. Nizamettin Onk’un kitabı tarihi gerçekler bakımından önemli bir çalışmadır.


Nihat Çetinkaya’nın çalışması ise Iğdır boylarının kökenleri ve yer adları üzerine yapılan bir araştırmadır.


         Ardından Mücahit Özden Hun Iğdır Sevdası adlı 3 ciltlik bir kitap yayınladı. Özellikle babası merhum Mecit Hun’un hatıra ve notlarından gazete yazılarından yola çıkarak yaptığı çalışma o yıllarda yaşayan canlı tarih diyeceğimiz abide kişiler ile yaptığı röportaj ve sohbetler Iğdır’ın unutulmaya yüz tutan tarihi, sosyal kültürel olaylarını belge ve resimler ile kayıt altına aldığı değerli bir kitaptır.


         Prof. Dr. İbrahim Güner’in Iğdır üzerine yaptığı doçentlik tezi ise büyük bir boşluğu dolduran akademik bir eserdir.

         1992 Yılında Ermenistan’ın Karabağ’a saldırması sonucu bir gece alınan hükümet kararıyla Kars vilayeti üçe bölündü ve Ardahan-Kars-Iğdır vilayetleri ihdas olundu.


 Avrupa’da Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması (AKKA) çerçevesinde sınırda bir alaydan fazla askeri birlik bulundurulamıyordu. Kars üç il haline gelince sınırda her il için jandarma ve hudut alayları istihdam edilebildi.

         Iğdır’ın idari olarak bir gecede il olması onu il yapmadı. İlçe müdürleri, şefleri bir gecede müdür olmasına oldular da ne yapacaklarını da şaşırdılar. Bu noktada ben kurumlara Valilikte günlerce seminer verdim.


         Mazot ticaretinin getirdiği ekonomik canlılık ve liyakatsız müdürler aydın geçinenler yazarlığa soyundular. Kitaplar bastırdılar. Ne ciddi bir araştırma ne bilgi ne belge olmadan kulaktan dolma bilgiler ile kitaplar basıldı.


         İnternet denilen SANAL AĞIN yaygınlaşmasıyla birlikte bilgi kirliliği de aldı başını gitti.

         Dilucu’nu Atatürk tarafından parayla satın almasından tutun, ilk Belediye Başkanının özünde 7.nci sırada olan Rıza Yalçın’ı ilk belediye başkanı gösteren dehşetengiz makaleler yazıldı. Hatta pek büyük bir araştırmacı Kaça-kaç denilen 1918-20 yılları arasında Iğdır’da 50 tabur milis olduğunu dahi iddia etti.


         Bilindiği gibi 50 tabur asker 25.000 asker, başka bir deyişle kolordu eder. Eğer Iğdır’da bu kadar bir milis vardıysa bir avuç Ermeni komitacıları nasıl o katliamları yapabildiler.


         Bir başka derin araştırmacı doçent unvanlı birisi Iğdır üzerine yazıp belediye marifetiyle bastırıp yayınladığı kitapta Iğdır’ın ünlü Bozbaşını tarif ederken gerekli malzeme:

         -Yarım kilo kuşbaşı dana eti

         -Yarım kilo lepe (nohut yarısı)

         -Bir paket margarin gerekli diyor ve bu yemeğimizi katlediyordu.


         Bu zat-ı muhterem anasına, ninesine sorsaydı, onlar doğrusunu söylerdi. Bozbaş koyunun maçasından yapılır. Lepe değil nohut kullanılır. Yağ atılmaz Etin kendi yağı ve bir parçada kuyruk yağı ile pişirilir.

         Bu ve benzeri hatalar beni hayli rahatsız etti. Hepsine gazetemde cevap verdim vermesine ama ne kadar etkili olabildim diye sorarsanız sıfır derim.


O kadarki benim gibi birkaç tarihi ve Iğdır’ı bilen insanın aradan çıkmasıyla bu yanlış bilgiler gelecek kuşaklar için hatalı bilgiler yumağı olarak zihinlere ve kayıtlara geçecektir.

         Böylece bu çalışmanın hayata geçmesi için bir öneride bulundum. Sayın Vali Ercan Turan ve Sayın Rektör Ekrem Gürel konuya sıcak baktılar ve böylece bir komisyonun kurulmasına karar verildi.


         Takdir ve teslim edileceği gibi bu çalışmanın fikir babası benim. Ama bu yetmez. Her konuda bilgili olmadığım gibi birçok kaynağa belge ve bilgiye resmen ulaşabilmemin de imkânı yoktur. Zira sıfatım unvanım olmadığı gibi konunun ekonomik ve idari boyutu da vardır.


           Komisyon bunları ve varsa daha başka yanlışları da titiz bir çalışma ile gerçekleri bulup kamuoyuna sunmak ve bu DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLARI düzeltip bizden sonraki kuşaklara sağlam güvenilir bilgiler aktarmaktır.

         Komisyon olarak dün yani 23/Eylül/2025 Günü Üniversite Konukevinde toplandık.

         Doç.Dr. Suna Altan, Doç.Dr.Oğuz Şimşek, Öğr.Görevlisi Arslantürk Akyıldız ve naçizane ben Doğru Bilinen Yanlışlar üzerinde meşverette bulunduk. Bilgi ve belgeleri masaya yatırdık.


1-Iğdır’ın Kurtuluşu 12 KASIM MI-14 KASIM MI?


  


Esasen yıllarca Iğdır’ın Kurtuluşunu 12 Kasım olarak andık ve kutladık. Kaç kuşak 12 KASIM İlkokulundan mezun olduk. Sonra bir prof ortaya çıktı ve 14 Kasım’da Iğdır Kurtuldu dedi. Yetkilileri ikna etti ve kırk yıllık kâni oldu yani. Geçmişimizden anılarımızdan koptuk. Ortak hafızamız gitti. Ve o tarihi okul binası da yıkıldı.


 


 2-Dilucu ve Küçük Ağrı Dağı’nın parayla 1920 yılında alınması


Türkiye’de iki konu hep para kazandırır. Din ve Atatürk.

Birkaç yıl önce Yılmaz Özdil Sözcü Gazetesi’nde Atatürk’ün Dilucu’nu ve Küçük Ağrı’yı kendi cebinden verdiği parayla satın aldığını yazdı. Serdar Ünsal’da ondan alıntılayarak Yeşil Iğdır’da yazdı. Böylece O büyük Adam’ın hanesine bir olay daha yazılmış oldu. Ama tamamen tarihi gerçeklere aykırı olarak. Olayın özü şu:1926 da patlak veren Ağrı İsyanını devlet bastırmakta çok zorlandı. Zira isyancılar Küçük Ağrı’nın öte yamacına yani İran’a geçiyorlardı. Ve böylece Türk askerinin takibinden kurtuluyorlardı. İşte Atatürk bu noktada görüşmeler vasıtasıyla Küçük Ağrı’yı İran’dan toprak mübadelesiyle Türkiye sınırlarına kattı.

 

  Konuya devam edeceğim.


Iğdır'ın Kahramanı Çankırılı Mehmet Çavuş'a Genelkurmay Arşivinde Rastlanmadı

Iğdır'ın işgalden kurtuluşu sırasında şehit düştüğü için kahraman ilan edilen ve şehitler anıtına adı verilen 'Çankırılı Mehmet Çavuş' diye tanınan Mehmet Özgür'ün ismine Genelkurmay kayıtlarında rastlanmadı.

Valilik tarafından kurulan komisyon Mehmet Çavuş Anıtı'nın isminin Mehmetçik Anıtı olarak değiştirilmesine karar verdi. Haberhttp://www.haberler.com/igdir-in-kahramani-cankirili-mehmet-cavus-a-6387247-haberi/

16:29




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

Sitemizdeki yazı, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi